26/11/2009

Karşılıksız çek kesen mi, çeki tahsil edemeyen mi mağdur

Arkadaşlarım  Gazete Vatan’da Aydın Ayaydın’ının makalesi var Sayın, Ayaydın yayınlanmış bir makalesinden dolayı yüzlerce e-mail aldığını ifade ediyor, çek mağduru arkadaşlarımız e-mail göndermişler, ama bir o kadarda bizleri karalayan mailler aldığını ifade ediyor, Arkadaşlarım karşımızdaki kişiler boş durmuyor, Bugün Referans gazetesinde de bir yazı daha vardı, iki lobi karşı karşıya ile başlayan…

Bizlerin aleyhine çalışan kişilerin kim olduklarını çok iyi biliyoruz, Avukatlık bürolarındaki şık koltuklarında oturanlar ve yönlendirilmiş sekreterleri, Rant sektörü finans şirketlerinin yönlendirilmiş elemanları.. kendilerini alacaklı olarak tanıtıyorlar…

Arkadaşlarımıza Haksızlık yapmak istemiyorum içimizde tüm gücüyle çalışanlar var mutlaka, bu siteye faaliyetleri hakkında tek yazı yazmayan ama tüm gücüyle mücadele edenler var şüphesiz,

Arkadaşlarım ama bu faaliyetlerimizle ilgili bu platformlara yazı yazmadığımız zaman,cabalarımızı dile getirmediğimiz zaman mücadele etmek isteyenlerinde şevki kırılıyor ve mücadeleden kopmalar başlıyor ve samimi olarak şunu ifade etmek istiyorum, bunu böyle sürdüreceksek yeniliriz ve aleyhimize çalışanların hem ekonomik hem sosyal alanda üstün konumda olduklarını düşündüğümüzde çek mağdurlarının sayısı ne kadar fazla olursa olsun fark etmiyor, büyük bir hezimet yaşayacağımız ve acılarımızın belirsiz bir zamana kadar dinmeyeceği de kaçınılmazdır.. Şu anda gözüken bu…

Alıntı:

http://www.cekmagdurlari.com/2009/11/karsiliksiz-cek-kesen-mi-ceki-tahsil.html

26/11/2009

Cezaevlerindeki doluluğa çözüm bulundu!

Cezaevlerinde hükümlü ve tutuklu sayıları kapasitenin çok üzerine çıktı ve Adalet Bakanlığı yeni çözüm arayışına girdi. Cezaevlerinin kapasitesini arttırmak için kollar sıvandı ve iki formül üzerinde çalışma başlatıldı.

Cezaevlerinin toplam kapasitesi 104 bin 690, fakat cezaevlerinde 28 Eylül 2009 itibariyle toplam 114 bin 647 tutuklu ve hükümlü var..

236 ise cezaevinde kapasitenin çok üzerinde tutuklu ve hükümlü barındırılıyor.

CEZAEVLERİNE EK YENİ KAPASİTE
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, artan mahkum sayısının ihtiyacı karşılanması amacıyla hazırlanan ve 2009 ve 2014 yıllarını kapsayan cezaevi yatırım planlaması uyarınca 2014 yılı sonuna kadar cezaevlerinin 142 bin 99 kişilik kapasiteye ulaşmasının hedeflendiğini belirtti.

KAMU BİNALARI CEZAEVİ OLACAK
Adalet Bakanı Sadullah Ergin cezaevlerindeki doluluk sorununun aşılması için en kısa zamanda kullanılmaz durumdaki kamuya ait taşınmazların açık ceza infaz kurumuna dönüştürülmesi ve mevcut kapalı ceza infaz kurumlarının sahalarına ek bina yapılması çalışmalarına başlandığını belirtti
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, adalet sisteminde reform niteliğinde köklü değişiklikler yapıldığını, insan hak ve hürriyetlerine uygun, çağdaş ve modern düzenlemeler getirildiğini belirtti ve bu yönde yapılan çalışmalar sonucu Türk infaz kurumları, yönetim, eğitim, fiziksel yapı ve işleyiş olarak dünyanın pek çok ülkesinden ve Avrupa Birliği üyesi ülkelerin pek çoğunun infaz sistemlerinden daha iyi duruma getirilmiştir dedi. !!!

http://www.cekmagdurlari.com/2009/11/cezaevlerindeki-doluluga-cozum-bulundu.html

14/11/2009

Karşılıksız çek hapsi

Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Karşılıksız çek hapsiyle karşı karşıya kalan esnaf için” Mağdurdurlar ifadesini kullanmıştı, keza Adalet Bakanı olduğu ilk günlerde TBMM kürsüsünde Karşılıksız çek hapsi ve çek yasasında 2009 yılı uyumsuzluk nedeniyle oluşan boşluk nedeniyle farklı mahkeme kararları hakkında sorulan sorular karşısında Bunlar haklı taleplerdir, gelin el birliğiyle bunu düzeltelim ifadesini kullandığını biliyoruz..

Sadullah Ergin, Hukukçu kimliği, ve özellikle seçim bölgesi Hatay da halkın içinde olmaya caba gösteren yapısıyla tanınıyor, Halkın sorunlarını yakından takip ediyor, vatandaş tarafından kolaylıkla ulaşılabilir bir isim, bu nedenle sorunları dinleyen ve vatandaşın ne gibi sıkıntısı olduğu konusunda fikri olan bir bakanımız..

Adalet Bakanı ve cezaevlerinde karşılıksız çek nedeniyle bulunanların sayısını konumu itibariyle net olarak biliyor.. Muhalefet Partilerinin yazılı ve sözlü soru önergelerinde istemiş olduğu Karşılıksız çek nedeniyle Ceza İnfaz Kurumlarında bulunan tutuklu sayısı hakkında bildirilen sayının gerçekçi olmadığı hepimizin bildiği bir konu, cezaevlerinden tahliye olan yada cezaevlerin bulunan arkadaşlarımız koğuşlarda bulunan yetmiş kişiden otuzu karşılıksız çek nedeniyle tutuklu derken ve bu genellemenin Türkiye’de bulunan tüm cezaevlerinde böyleyken, Adalet Bakanlığından gelen veriler neden 2000 kişi ?

http://www.cekmagdurlari.com/2009/11/karsiliksiz-cek-hapsi-yasadan.html

14/11/2009

Karşılıksız çek kesen

Çek mağdurları ile ilgili yazım nedeniyle bir çok mail aldım. Bu maillerin bir kısmı çekten dolayı cezaevinde olanların yakınlarından, bir bölümü de müşterisinden alınan karşılıksız çeki tahsil edemeyen ve bu nedenle iflasın eşiğine gelenlerden. Her iki taraf da kendisini çek mağduru olarak görüyor.
Altına imza attığı çeki ödemediği veya ödeyemediği için binlerce kişi cezaevinde. Binlerce kişi de cezaevine girme hazırlığında. Çek mağduru olduğunu söyleyen bu kesimlerden aldığım mesajlarda bakın neler var
Ekonomik kriz nedeniyle çeklerimizi ödeyemedik ve bu nedenle cezaevine girdik.
Karşılıksız çek yüzünden farklı mahkemelerde yargılandım, bu mahkemelerin bazıları adli para cezası verdi, bu adli para cezasını yatıramadığım için cezaevindeyim. Bazılarında ise ceza verilmedi. Hakimler de kanunu farklı uyguluyor.
Çekimi ödeyemediğim için beni yargılayan hakim ceza verdi hapse girdim. Aynı şekilde yan komşumun da birçok çeki karşılıksız çıktı. Yargılandı ve ceza almadan kurtuldu. Bana ceza veren hâkim de, komşuma ceza vermeyen hakim de aynı kanuna göre karar verdi. Sonuçlar farklı. Bu nasıl adalet?
Devlet, çekini ödeyemeyen ile çekini tahsil edemeyenlerin uzlaşamamasından hakimin verdiği adli para cezası ile rant elde ediyor. Diyelim ki mahkeme çekini ödemeyen birine 100 bin TL adli para cezası verdi. Bu kişide bu para olsaydı zaten alacaklısına verir ve yargılanmazdı. Demek onda para yok, devlete bu parayı nasıl yatırsın. Diğer taraftan diyelim ki bu şahıs adli para cezasını yatırmadığı için cezaevine girdi ve çıktı. Çek alacaklısının alacağı yerinde duruyor. Bu ne olacak?
http://www.cekmagdurlari.com/2009/11/karsiliksiz-cek-kesen-mi-ceki-tahsil.html

08/11/2009

Karşılıksız çek hapsi, Çek Yasası’ndan çıkartılıyormu?

Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Karşılıksız çek hapsiyle karşı karşıya kalan esnaf için” Mağdurdurlar ifadesini kullanmıştı, keza Adalet Bakanı olduğu ilk günlerde TBMM kürsüsünde Karşılıksız çek hapsi ve çek yasasında 2009 yılı uyumsuzluk nedeniyle oluşan boşluk nedeniyle farklı mahkeme kararları hakkında sorulan sorular karşısında Bunlar haklı taleplerdir, gelin el birliğiyle bunu düzeltelim ifadesini kullandığını biliyoruz..

Sadullah Ergin, Hukukçu kimliği, ve özellikle seçim bölgesi Hatay da halkın içinde olmaya caba gösteren yapısıyla tanınıyor, Halkın sorunlarını yakından takip ediyor, vatandaş tarafından kolaylıkla ulaşılabilir bir isim, bu nedenle sorunları dinleyen ve vatandaşın ne gibi sıkıntısı olduğu konusunda fikri olan bir bakanımız..

Adalet Bakanı ve cezaevlerinde karşılıksız çek nedeniyle bulunanların sayısını konumu itibariyle net olarak biliyor.. Muhalefet Partilerinin yazılı ve sözlü soru önergelerinde istemiş olduğu Karşılıksız çek nedeniyle Ceza İnfaz Kurumlarında bulunan tutuklu sayısı hakkında bildirilen sayının gerçekçi olmadığı hepimizin bildiği bir konu, cezaevlerinden tahliye olan yada cezaevlerin bulunan arkadaşlarımız koğuşlarda bulunan yetmiş kişiden otuzu karşılıksız çek nedeniyle tutuklu derken ve bu genellemenin Türkiye’de bulunan tüm cezaevlerinde böyleyken, Adalet Bakanlığından gelen veriler neden 2000 kişi ?
Aslında, hata ve yanlış bilgilendirmenin nedenini anlamak zor değil.

Cezaevlerinde 3167 sayılı kanuna göre tutuklu olanların sayısı iki bin kişidir, şirket adına yetkisiz imza atmak, bankalar tarafından çek imzalamaya yasaklı olduğu halde çek kullanmak, gerçek kişi olduğu halde çeki bir başkasına imzalatmak ve sadece bu nedenlerle 3167 sayılı kanuna muhalefet nedeniyle cezaevlerinde olan kişi sayısı iki bin kişi yada basında yazdığı kadarıyla 1451 kişidir..

Cezaevlerinde Adli Para cezası nedeniyle tutuklu olanların sayısı kaçtır? Hukukumuzda Adli Para cezasını gerektiren kaç suç unsuru vardır?

Muhalefet Partileri Adalet Bakanlığından Adli para cezalarını ödeyemedikleri için cezaevlerinde tutuklu olanların sayısını istemiş olsaydı, bu konu açıklığa kavuşmuş olacaktı..

Sıkıntı ve sorun Adalet Bakanlığını yangın yerine çevirmiştir, karşılıksız çek nedeniyle haklarında tutuklama kararı çıkmış ve kaçak sayısının yüzbinleri bulması ve dava açılmış karar aşamasındaki yüzbinler ise Adalet Bakanlığının elinde bir saatli bomba gibi ve bunlara kanundaki boşluk, kanun maddelerine aykırılık eklendiğinde Adalet bakanının bu sorunu mutlaka çözmesi gerektiğini gösteriyor..
Link:
http://www.cekmagdurlari.com/2009/11/karsiliksiz-cek-hapsi-yasadan.html

27/10/2009

Karşılıksız çek suçu; ya diğer suçlar!

Eşim 40 gün önce karşılıksız çek suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi
Kızım özel okulda okuyor ama okulun sahibi eşimin lise arkadaşı, tam burs alarak masrafsız okuyor, ama kızımda hak ediyor çünkü sınıfının değil, tüm 6. sınıfların içinde birinci, “bütün bu yaşadıklarına rağmen, bütün bu kaçışlara, parasızlığa, evsizliğe,imkansızlıklara rağmen” başarısında hiçbir eksilme olmadı.

Kızımızın okulu 14 Eylülde açıldı, her sene olduğu gibi ilk gün beraber gittik okula, törenden sonra okuldan çıktık arabaya bindik, o saniye arka kapı açıldı içeri 3 kişi girdi oturdu,adamlardan biri bağırmaya başladı "seni bulamayacağımızı zannettin" eşime belindeki tabancayı göstererek arabayı sür dedi, boş bir yere gelince arabayı durdurdular..

Tehditler başladı, çekleri neden ödemedin, parayı bugün bulup bana vereceksin, başka yolu yok, para gelene kadarda seni bırakmayacağız, ya öleceksin, ya çek borcunu ödeyeceksin, adamlarım yemin etti seni öldürmeye, seni gördükleri yerde bir şarjör boşaltacaklardı midene, şimdi ben tutuyorum, parayı verme ben yapacağım şimdi artık, diye bağırdı durdu, eşimde paramızın olmadığını, bulamayacağını söyledi hep, ama nafile..

Bana dönüp, parayı bul kocanı kurtar, deyip arabada beni bıraktılar , eşimi kendi arabalarına alıp gittiler, bu arada araba bizim kendi arabamız da değil eşimin teyzesinin arabası, kızımızı okulun ilk günü olduğu için almıştık….

Ne yapacağımı şaşırdım, hayatımda bu kadar telefonda konuştuğum bir günü hatırlamıyorum, eşimin karşılıksız çek nedeniyle araması var biliyoruz ve onlarda polise gidemeyeceğimizi bildikleri için rahatlar.

bu adamlar atölyeci bize fason mal dikiyorlarmış ama işlerimiz iyiyken o kadar çok iş veriyorduk ki onlara başka kimsenin işini yapmadan sadece bize çalışıyorlardı, iflas ve batış olayları patlak vermeye başladığı günlerde bir kere karşılaşmıştık,

Benim kocam çok gururludur, herkes gibi, belki de iflası kabullenmedi, sıfırdan başlayıp 10 m.karelik bir dükkandan çok iyi yerlere gelmişti, kurtaracak sandı ne var ne yok satıp çekleri ödemeye çalıştık ama olmadı olamadı..

Eşimin bu adamlara çek borcu varmış, o gün hepsini istedi bizden, para yok ki iflas etmişiz nereden bulacağız? zaten kaçak olduğumuz için kimseyle görüşmüyoruz, teyzesinin bir evi vardı onu adamların üzerine geçirelim dedik bunları bulduk adama dedim ev var ilk önce tamam dedi daha sonra  daha fazlasını istedi, siz yanlış anladınız miktarı serbest bırakabilmemiz için daha fazla istiyoruz dediler, o an ben bittim zaten, bunlar eşimi öldürecekler, çünkü bulmama imkan yok…

Sabah 6 da telefon çaldı eşim telefonda, kaçtım geliyorum dedi, evi terk edip bir tanıdığımıza gitmemizi söyledi ve eşimde  oraya geldi, yarım saat sonra telefonlar başladı, telefona cevap vermiyoruz, mesajlar gelmeye başladı, bittin, öleceksin, artık karın kızında ölecek, daha neler neler, ne yapacağımızı bilemedik, tek çare polise gitmek,

Bir tanıdık vasıtasıyla G.B.T. ye baktırdık eşim temiz çıktı, nasıl olur ya dedik,  çek davaları düştü mü acaba dedik çok sevindik boşuna polisten gizlenmişiz, hemen karakola koştuk.. Karakolda ifadeler verildi, komiser pek inanmadı, darp yok, iz yok, dayak yok bu nasıl kaçırılma dedi, o esnada mesajlar gelmeye devam ediyordu, polis mesajları okuyunca istemeye istemeye tamam dedi yakalama çıkartıyoruz ben arabalarının plakasını almıştım, onu da verdik  eve döndük..

Ertesi gün tanıdıklarımızın aracılığı ile bir avukat bulduk, eşim buluşup tam avukata giderken komiser aramış, gelin müjdeli haberlerim var diye, geri dönmüş eşim, gitmiş komiserin yanına, 2 dakika sonra polis geliyor komiserin yanına abinin karşılıksız çek vermekten tutuklaması var….şok ..

Beni aradı eşim, bende yakalandı adamlar haber verecek zannettim, sadece şunları dedi, çok kötü şeyler oluyor, sana anlatırlar, telefon kapandı…

Avukat aradı eşimi kaçıran adamlar yakalanmış, ifadeleri alınmış ve serbest bırakılmışlar, kanunlar adam kaçırmayı, ölümle tehdit etmeyi suç saymıyor sanırım, hala arayıp benimle görüşmek istediklerini çekleri bir şekilde ödememi söylüyorlar.

Bu adamların mahkemeye bir ifadeyle hemen serbest kalacağını, hiç düşünmemiştik, eşim dışarıda olsaydı mutlaka bulup öldürürlerdi, şimdi en azından o içeride ama güvende diyorum.

Bizim yaptığımız ticari bir hata, yada beceriksizlik olsun adı, sonucu: çek borcun var diye tüm özgürlüklerin elinden alınıyor, devlet seni yakalamadan, peşindekiler yüzünden hapis hayatı yaşıyorsun zaten, alacaklı seni öldürse elini kolunu sallayarak gezecek nerdeyse, borçlarını ödemek için her işte çalışmaya razısın, ama yok o fırsat tanınmıyor..

Şimdilik ben saklanıyorum, ama kızım okuyor, okumak zorunda!!

Benzer yazılar: En tehlikeli örgüt ‘ÇEK MAĞDURLARI’

 

27/10/2009

Çek yasası hapis cezalarına devam..

Çek yasası tamamıyla ele alınmalıdır, sağına ve soluna yapılacak müdahalelerle sorunu çözmek pek mümkün değil. Zira çek yasasıyla ilgili olarak bankaların sorumluluğu hiç dikkate alınmıyor. Ayrıca çekin senet gibi kullanılması ve getirdiği büyük külfetler de hiç dikkate alınmıyor.

Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, çekte kısmi ödeme yapmış olanlar için adli para cezasının düşürülmesi yönünde uzlaşıldığını söylüyor. Ancak bu, büyük sorunun ne kadarını çözebilir yada nasıl çözebilir ki? Gerçekten çek yasası çok kritik bir konu ve acilen ele alınıp düzenlenmesi gerekiyor. Gerçek şahıslara ve şirketlere olduğu kadar, çek defteri düzenleyen bankalara da bir taraftan sorumluluk yüklemek icap ediyor.

Çeke olan güveni artırmak veya güven kaybının önünü geçmek yerine güvenilir ve işleyen bir ödeme sistemi kurmak gerekiyor. Bir çok gelişmiş ülkede çek nasıl kullanılıyorsa, Türkiye’de benzeri yapılanmaya gidilmelidir. Çek, karşılıksız para basmak veya hatır çekiyle insan aldatmak ve olmayan geleceği satmak gibi konumlardan kurtarılmalıdır.
Yeni düzenlemede de elbette hapis cezası olabilir. Ama bunun tanımı hapis cezasını hak ettirecek şekilde yapılmalıdır. Çek kanunu uygulamasında alacaklı, muhatabını hapse gönderiyor. Yetki tamamen alacaklı tarafta, yetki şahıslarda değil adli makamlarda olmalıdır. Bankacılık sistemimizde çek kullanımı farklı algılanıyor. Çek para demekken, farklı bir uygulama yapılıyor.

Bankaların çek defterlerini nasıl verdikleri ortada. Üstelik bu sistemi en acımasız kullanan, en fazla verim alıp, zarar görmeyen de onlar. Bankada parası olana ya da nakit kredibiletisi bulanana çek verilmesi gerekirken, müşteri edinme mantığı öne geçiyor.

Bir başka husus ise karşılıksız çeklerin büyük çoğunluğunun limitet şirketler kaynaklı olması. Şahıs her şeyi ile mesulken, şirketler mal varlıklarıyla sınırlı. Böyle bir durumda çeki veren bankaların mesul olması, kefil durması gerekmez mi?
Çözüm olarak, bankalar çek ödeme hesaplarını özel bir hesapta, teminatlı olarak toplayabilirler. Kesilen çek Yaprakları takip edilir, teminat bedellerine riayet edilir, bankalarda çek yapraklarındaki tutar kadar mesul olursa, karşılıksız çek olayı da ortadan kalkar.

Bir örnek; İş Bankası’na gittiniz. Bankadaki nakitlerinizi teminat gösterip, 24 ay ödemeli 100 bin TL’lik oto kredisi talep ettiniz. Banka hemen sizin paranızdan krediye karşılık gelen kısmına ipotek koyuyor. Krediyi veriyor. İki yıl boyunca da 100 bin TL’den ipoteği kaldırmıyor. Kredi taksitlerinin bitmesine iki aya kala 85 binin ödedin, 15 binine ipotek koyalım demiyor.

Kredide böylesine katı olurlarken, çek konusunda da sorumluluk üstlenmeleri gerekmez mi?

İlgili bağlantılar: Karşılıksız çek suçu; ya diğer suçlar!

Güntay ŞimşekHABERTÜRK

 

20/10/2009

Kimsenin aftan haberi yok

Sosyal güvencesi bulunmayan kişilerin devlet veya üniversite hastanelerine olan borçlarına yaklaşık üç ay önce getirilen kısmi af ve indirime rağmen bugüne kadar yeterince başvurunun olmadı.
Bu durumun, vatandaşların bu kanundan habersiz olmalarından kaynaklanmadığı, vatandaşın ekonomi krizden dolayı bu aftan faydalanamadığı belirtiliyor.
Haber var ama para yok..

Kanuna göre 100 liranın altındaki hastane borçları herhangi bir işleme tabi tutulmadan silinecek. Bunun üzerindeki borçlarda ise peşin veya taksitle ödenmesi halinde yüzde 50 indirim yapılacak. Düzenleme 1 Ocak 2009 tarihinden önce kesilen ve ödenmeyen borçları kapsıyor. Borcun yüzde 50’sinin peşin veya taksitle ödenmesi halinde kalan tutar, faiz, vekalet ücreti, yargılama veya icra takipleri ile birlikte silinecek. Bu imkandan yararlanmak isteyen borçluların, 11 Ocak 2010 tarihine kadar hastane yönetimlerine ya da illerde defterdarlık, ilçelerde mal müdürlüklerine dilekçe ile başvuruda bulunmaları gerekiyor. Bu tarihe kadar başvuruda bulunmayanlar kanundan faydalanma hakkını yitirecek.

24/09/2009

Başbakanlık’ta eylem yapan emekli polis, intihar etti

Ekonomik krizin bunalttığı Tuncer Aydın isimli emekli polis 7 ay önce Başbakanlığın önüne gelerek intihar etmek istemiş Başbakanlık korumalarını iknaları sonucu intihar etmekten vazgeçirilmişti.
Dün Keçiören’deki evine gelen icra nedeniyle bunalıma giren 3 çocuk babası Tuncer Aydın, Başbakanlık önünde göğsüne dayadığı silahını bu kez göğsüne dayayarak ateşledi.
Eşi Şahsibanu Aydın tarafından hastaneye kaldırılan emekli polis, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

21/09/2009

Deniz Baykal, ciddi ekonomik sıkıntılar yaşanıyor

Baykal, ekonomik kriz nedeniyle işini kaybeden vatandaşların sayısının son dönemde hızla arttığını, ciddi ekonomik sıkıntılar yaşandığını üzüntüyle gördüğünü ifade ederek, ”İnşallah gelecekte bu ekonomik sıkıntıları, sorunları aşmış bir noktada oluruz. Daha güzel bayramları hep beraber yaşarız. Bu bayram gününde ben işinden uzaklaşmış, çoluğunun, çocuğunun ihtiyaçlarına cevap veremez hale düşmüş, borçlarını ödeyemez hale düşmüş milyonlarca insanımızın acısını yüreğimde taşıyarak bu bayramı kutluyorum. Bu bakımdan buruk diyorum. Onları unutarak bu bayramı yaşamak mümkün değildir” diye konuştu.

Türkiye’nin terör dolayısıyla da çok büyük acılar yaşamaya devam ettiğini kaydeden Baykal, şehitlerin acısını yüreğinde taşıdığını kaydetti. Baykal, şöyle devam etti:

”Bu memleketin bağımsızlığı, bütünlüğü için görev yapmakta olan yüz binlerce insanımızı bu bayram gününde unutamayız. Şehitlerimizi, gazilerimizi unutamayız. Onların da acılarını hep beraber hissetmeliyiz, kendimizi onların yerine koymalıyız diye düşünüyorum.

Türkiye’de terör bizi çok büyük bir şekilde rahatsız ediyor ama en azından terör kadar bizi rahatsız eden milli birliğimizi, bütünlüğümüzü, sarsmaya yönelik, milletimizi, parçalamaya yönelik arayışlara çabalara bilerek, bilmeyerek memleketin içindeki insanların da göz yummasıdır. Hatta yer yer fırsat vermesidir, destek vermesidir. Bu bayramda bu üzüntüleri de yaşıyoruz. Bu konuda daha bilinçli olmamız lazım. Milli birliğimizi korumanın gereklerini unutmamamız lazım. Sadece birlik, beraberlik konuşmaları yaparak bu iş olmaz. Birliğimizi, bütünlüğümüzü bozmaya yönelik faaliyetlere karşı kararlı bir duruş sergilememiz lazım. Bu konuda da üzüntülerimiz olduğunu ifade etmeliyim.”

İstanbul’da yaşanan sel felaketi nedeniyle yaşanan acıların da tüm toplum tarafından paylaşıldığını belirten Baykal, bayrama girerken bütün bu üzüntü ve acıları yaşayanları unutmamak, onlarla dayanışma içinde olmak gerektiğini söyledi. Bu acılara karşın geleceğe yönelik umutların her zaman ayakta kalması gerektiğini ifade eden Baykal, ”Ben hiç kuşku duymuyorum Türkiye milli birliğini, bütünlüğünü bozmak isteyenler karşısında bu oyunlara, bu tuzaklara düşmeyeceğini en kısa zamanda çok açık bir şekilde ortaya koyacaktır” dedi.

Ekonomik ve sosyal sorunların birlik ve beraberlik içerisinde üstesinden gelineceğine inandığını belirten Baykal, geleceğe yönelik umutların hiç bir zaman kaybedilmemesi gerektiğini vurguladı.