Vergi Usul Kanunu 359 Zincirleme Suç

09/05/2012 1 yorum

Sahte fatura düzenlemek ve sahte fatura kullanmak suçlarının birbirinden ayrı ve bağımsız suçları oluşturacağı ve her takvim yılında işlenen anılan suçlardan ayrı ayrı hüküm kurulması ile zincirleme suç hükümleri uygulanması gerekir. (VUK.nun 359/b-1 vergi usul kanunu 359/b-1)
T.C.
YARGITAY
11. Ceza Dairesi
TÜRK MİLLETİ ADINA
Y A R G I T A Y İ L A M I
Esas No : 2012/3089
Karar No : 2012/4621
Tebliğname No : 11 – 2010/119774
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ : Bartın Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 13/10/2009
NUMARASI : 2007/110 (E) ve 2009/845 (K)
İlgili Maddeler:213 sayılı Vergi Usul Kanununa Mulafet 359. madde
İlgili Kavramlar:213 SAYILI Vergi Usul Kanununa Mulafet 359. madde
SUÇ : 213 sayılı VUK.na muhalefet
HÜKÜM : 213 sayılı VUK.nun 359/b-1 maddesi ve 5237 sayılı TCK.nun 62/1, 53, 51/1, 51/3. maddeleri gereğince erteli 15 ay hapis cezası ve belirtilen sürelerde belirtilen haklardan yoksunluk, 15 ay denetim süresi (2 kez)
TEMYİZ EDEN : Sanıklar müdafii
TEBLİĞNAMEDEKİ DÜŞÜNCE : Bozma, Düzeltilerek Onama

Sahte fatura düzenlemek ve sahte fatura kullanmak suçlarının birbirinden ayrı ve bağımsız suçları oluşturacağı ve her takvim yılında işlenen anılan suçlardan ayrı ayrı hüküm kurulması ile zincirleme suç hükümleri uygulanıp,. fatura adet ve tutarları nazara alınarak alt sınırdan ayrılarak temel cezanın belirlenmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde yalnızca sahte belge düzenlemek suçundan ceza tayini isabetsizliği karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, lehe yasa belirlemesinde bir isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.

Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanıkların suçlarının sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı azaltıcı sebebin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş ve incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanıklar müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 03.04.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.

HGK: ipoteğin Paraya Çevrilmesi

08/04/2012 2 yorum

T.C.
YARGITAY
Hukuk Genel Kurulu
E:2008/12-72
K:2008/36
T:30.01.2008
İpotek, Paraya Çevrilmesi Yoluyla Takip
Kayıtsız Şartsız Borç İkrarı İtiraz İcra Geri Bırakılması

Özet
Alacaklı kooperatif takibini ipotek akit belgesine dayandırarak, İİK’nın 149/b madde koşullarında başlatmış; borçluya icra emri değil, yine İİK’nın 149/b maddesine göre ödeme emri tebliğ ettirmiştir. Borçlu, İİK’nın 150. maddesine dayanarak borca kısmi itirazda bulunmuş, takip itiraz edilen miktar yönünden durmuştur. Alacaklı, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan icra takibinde ödeme emrine itirazın incelenmesine ilişkin İİK’nın 150/a maddesine dayanarak borçlunun bu kısmi itirazının kaldırılmasını istemiştir. O halde, mahkeme, İİK’nın 150/a maddesi göndermesi ile İİK’nın 68. maddesindeki esaslara göre inceleme yapmak durumundadır. 2004 s. Yasa m. 149, 150/a, 33, 68,68/b

Taraflar arasındaki “itirazın kaldırılması” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; (Üsküdar Birinci İcra Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 08.03.2007 gün ve 2007/24-247 sayılı kararın incelenmesi davacı/alacaklı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay Onikinci Hukuk Dairesi’nin 21.06.2007 gün ve 2007/10220-12759 sayılı ilamı ile; (…Alacaklının takip dayanağı ipotek akit belgesine dayanarak başlattığı takipte borçlu borcun bir kısmına itirazla takibin o miktar için durmasını sağlamıştır. Alacaklı takibini İİK’nın 149/b madde koşullarında başlatmış, borçluya icra emri değil, ödeme emri tebliğ edilmiştir. Mahkemece anlaşmazlığın İİK’nın 150/a madde koşullarında çözümlenmesi gerekirken somut olayda İİK’nın 150/ı maddesinin uygulama yeri bulunmadığı gözardı edilerek yazılı şekilde sonuca gidilmesi doğru görülmemiştir…) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Devamını oku…

Kategoriler:ipotek Etiketler:, , ,

Haczi Kabil İpotek Akit Tablosu

08/04/2012 Yorum yap

T.C.
YARGITAY
12.Hukuk Dairesi
Esas: 2005/1933
Karar: 2005/5431
YARGITAY İLAMI
Tarihi :28.09.2004
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafindan istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Kural olarak eklentinin taşınmazdan ayrı olarak haczi mümkündür. Yani alacaklılar fabrika binasını satmadan, binada bulunan eklenti niteliğindeki malları (Medeni Kanunun 686. maddesine göre eklenti olduğu bilirkişilerce saptandığı takdirde) ayrı ayrı haczedilebilir ve satabilirler. Çünkü eklentinin taşınmaz yok edilmeden, zarar uğratılmadan veya yapısı değiştirilmeden ondan ayrılması mümkündür. Ayrıca, İİK.nun 83/e maddesi gereğince ipotek akit tablosunda sayılan eklentilerin bu madde gereğince taşınmazdan ayrı olarak haczi mümkün bulunmamaktadır. Bu maddenin uygulanabilmesi için mahcuzun hem ipotek akit tablosunda yazılı olması, hem de Medeni Kanunun 686.maddesinde taraf edilen şekilde eklenti niteliğini taşımazı zorunludur.(HGK.nun 25.12.2002 tarih ve 2002/12-1098 E.—2002/l 108 K.)
Somut olayda, bilirkişi raporunda mahcuzların teferruat niteliğinde olduğu belirlenmiş ise de; (gayrimenkul rehni) ipotek akit tablosunda yazılı olup olmadığı araştırılmamıştır. Dosyaya sunulan ve tek taraflı olarak teferruatın tescili istemini içeren tapu belgesi (taşınmazın ipotekli olmaması halinde) İİK.nun 83/e maddesinin uygulanması için yeterli değildir.
Mahkemece yapılacak iş, taşınmaz ipotekli ise haczi kaldırmak, ipotekli değil ise şikayeti reddetmekten ibarettir. 0 halde, taşınmazın ipotekli olup olmadığı belirlenmeden eksik inceleme ile hüküm tesisi isabetsizdir. (haciz yapılması)
SONUÇ :Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 15.03.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Kategoriler:ipotek Etiketler:, , ,

Yargıtay; İpoteğin Paraya Çevrilmesi

08/04/2012 Yorum yap

Daire:12
Tarih:2005
Esas No:2005/6087
Karar No:2005/9432
İlgili Maddeler:İİK. 148 VE MÜTEAKİP MADDELER
İlgili Kavramlar:İPOTEK PARAYA ÇEVRİLMESİ
İpotek akit tablosunda ipotek açıkça (acentelik sözleşmesinin teminatı olarak ) verildiği görülmektedir. Taraflar arasında bir cari hesap ve kredi ilişkisi bulunduğu iddia ve ispat edilememiştir. Alacaklının acentelik ilişkisinden doğacak borçlara teminat olarak verdiği ipotek dolayı genel mahkemede dava açıp alacağının miktar olarak belirlemeden, ipotek paraya çevrilmesi yolu ile takip yapması usulsüzdür. Bu durumda alacağın tahsilinin gerekip gerekmediği yargılamaya muhtaç olup mahkemece takibin ipotek iptali yerine yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. (12 HD. 2-5-2005 t. 6087/9432)

Kategoriler:ipotek Etiketler:, , ,

İçtihat; Kredi Kartı Aidat İadesi

28/02/2012 2 yorum

Yargıtay 13. Hukuk Dairesinden:
Esas No : 2011/4736
Karar No : 2011/11579
YARGITAY İLAMI
Mahkemesi : Ankara 2. Tüketici Mahkemesi
Tarihi : 12/10/2010
Numarası : 2010/291-2010/548
Davacı : ………….. T.A.Ş. vekili avukat Zeynep Eren Çengelci
Davalı : …………… Karacan vekili avukat Mehmet Behic Güleç

Taraflar arasındaki Tüketici Sorunları Hakem Heyeti Kararının iptali davasının yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca Kanun Yararına bozulması istenilmekle, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, davalı ile kredi kartı üyelik sözleşmesi imzaladıklarını, sözleşme gereği 2007 yılı içerisinde yıllık üyelik ücreti olarak davalı hesabından 40.00 TL kesinti yapıldığını, davalının Tüketici Sorunları Hakem Heyetine Başvurarak, yapılan kesintinin iadesini istediğini, Altındağ Tüketici Sorunları Hakem Heyetinin 10.3.2010 tarihli kararı ile bu kesintinin davalıya iadesine karar verdiğini, davalı talebinin yasal dayanaktan yoksun olduğu gibi sözleşmeye aykırı olduğunu davalının talep hakkının bir yıllık zaman aşımına uğradığını belirterek Tüketici Sorunları Hakem Heyeti kararının iptalini istemiştir. Devamını oku…

Vergi Usul Kanununa Muhalefet Defterlerin ibraz Edilmemesi

26/02/2012 2 yorum

T.C.
YARGITAY
11. Ceza Dairesi
TÜRK MİLLETİ ADINA
Y A R G I T A Y İ L A M I
Esas No : 2008/16372
Karar No : 2011/23878
Tebliğname No : 11 – 2008/196081

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ : Sultanbeyli 2. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 21/03/2008
NUMARASI : 2007/207 (E) ve 2008/71 (K)
SANIK : Gürkan ÇELEN
SUÇ : Vergi Usul Kanununa Muhalefet
HÜKÜM : 213 S.Y. 359/a-2-son, TCK 62, 52/2-4 maddeleri gereğince; 6.000 YTL adli para cezası.
TEMYİZ EDEN : Sanık
TEBLİĞNAMEDEKİ DÜŞÜNCE : Onama

Yapılan duruşmaya, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:
1-Sanığa defter belge gizlemek suçundan verilen temel cezanın, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 359/a-2. maddesinin 5728 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki düzenlemesine uygun biçimde 6 ay hapis olarak belirlenmesine karşın, hürriyeti bağlayıcı cezanın paraya çevrilmesinin, aynı maddenin 5728 sayılı Kanun ile değişiklikten sonraki düzenlemesine göre takdir edilmesi suretiyle, karma uygulama yapılması, Devamını oku…

Yeni Çek Kanunu Bir Örtülü Aftır

18/02/2012 Yorum yap

3167 sayılı yasa döneminde düzenlenen tüzel kişiye ait çekler yönünden bir nevi af çıkmıştır.
5941 sayılı döneminde ise yasanın 5/4 maddesinde “Karşılıksız çek düzenleyen, adına karşılıksız çek düzenlenen ve ileri düzenleme tarihli çek üzerinde yazılı tarihe göre kanunî ibraz süresi içinde ibrazında, karşılığını ilgili banka hesabında bulundurmayan gerçek ve tüzel kişi hakkında, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısının talebi üzerine, sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde resen mahkeme tarafından, karşılıksız çıkan her bir çekle ilgili olarak, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilir.” düzenlemesi vardır.
Açılan davalar tüzel kişilerin yetkilisi gerçek kişiler hakkındaydı.İddianamelerde tüzel kişi yönünden bir talep yoksa “resen” tüzel kişi hakkında yasaklama kararı vermeyip yetkili gerçek kişiler hakkında yasaklama veriyorduk.Yasa değişikliği ile tüzel kişi yetkililerinin sorumluluğu kalktı.Hesap sahibi sıfatıyla iddianamede gösterilmeyen tüzel kişiler hakkında da yasaklama verilip verilemeyeceği tartışılması gereken bir konudur.

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.