Başlangıç > adalet, adalet bakanlığı > >Ornek Dilekceler

>Ornek Dilekceler

>
ADALET BAKANLIGI
CEZA İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ’NE
ANKARA
Kanun yararına
düzeltme talebinde bulunan:…
Talepte bulunulan
Karar :Konya..Asliye Ceza Mahkemesinin….tarih…esas…nolu kararı
İstem:yukarıda tarih esas ve karar nosu yazılı karar aleyhime neticelenmiş ve yargıtay 10 Ceza Dairesinin… tarih ve… sayılı kararı ile onanmıştır. Gerek yargılama gerekse yargıtay aşamasında yapılan incelemeler ve kurulan hükmün adil olmadığı kanaatindeyim. ceza işleri dairenizce yeniden yapılacak incelemeler ve ilgili yasalarda ki değişmeler de göz önüne alınarak yeni bir hükmün kurulması istemi hasıl olmuştur.
Talep: Yukarıda belirtilen sebeplerle söz konusu dosyamın Cumhuriyet savcılığından istenerek incelenmesi ve lehime kanun yararına düzeltilmesi kararı verilmesini arz ederim.
ad soyad
imza
————————————————————————————-

….. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA
ANKARA

ESAS NO : .. /….
KARAR NO : … / ….
SANIK : ……. ……….

TALEP : Mahkemenizin kesinleşen 2003/… ESAS, 2005/…. KARAR sayılı ilamı ile öngörülen cezanın kaldırılması ve hükmün infazının durdurulması talebidir.

O L A Y L A R :

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 5 inci maddesi “Özel kanunlarla ilişki” başlığını taşımaktadır. Bu maddeye göre, 5237 sayılı Kanun’un genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren özel kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır.
Anılan maddenin gerekçesinde ise şöyle denilmektedir:

Özel ceza kanunlarında ve ceza içeren kanunlarda suç tanımlarına yer verilmesinin yanı sıra, çoğu zaman örneğin teşebbüs, iştirak ve içtima gibi konularda da bu Kanunda benimsenen ilkelerle çelişen hü­kümlere yer verilmektedir. Böylece, ceza kanununda benimsenen genel ku­rallara aykırı uygulamaların yolu açılmakta ve temel ilkeler dolanılmaktadır. Tüm bu sakıncaların önüne geçebilmek bakımından, ayrıca hukuk uygula­masında birliği sağlamak ve hukuk güvenliğini sağlamak için; diğer kanun­larda sadece özel suç tanımlarına yer verilmesi ve bu suçlarla ilgili yaptı­rımların belirlenmesi ile yetinilmelidir. Buna karşılık, suç ve yaptırımlarla ilgili olarak bu kanunda belirlenen genel ilkelerin, özel kanunlarda tanımla­nan suçlar açısından da uygulanmasının temin edilmesi gerekmektedir.

Özel ceza kanunları, genel nitelikteki Türk Ceza Kanunu’ndan ayrı olarak, suç ve cezaları düzenleyen kanunlardır. Ceza içeren özel kanunlar ise, sadece suç ve cezaları düzenlemezler. Bunların dışında, örneğin özel hukuka ilişkin hükümler de içerebilirler. Nitekim 3167 sayılı Kanun, ceza içeren özel kanunlara bir örnektir. Bu kanunun içerisinde, özel hukuka ilişkin hükümler olmakla birlikte, suç ve cezaların öngörüldüğü maddeler de yer almaktadır.

TCK’nın genel bir kanun olması ve bundan yola çıkarak hukuk uygulamasında birliği ve hukuk güvenliğini sağlamak amaçları güdülerek ihdas edilen bu hüküm, mülga 765 sayılı TCK’nın benzer 10 uncu maddesinden farklılık arz etmektedir. Bahsi geçen 10 uncu madde de TCK ile özel kanunlar arasındaki ilişkiyi düzenlemekle birlikte, “bu kanundaki hükümler, hususi ceza kanunlarının buna muhalif olmayan mevaddi hakkında da tatbik olunur” demek suretiyle, ancak genel kanun ile özel kanun arasında bir aykırılık olmadığı durumlarda genel nitelikte olan 765 sayılı TCK’nın uygulanması gerektiğini belirtmekteydi. Ancak 5237 sayılı TCK bu düzenlemeyi değiştirerek bütün özel ceza kanunlarını ve ceza içeren özel kanunları kendisine tâbi kılmayı amaçlamıştır. Tabidir ki bu yönde bir düzenleme, özel kanunların kimi kısımlarının uygulanamaz hale getirilmesi anlamını taşımaktadır. Hal böyle olunca da, TCK’ya aykırı olan bütün özel nitelikteki kanunların taranması ve aykırı hükümlerin tespit edilip değiştirilmesi gerekliliği ortaya çıkmıştır.

TCK’nın 5 inci maddesinin doğurduğu bu karmaşık duruma çare olarak, Kanun koyucu TCK’nın Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un Geçici 1 inci maddesi, ilk halinde 5 inci maddenin yürürlüğünü 31.12.2006’ya, daha sonra ise 31.12.2008’e ertelemiştir. Bununla ilgili olarak, “diğer kanunların, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun Birinci Kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümleri, ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç 31 Aralık 2008 tarihine kadar uygulanır” hükmüne yer verilmiştir.
Nitekim, 31.12.2008 tarihine dek, ceza hükmü getiren diğer özel kanunlardan olan 3167 Sayılı Çek Kanununun cezai hükümleri, TCK’nun genel hükümlerine aykırı olsa da uygulanabilmekteydi. Ancak 31.12.2008 tarihine kadar, diğer birçok özel kanunda değişiklik yapılmış olmasına rağmen Çek Kanununda gerekli değişiklikler yapılmadığından, artık 01.01.2009 tarihi itibariyle zımnen yürürlükten kaldırılmış olan 3167 Sayılı Yasanın ceza içeren hükümleri yerine, TCK’nun genel hükümlerinin (1-75. maddeleri) uygulama alanı bulması söz konusudur.
.
Bu cümleden olarak, Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2005/90 sayılı kararında, çek suçları için yeni TCK Genel Hükümlerindeki “uzlaşma” esaslarının uygulanmasını isteyen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının mütalaasını, 3167 Sayılı Kanunda öngörülen davayı ve cezayı ortadan kaldıran sebeplere ilişkin düzenlemenin , TCK Genel Hükümlerindeki (m. 73/8) uzlaşma kurumuna açıkça aykırı olduğundan bahisle, bu aykırı hükümlerin de 31.12.2006 (bilahare yapılan değişiklikle 31.12.2008) tarihine kadar uygulanacağı gerekçesiyle reddetmiştir. Bir başka deyişle, Ceza Genel Kurulu, 3167 Sayılı Kanunda yer alan ve fakat, yeni TCK Genel Hükümlerine aykırılık teşkil eden maddelerin sırf bu sebeple 31.12.2008 tarihinden sonra uygulanmasının mümkün olmadığını açıkça belirtmiştir.

Ayrıca, 5252 Sayılı Kanun’un 9. maddesi uyarınca, Lehe olan hüküm, önceki (3167 SK) ve sonraki kanunların ( 1.1.2009’da yürürlüğe giren TCK madde 5) ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir. Dolayısıyla, aynı kanunun geçici 1. maddesi yanında, yargılamada, 9. maddenin de göz önünde bulundurulmasıyla sanığın en lehine olan hükümlerin araştırılıp değerlendirilmesi gerekmektedir.

Bu çerçevede aşağıda, Çek Kanunu’ndaki karşılıksız çek keşide etme suçunu düzenleyen hükümlerin yerine uygulanması gerektiği düşünülen TCK hükümlerinin kısa bir değerlendirilmesi yapılmıştır.

1. TCK m. 21 bakımından : 3167 SK. m. 16/1’de karşılıksız çek keşide etme suçu, “şekli suç” niteliğinde düzenlenmiştir. Ancak, TCK ’nın genel hükümleri (m. 21) uyarınca, bir suçun oluşumu kastın varlığına bağlıdır. Kast “doğrudan”(m. 21/1) veya “olası kast” (m. 21/2) olabilir. Bu nedenle, bir kişinin karşılıksız çek nedeniyle cezalandırılabilmesi için, bu kişinin çeki keşide ederken, çekin karşılıksız kalacağı kastıyla hareket etmiş olması gerekmektedir. Başka bir deyişle, bunu bilmeli ve istemelidir. Dolayısıyla, yapılan yargılamada, artık kastın varlığı mutlak olarak araştırılmalı ve bunun sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır. Şayet olayda kast yoksa TCK m. 21/2’ye göre, somut olayda karşılıksız çek keşide eden kişide “olası kast”ın varlığı da ayrıca değerlendirilerek, maddede öngörülen ceza indirimleri uygulanmalıdır.

5252 Sayılı Kanunun kabulü ve uygulanması ile, hukukumuzda bugüne kadar zaten tartışmalı olan “objektif sorumluluk” esası terkedilmiş ve “kusursuz ceza olmaz” esası tamamen geçerli kılınmıştır. Nitekim 5252 Sayılı Kanunun gerekçesinde bu yeni esas şu şekilde açıklanmaktadır :

“765 sayılı Türk Ceza Kanununda ve Hükûmet Tasarısının bazı hükümlerinde, kişi gerçek­leştirmeyi kastetmediği böyle neticelerden objektif olarak sorumlu tutul­maktadır. Belirtmek gerekir ki, bu tür sorumluluk, ortaçağ kanonik hukukunun kalıntısı olan “versari in re illicita”, yani hukuka aykırı bir durumda olan bunun bütün neticelerine katlanır anlayışının ürünü olup, çağdaş ceza hu­kuku bu anlayışı çoktan terk etmiştir. Çünkü kusurun aranmadığı objektif sorumluluk hâlleri kusursuz ceza olmaz ilkesiyle açıkça çelişmektedir. Ül­kemiz ceza hukuku öğretisinde uzun süredir objektif sorumluluk hâllerinin ceza mevzuatından çıkarılması gerektiği ifade edilmektedir. Bu talebin ye­rine getirilmesi, Anayasada öngörülen kusur ilkesinin zorunlu bir sonucudur.”
Şu halde, karşılıksız çek suçlarında, 1.1.2009 tarihine kadar “objektif sorumluluk” esasına göre verilmiş olan cezalar geçerliliğini yitirmiş bulunmaktadır. Artık suçun manevi unsuru olarak “kast” aranmalıdır. Aksi bir uygulama “kanunsuz suç ve ceza olamaz” esasına açık bir aykırılık teşkil edecektir.

2. TCK m. 52 – 61/8 bakımından
Çek Kanunu’na göre, karşılıksız çek keşide etme suçunun cezası, çek bedeli tutarı kadar “adli para cezası” olarak belirlenmekteydi. Ancak, 1.1.2009 tarihinden itibaren TCK’nın adli para cezalarına ilişkin 52. maddesi uygulama alanı bulacağından, ceza miktarının ve niteliğinin belirlenmesi değişmiş bulunmaktadır.

Adli para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir. Yargılama sonucunda verilen kararda, adli para cezasının belirlenmesinde esas alınan tam gün sayısı ile bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ayrı ayrı gösterilir. ( m.52)

TCK 52. maddenin uygulanmaya başlaması ile Çek yasasındaki çek bedeline bağlı adli para cezası uygulaması son bulmuştur. Adli para cezasının miktarının tespiti artık, sadece gün/para esasına göre yapılabilecektir. Bu noktada, yargılamada sanığın lehine olan hafifletici hükmün de göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Hakim, ekonomik ve şahsi hallerini göz önünde bulundurarak, kişiye adli para cezasını ödemesi için hükmün kesinleşme tarihinden itibaren bir yıldan fazla olmamak üzere mehil verebileceği gibi, bu cezanın belirli taksitler halinde ödenmesine de karar verebilir..

3167 Sayılı Çek Kanunu’nun uygulamasında, ceza, karşılıksız çıkan çek miktarına göre belirlenmekteyken, TCK’nın 52. maddesinin uygulanmasıyla, öncelikle tamgün hesabının yapılması ve bir güne karşılık gelen parasal miktarın belirlenmesi üzerine karar verilmesi gerekmektedir. TCK m. 61/8 hükmüne göre, adli para cezası, belirlenen sonuç gün ile kişinin bir gün karşılığı ödeyebileceği miktarın çarpılması suretiyle bulunacaktır. Bu itibarla, yargılama sonucunda verilecek adli para cezasının tayini usulü de tümden değişmektedir.

Nitekim hazırlanan yeni Çek Kanunu tasarısında da “Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanunî ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikâyeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, binbeşyüz güne kadar adlî paracezasına hükmolunur. Ancak, hükmedilecek adlî para cezası, çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından az olamaz.” Denilmek suretiyle adli para cezasının tayininde Yeni TCK’na uygun olarak gün/para sisteminin getirildiği görülmektedir.

K I S A C A : Bu değerlendirmeler ışığı altında mahkemenizce verilen ilgili karar, 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe girmiş bulunan TCK 5nci maddesi uyarınca , aynı kanunun Birinci Kitabında yer alan düzenlemelere aykırılık teşkil etmektedir ve sanık/hükümlü lehine olan yeni hükümler uygulanmalıdır. Şöyle ki :

1. İlgili karar tesis edilirken, karar tarihindeki kanun uygulandığı için “kasıt” unsuru aranmamıştır. Oysa 3167 SK bakımından yürürlüğe giren TCK genel hükümlerine göre, suçun oluşumu kastın varlığına bağlıdır. Anılan suçun “taksirli” hali de kanunda öngörülmediğinden ceza yaptırımı uygulanamayacaktır. Kast unsuru aranmadan, objektif sorumluluk esasına göre verilen cezanın infazının durdurulması gerekmektedir.

2. Tayin edilen adli para cezalarında TCK m. 52 ve m. 61/8 uygulanmalıdır. 3167 Sayılı Çek Yasasına göre verilen adli para cezaları geçerliliğini yitirmiştir.

3. Uygulanamayacağı yasa ile düzenlenen, bu nedenle yasal olarak yok hükmünde olan bir kurala göre ceza vermek, gerek Anayasa’da yapılan temel haklar ile ilgili düzenlemelere, temel hak ve özgürlükleri içeren Uluslararası Sözleşme hükümlerine ve gerekse Türk Ceza Kanunun 2. maddesinde düzenlenen kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz, kanunlarda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz kuralına da aykırıdır. Diğer taraftan TCK’nın genel hükümlerine aykırılık içeren mevcut çek yasasının ilgili maddelerini uygulamak imkanı kalmadığı için, “suçun cezasız kalacağı” gerekçesiyle bu boşluğu kıyas veya kıyasa yol açacak biçimde genişletici yorum yapmak yoluyla doldurmak ta TCK’nın 2/3 maddesi kapsamında mümkün değildir. Suçun cezasız kalması, kanun koyucunun sorumluluğundadır.

N E T İ C E V E T A L E P :
Bu sebeplerle, sanık lehine olan TCK genel hükümlerinin davaya uygulanarak mahkemenizin ilgili kararında öngörülen cezanın ortadan kaldırılması ve infazın durdurulması hususunda hüküm tesis edilmesini arz ve talep ederiz.
————————————————————————————

TARİHİNDEN ÖNCE İBRAZ EDİLMİŞ ÇEKLERE İTİRAZ DİLEKÇESİ ÖRNEĞİ…

… ASLİYE CEZA MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİ’NE

DOSYA NO : ……..
ESAS NO : . ……..
(karar no)K. .

DİLEKÇEYİ VEREN : ……(Kendi isminiz)
(SANIK)
ŞİKAYETÇİ : ………(karşı taraf)
VEKİLİ : ………(karşı taraf avukatı)

SUÇ : Karşılıksız Çek Keşide Etmek

TALEP KONUSU : Usul ve kanuna aykırı olan ………(davanın görüldüğü mahkeme) Asliye Ceza Mahkemesinin …….(dosya no)E. …….(karar no)K. ve ../../….(davanın karar tarihi) günlü kararının İNFAZININ DURDURULMASINA karar verilmesi talebinden ibarettir.

AÇIKLAMALAR :
Sayın mahkemenin yukarıda esas ve karar numaralarını sunduğum 03.04.2008 gün, …….(dosya no) E. ve ………(karar no).K. sayılı kararı ile karşılıksız çek keşide etmek suçundan dolayı karşılıksız çek bedeli tutarı ………(çek bedeli) TL. Adli Para Cezası ile cezalandırılmama ilişkin kararı usul ve yasaya aykırı olup öncelikle ;
../../…. (çek tarihi) keşide tarihli ve ……(çek tutarı) TL Bedelli, çek ile ilgili olarak, karşılıksız keşide etmek suçundan 3167 sayılı yasanın 16/1-3 maddeleri gereğince adli para cezası ile cezalandırılmama karar verilmiş olup, davaya konu bu çek üzerinde yazılı keşide tarihinden önce ../../…. (çekin ibraz edildiği yani arkasının yazıldığı tarih) ödenmek için muhatap bankaya ibraz edilmiştir. 3167 sayılı Yasaya, 28.02.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5838 sayılı bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanunun 18.maddesi ile eklenen Geçici. 2.Madde gereğince , 31.12.2009 tarihine kadar üzerinde yazılı keşide tarihinden önce çekin ödenmek için muhatap bankaya ibrazı geçersiz olduğundan, TCK.nun 7/2 maddesi gereğince sanık-hükümlü lehine olan bu düzenleme doğrultusunda, sayın mahkemenizce yeniden değerlendirme yapılarak, davaya konu iş bu çek ile ilgili olarak, kanunda suç olarak tanımlanmayan ve kanunsuz ceza olmaz prensibi gereğince atılı SUÇTAN BERAATİME KARAR VERİLMESİNİ diliyorum.
Sayın mahkemece aksi kanaatle dosyanın yeniden değerlendirilerek beraatime karar verilmemesi durumunda ise mahkeme hükmünün infazının durdurulması gerekir. Şöyle ki; hapis cezasının 3167 sayılı çek kanunun 16’ncı maddesi ile TCK’nin 20,43,52,53,60 ve 6l’nci maddelerini kapsayan düzenlemelere aykırı olduğu ve 31 Aralık 2008 tarihi itibariyle de karşılıksız çek keşide etmek eyleminin suç olmaktan çıktığı ve gerek uygulama ve gerekse doktrinde kabul edile geldiği üzere, kanunsuz ceza olmaz prensibi gereğince verilen hükmün yasal dayanağı kalmadığından hukuka aykırılık teşkil eden mahkeme kararının infazının durdurulmasına karar verilmesi için sayın mahkemeye başvuru zorunlu olmuştur.

5728 Sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacı ile Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile düzenleme yapıldığı ve bu kanunun yürürlükte olduğu, ancak yapılan bu düzenlemeler içerisinde 3167 Sayılı Yasanın 16.Maddesi ile ilgili herhangi bir yasal düzenlemenin bulunmadığı da ortadadır.

5252 Sayılı Yasanın geçici 1. maddesine göre 3167 Sayılı Yasada bulunan ve 5237 sayılı TCK’nun 1. kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümler 31/12.2008 tarihine kadar uygulanabilecektir. Bu düzenlemenin mevhumu muhalifinden 3167 Sayılı (özel) Kanunun TCK’nun 1.kitabının 52. maddesinde düzenlenen gün para sistemine aykırı olan ceza kuralının 31.12.2008 tarihinden sonra uygulanmayacağı anlaşılmaktadır. Kaldı ki yasa koyucu 5252 Sayılı Yasanın geçici 1. maddesini dikkate alarak 5728 Sayılı Yasa ile özel yasalarda ayrıntılı düzenlemeler yapmasına rağmen 3167 Sayılı Yasada herhangi bir yasal düzenleme yapmamıştır.

Yasan koruyucunun bu konuyu unuttuğu kabul edilemeyeceğine göre yasa koruyucunun muradının 3167 Sayılı Yasanın 16/1 maddesi ile düzenlenen ceza kuralının uygulanamaz olduğu kabul edilmelidir. Çünkü ceza kuralları uygulama amacı ile konulur. Uygulanamayan bir ceza kuralı kaldırılmış demektir. Uygulanamayacağı yasa ile düzenlenen bu nedenle yasal olarak kaldırılma dışında yok hükmünde olan bir kurala göre ceza vermek gerek Anayasa’ya, temel hak ve özgürlükleri içeren Uluslar arası Sözleşme hükümlerine ve gerekse Türk Ceza Kanununun 2. maddesinde düzenlenen kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz kuralına da aykırıdır.

Yürürlükte olan yasal durum incelendiğinde ;

5237 Sayılı TCK nun 2/1-3 madde ve fıkralarında ;

(1)’’Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilmez ve güvenlik tedbiri
uygulanmaz.Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve
güvenlik tedbirine hükmolunmaz.’’

(3) Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç ve
ceza içeren hükümler,kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz.

5237 Sayılı TCK nun 5/1 madde ve fıkralarında :

‘’Bu kanunun genel hükümleri,özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar
hakkında da uygulanır.’’

5252 Sayılı Yasanın 5349 Sayılı Yasanın 6.Maddesi ile değişik Geçici 1.Maddesinde:

(1)Diğer kanunların,5237 sayılı Türk Ceza Kanununun Birinci Kitabında yer alan
düzenlemelere aykırı hükümleri,ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç
31 Aralık 2008 tarihine kadar uygulanır.

TCK nun 5/1 maddesinde bu kanunun genel hükümlerinin özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanacağı belirtilerek ceza hukukunda yeknesaklık sağlamak istenmiştir.

Bu amaçla 5252 Sayılı Yasanın geçici 1.maddesine;diğer kanunların TCK nun birinci kitabında yer alan düzenlemesine aykırı hükümleri, ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç 31.12.2008 tarihine kadar uygulanır hükmü konulmuştur.

Yasa koyucu 5252 Sayılı Yasanın geçici 1.Madde hükmü dikkate alınarak ‘’Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacı ile Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” adı altında 580 maddeden oluşan 5728 Sayılı Yasaya çıkartmış ve bu yasa yürürlüğe girmiştir.
Bundan da anlaşıldığı üzere yasa koyucunun amacı TCK’nun genel hükümlerinin bütün özel yasalarda ve ceza hükmü içeren yasalarda uygulanmasını sağlamaktır.

TCK genel hükümlerinde gün adli para cezası sistemi benimsenmiştir. 5237 Sayılı TCK’nun 52. maddesi dikkate alındığında adli para cezasının tanımının yapıldığı görülmektedir. Buna göre adli para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmadığı hallerde 730 günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının bir gün karşılığı olarak taktir edilen miktar ile çarpılması sureti ile hesaplanan meblağın hükümlü tarafından devlet hazinesine ödenmesinden ibarettir.

3167 Sayılı yasanın 16. maddesi değerlendirildiğinde ise bu düzenlemenin gün para cezası içermemesi nedeni ile TCK’nun 52/1 maddesine uygun olmadığı ortadadır.
Anılan madde hükmü ‘….. çek bedeli tutarı kadar ağır para cezası ile cezalandırılır. Ancak verilecek para cezası 80 milyar liradan fazla olmaz” deyişlerini içermekte olup, bu düzenlemenin gün para cezası içermediği ve açık bir yasal düzenleme yokken çek bedeli kadar tam gün sayısı belirlenerek bunun 20-100 TL arasında takdir edilecek bir bedele çarpılması sureti ile sanığın cezalandırılabileceğini kabul kıyas yapmaktır. Kıyas ise TCK’nun 2/3. madde ve fıkrası ile yasaklanmıştır. Buna göre kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılmaz. Suç ve ceza içeren hükümler kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz. Kıyas yasağına rağmen kıyas yaparak 3167 Sayılı 16/1 maddesindeki ceza düzenlemesinin TCK 52. maddesindeki adli para cezası sistemine uygun olmadığı halde adli para cezası ile cezalandırılmama karar verilmesi yasaya aykırı olduğundan yerel mahkeme hükmü hukuka aykırı olmuştur.

SONUÇ : Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle 31.12.2008 tarihinden itibaren zımni olarak yürürlükten kaldırılan ve yerine yeni hüküm konulmamakla cezasız bırakılan karşılıksız çek keşide etmek eyleminden dolayı cezalandırılmama ilişkin sayın mahkeme hükmünün yukarıda arz ve izah ettiğim ve resen gözönünde tutulacak nedenlerle, öncelikle 838 sayılı yasa 18 madde uyarınca davaya konu çekin keşide tarihinden önce muhatap bankaya ibraz edildiği ancak bu ibrazın geçersiz olduğu ve tck 7/2 madde uyarınca hükümlü lehine olan budüzenleme doğrultusunda sayın mahkeme ce yeniden değerlendirme yapılarak bu cekle ilgili olarak konunda suç olarak tanımlanmayan ve konunsuz ceza olmaz prensibi uyarınca atılı suçtan beratime, mahkemece aksi kanaatle beraatime karar verilmemesi durumunda ise yukarıda arz ve izah edilen vereysen göz önünde tutulacak nedenlerle cezalandırılmama ilişkin sayın mahkeme hükmünün infazının durdurulmasına., yargı harç ve giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini saygı ile arz ve talep ederim.
DİLEKÇEYİ VEREN
(SANIK)

http://www.cekmagdurlari.com/2009/06/cezaevi-onunde-suclu-degil-borcluyuz.html

Reklamlar
  1. 03/04/2009, 14:39

    >SAYIN ARKADAŞLAR 03 Nisan 2009 Cuma 14:24 Tarihli dilekçe ile ilgiliANKARA HUKUKLU dedi ki… Önceden Asliye Ceza Mahkemesine müracaat edip red kararı alanlar bu dilekçe ile Ağır Ceza Mahkemesine itiraz edebilirler. Tekrar Asliye Ceza Mahkemesine gidemezler.

  2. 13/04/2009, 11:14

    >Sayın ncdtAsliye Ceza Mahkemelerine verilecek dilekçenin son hali budur. Bu dilekçe, itiraz maddesi eklenerek aynı zamanda Ağır Ceza Mahkemelerine de verilebilir.Sizden istirhamım, sitedeki örnek dilekçeler bölümündeki ilk dilekçeyi oradan kaldırıp, yerine bunu koyalım. Zira önceki dilekçede önemli bir değişiklik yaptım.İyi çalışmalarANKARA HUKUKLU

  3. 21/04/2009, 23:02

    >sayın ankara hukuku lütfen bana yardımcı olundurumumu kısaca özetliyim isterseniz.benim çekim 2007 yılında 1 ay öncesinden bankaya ibraz edilerek yazıldı ve cezam kesildi.,şubat ayında yeni çıkan kanuna göre tarihinden önce ibraz edilen çekler işleme konulamıycak.bildiğiniz gibi kanunla ilgili geğişiklerde devamlı lehimize işlemek zorunda.bende buna istinaden nahkemeye Yasaya, 28.02.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5838 sayılı bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanunun 18.maddesi ile eklenen Geçici. 2.Madde gereğince , 31.12.2009 tarihine kadar üzerinde yazılı keşide tarihinden önce çekin ödenmek için muhatap bankaya ibrazı geçersiz olduğundan, TCK.nun 7/2 maddesi gereğince sanık-hükümlü lehine olan bu düzenleme doğrultusunda itiraz dilekçesi yazdım tabiki hakim kendi kararını bozmuyarak red verdi,kararı kendi katipi bile güldü.katip bana dediki hemen ağır cezaya itiraz dilekçesi yaz.ama ağır cezaya itiraz nasıl yazılır bilmiyorum.itiraz nedenini filan nasıl yazıcam.avukata ödeme yapamadığım için artık hiç bir davama bakmıyor.yalnız başıma didiniyorum lütfen bir örnek dilekçe hazırlıya bilirmisin.çok çaresizim.zamanım daralıyor.isterseniz size ilk yazdığım dilekçeyi ve aldığım red kararını mail atayım.fatih

  4. 19/06/2009, 13:43

    >Sn.Avukat arkadaşlar,Asliye Ceza Hakimi'ne verilen infaz durdurma temyiz dilekçesi aynı zamanda Yargıtay'a gitmiyor mu acaba? Ceza hakiminin red kararı vermesi halinde Ağır Ceza'ya itiraz süresini kaçırmamak açısından soruyorum. Yargıtay'dan takip ettiğimiz dava dosyası geçerlidir,değil mi? Ceza hakimi hemen ret kararı verir ve haberimiz olmazsa yani bize tebligat ulaşmazsa durum daha kötü olur kanımca.Saygılar,

  5. 30/06/2009, 00:52

    >ALLAH Ü TEALA RAZI OLSUN O KADAR EMEK VERDİLER YARDIM EDİN BİRİNİN PARASI VARDIR ŞU ANDA CİMRİLİK OLMAZ LÜTFENNNNNNNN

  6. 30/06/2009, 00:55

    >ARKADAŞLAR BENİM ANLAADIĞIM BİR OLAY VAR BİLDİĞİM KADARIYLA YARGITAY DA BİR KANUN BOŞLUĞU VEYA KANUN CEZASI AÇIKTA İSE 6 AY 10 GÜN SONRA SANIK LEHİNE EN İYİ OLAN KANUN YASA KOYUCU TARAFINDAN KONULMUŞ VE EÇERLİ OLMUŞ OLUYOR BU ÇEK MAĞDURLARINI NİYE ETKİLEMİYOR KİNE?

  7. 15/10/2009, 02:09

    >Sayın Sadullah Ergin, bizler sayıları yüzbinlerle ifade edilen çek mağdurlarıyız Türk Ticaret Kanunu'nun çek ile ilgili hükümleri İsviçre borçlar kanunundan tercume edilerek alınmıştır. 3167 sayili kanun çek kullanımını yaygınlaştırması gererkirken, Tamamen karşılıksız çek keşidecilerini cezalandırmaya yönelik gayri insani hükümler taşımaktadır. Bu kanun, temelde Banka ve Ticaret Araştırma Enstitüsünün Tasarısını esas almıştır. Karşılıksız çeke Hapis cezası Türk Hukuk Sistemi açısından bir yüz karasıdır! Kişi hak ve hürriyetlerine aykırı bu uygulama 1 Ocak 2009 tarihinde yeni bir boyut kazanmıştır.

  8. 17/10/2009, 16:21

    >Karşılıksız Çek Vermekten Gözaltına Alınan Yönetmen Ezel Akay Tutuklandı Karşılıksız Çek Verdiği Gerekçesiyle Antalya'da Gözaltına Alınan Yönetmen Ezel Akay, Tutuklanarak Cezaevine Gönderildi.Karşılıksız çek verdiği gerekçesiyle Antalya'da gözaltına alınan yönetmen Ezel Akay, tutuklanarak cezaevine gönderildi. Altın Portakal Film Festivali için geldiği Antalya'da bu sabah kaldığı Dedeman Otel'de polis tarafından gözaltına alınan Ezel Akay karşılıksız çek verme suçunu konu alan 3167 Sayılı Kanun'a muhalefetten Asayis Şube Müdürlüğü'ne götürüldü. Daha sonra Antalya Adliyesi'ne getirilen yönetmen Ezel Akay'ın borcunu ödemediği anlaşıldı. Adliye nezaretinde sabah saatlerinden beri bekletilen Ezel Akay hakkında Fatih Adliyesi tarafından çıkarılan tutuklama müzekkeresi bulunduğu belirtildi. Akay daha sonra tutuklanarak Antalya E Tipi Cezaevi'ne gönderildi.

  9. 17/10/2009, 16:21

    >Karşılıksız Çek Vermekten Gözaltına Alınan Yönetmen Ezel Akay Tutuklandı Karşılıksız Çek Verdiği Gerekçesiyle Antalya'da Gözaltına Alınan Yönetmen Ezel Akay, Tutuklanarak Cezaevine Gönderildi.Karşılıksız çek verdiği gerekçesiyle Antalya'da gözaltına alınan yönetmen Ezel Akay, tutuklanarak cezaevine gönderildi. Altın Portakal Film Festivali için geldiği Antalya'da bu sabah kaldığı Dedeman Otel'de polis tarafından gözaltına alınan Ezel Akay karşılıksız çek verme suçunu konu alan 3167 Sayılı Kanun'a muhalefetten Asayis Şube Müdürlüğü'ne götürüldü. Daha sonra Antalya Adliyesi'ne getirilen yönetmen Ezel Akay'ın borcunu ödemediği anlaşıldı. Adliye nezaretinde sabah saatlerinden beri bekletilen Ezel Akay hakkında Fatih Adliyesi tarafından çıkarılan tutuklama müzekkeresi bulunduğu belirtildi. Akay daha sonra tutuklanarak Antalya E Tipi Cezaevi'ne gönderildi.

  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: