Başlangıç > çek mağdurları, genel > Çek Mağduru Arkadaşlarımız (Murat Yalçın)

Çek Mağduru Arkadaşlarımız (Murat Yalçın)

Kıymetli Çek Mağduru Arkadaşlarımız..

Kardeşlerimiz..
İstirham ediyorum..Söyleyeceğimiz güzel bir sözü; BİR FAZLA söyleyelim.. Lakin söz güzel değilse, hoş değilse; değil bir eksik, HİÇ SÖYLEMEYELİM..
Zaten hepimiz incitici, tahrip edici bir zulme maruz durumdayız.. Bu halde iken değil birbirimize düşmek, aksine üzüntülerimiz, sıkıntılarımız bizi, bize yaklaştırmalı..
Öyle ki bir haksızlığa maruz kalmak ve böyle bir hüznü yaşamak, aynı zamanda insani bir tekamül sağlamalı bizlere..
Bu ortak platformda inanç ve düşüncelerimizi bile açıklarken tedbirli, ölçülü ve hakkaniyet sahibi olmaya çalışmalıyız..
Bizlere lazım olan yegâne şey TESANÜD; (grup dayanışması) Bizler için felaket olan şeyler ise; HASED, FİTNE, AYRILIK VE AYKIRILIK, FESAT ve DAĞINIKLIKTIR..
Tesanüd içinde olmamız için sadece aklı-ı selim ve nazik olmamız yeterli.. Bu bize, haksızlığa dayanma ve direnme gücü; adalete, zafere ulaşmada, mücadele azmi ve sonunda bu birlik ve beraberlik ruhu, mutlaka adaleti ve zaferi getirecektir..
Aksi hal; yani KABALIK, SAYGISIZLIK VE HOYRATLIK bizi felaketlere sürükleyecek şeytani bir aldatmaca, nefsi bir körlük olacak ve sonucunda varacağımız yer felaket olacaktır..
İzninizle yazımda inanç ve kanaatlerimi de ifade ederek devam etmek istiyorum..

Sevgili Peygamberimiz (sav) şöyle buyurmuşlardır: “Birbirinize hased (çekememezlik) etmeyiniz. Birbirinize buğz (düşmanlık) etmeyiniz.
Birbirinizle iyi ilişkileri kesmeyiniz.
Birbirinizden yüz çevirip küsüşmeyiniz ve ey Allah\’ın kulları, kardeşler olunuz..” \”Bir haksızlık, zulüm görürseniz, gücünüz yetiyorsa elinizle, ona gücünüz yetmiyorsa dilinizle, ona da gücünüz yetmiyorsa kalbinizle karşı çıkın. Ki, sonuncusu inancınızın en zayıf noktasıdır.\”
Yüce Allah ise Kuranı Kerim’de mü’minlere;

\”Çekişip birbirlerine düşmemelerini..\” (Enfal Suresi, 46)

\”Allah\’ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın…\” (Al-i İmran Suresi, 103)

\”Birbirlerine kenetlenmiş bir bina gibi saf bağlayarak..\” (Saff Suresi, 4)

\”Kullarıma, sözün en güzel olanını söylemelerini söyle. Çünkü şeytan aralarını açıp bozmaktadır. Şüphesiz şeytan insanın açıkça bir düşmanıdır.\” (İsra Suresi, 53)

\”İnkar edenler birbirlerinin velileridir(dostları). Eğer siz bunu yapmazsanız (birbirinize yardım etmez ve dost olmazsanız) yeryüzünde bir fitne ve büyük bir bozgunculuk (fesat) olur.\” (Enfal Suresi, 73)

Buyurmakta ve doğru olana varmak, zafere ulaşmak için inananların dostluk ve kardeşlik içinde olmalarının gereğini, dostluk ve kardeşlik duygularından uzaklaşıp birbirlerini dost edinmemelerinin ise, aralarında ve yeryüzünde karmaşaya ve kötülüğe sebep olacağını bildirmektedir..
Hiçbir inananın bu sorumluluğun vebalini üstlenmek istemeyeceği açıktır.
Hiçbirimiz bu gün; iğrenç bir çek hapsi zulmü ile karşı karşıya iken verilen mücadelede bizleri zayıf düşürecek, bizleri kaos ve karışıklık içinde treni kaçırtacak bir vebal üstlenmek istemeyecektir.. Arkadaşlarım, kardeşlerim.. Maçın başındayız ve inanın kazanmaya yakınız.. Çünkü maça yenik başlamış, orta yerde ne oyuncu ne takım ne taraftar (seyirci değil) yoktu.. Oyun kuralları aleyhimize ve tartışılmaz idi.. Hakemler, yan hakemler aleyhimizde ittifak içindeydiler.. Ya bugün kazanımlarımızı bir düşünelim.. Allah’a şükürler olsun.. Hep beraber haklı olmanın, inançlı olmanın gücünü hissedelim lütfen..
Evet zafere bir adım kaldı..
O adım hepimizin ortak inancıyla atılacak ve mutlaka ADALET YERİNİ BULACAKTIR.. Ve bunun ilk şartı HAKLI olmak.. İkinci ve son şartı HAKLI OLMANIN HAKKINI VERMEKTİR.. Fakat tekrar istirham ediyorum.. Bu mücadele mutlaka İNCE, NAZİK VE ZARİF olalım.. Hem haklı ve inançlı olana yaraşan da budur..Tıpkı sevgi ve muhabbet gibi, SAYGI da paylaşıldıkça çoğalan bir kaynaktır. Kimse birine saygı gösterdiği için zararda da olmaz, rahatsız da olmaz. Aksine hem mutlu ve hem de kazançlı olur.. Muhakkak hepimizin bu mücadele de emeği var ve olacak..
Tabiatıyla BİLGİ, EHLİYET VE TECRÜBE sahibi arkadaşlarımızın katkıları ise çok daha fazla olacak.. Biz onları, kıskanma ne demek, başımızın tacı olarak değerlendireceğiz.. Bu itibarla; Baştan beri hem kendi ve hem de hepimizin derdi için; sesli sedalı katkı veren fedakar arkadaşlarımıza şükran borçluyuz.. Kendi dertleri olmamasına rağmen hakka ve haklıya kulak veren, bize destek veren herkese teşekkür borçluyuz.. Başta hukukçu arkadaşlarımız olmak üzere bu meselede bize yardımcı olan ve olacak bu insanlar; bizi hayata döndürmeye vesile olacak uzman hekimlerimiz gibi güzel insanlardır…
\”… Ve her bilgi sahibinin üstünde daha iyi bir bilen vardır.\” (Yusuf Suresi, 76

Bir zerâfet ve tevazu örneği ile yazımı bitirmek istiyorum
Mevlânâ Câmî (Molla Câmî olarak da bilinir) zamanında; tanınmış âlimler, şairler, yazarlar ve bilginler aralarında ‘suskunlar meclisi’ adını verdikleri bir kurul oluşturmuşlardı. Bu meclis, üyelerini, çok düşünen, az konuşan ve az yazan insanlar arasında seçiyordu. Meclisin üye sayısı ise otuz kişiyle sınırlı tutulmuştu. O dönemde yaşayan âlim, şair ve yazarlarının içinde hep bu meclise üye olma arzusu vardı. Mevlânâ Câmî’de bunlardan biriydi. Ancak ‘suskunlar meclisi’nin üye sayısının sınırlı olması onun, seçkin insanların yer aldığı bu kurulda bulunmasına imkân vermiyordu.
MECLİSİMİZDE YER YOK Bir gün ‘suskunlar meclisi’nin üyelerinden biri ölmüştür.. Bunun üzerine Mevlânâ Câmî ‘suskunlar meclisi’ üyeleri toplantı halindeyken toplantı yapılan mekana gider.. Meclise katılma arzusunu bir kağıda yazıp kapıcıyla içeriye gönderir.Meclis üyeleri Mevlânâ Câmî\’yi çok yakından tanıyorlardı, fakat vefat eden üyelerinin yerine birkaç gün önce başka bir değerli insanı almışlardı.. Lâkin Mevlânâ Câmî gibi birini de kapıdan çevirmek, \”seni üye yapamıyoruz\” demek oldukça zordu. Kendi aralarında epeyce düşünürler. Ardından da bir bardağı ağzına kadar su ile doldurup kapıcıyla Mevlânâ Câmî\’ye gönderirler. Bununla meclisin üye sayısının tam olduğunu, yeni bir kişiye yer olmadığını anlatmak istiyorlardı.Kendisine, ağzına kadar su ile dolu bir bardak gönderilen Mevlânâ Câmî, meclis üyelerinin ne demek istediğini anlar, hemen yanındaki gülden bir yaprak koparıp yavaşça bardağın üstüne koyarak tekrar içeriye gönderir.. Bununla gül yaprağının su ile dolu bardağı taşırmadığını, gül misali kendisi için de ‘suskunlar meclisi’nde bir yerin bulunduğunu anlatmak istiyordu.Meclis üyeleri de böyle bir insana çok nazik bir şekilde de olsa daha önce \”meclisimizde yer yok\” anlamında bir cevap verdiklerinden dolayı çok üzüldüler. Otuz kişiyle sınırlı olan üye sayılarını da aşarak Mevlânâ Câmî\’yi meclislerine üye yapmaya karar verdiler. MEVLANA CAMİ\’NİN TEVAZUSU Meclisin başkanı, adını listeye yazdı, üye sayısını belirten 30 sayısının önüne bir 0 (sıfır) yazarak Mevlânâ Câmî\’ye verdi.. Başkan bununla, Mevlânâ Câmî\’nin katılmasıyla meclisin değerinin on kat arttığını anlatmaya çalışıyordu.Listeyi alan Mevlânâ Câmî, kendisinin gelmesiyle meclisin değerinin on kat artmış olduğu düşüncesine katılamadığını göstermek için, otuz sayısının sağına eklenen sıfırı silip, 0 (sıfır)’ı 30 sayısının SOLUNA yazdı. Mevlânâ Câmî’de bu cevapla, meclisin üye sayısını artırmadığını çünkü kendi değerinin, bu meclisin yanında SOLDA SIFIR olduğunu anlatmak istiyordu.
Arkadaşlar hepimiz, bir değeriz, kimimiz 30’un sağında kimimiz solunda..
Önemli olan birbirimizin değerini bilmemiz..
Herkesin, hepimizin birbirimize saygı ve hoşgörü göstermesi dileğiyle.. Saygılarımla

Murat YALÇIN 

Reklamlar
  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: