Başlangıç > çek mağdurları, genel > Çek Mağdurları, Karşılıksız Çek ve SUÇTA VE CEZADA KANUNİLİK İLKESİ

Çek Mağdurları, Karşılıksız Çek ve SUÇTA VE CEZADA KANUNİLİK İLKESİ

SUÇTA VE CEZADA KANUNİLİK İLKESİ

Madde 2 – (1) Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz.

(2) İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz.

(3) Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz.

BİRİNCİ BÖLÜM:CEZALAR

CEZALAR

Madde 45 – (1) Suç karşılığında uygulanan yaptırım olarak cezalar, hapis ve adlî para cezalarıdır.
ADLÎ PARA CEZASI

Madde 52 – (1) Adlî para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hâllerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir.

(2) En az yirmi ve en fazla yüz Türk Lirası olan bir gün karşılığı adlî para cezasının miktarı, kişinin ekonomik ve diğer şahsî hâlleri göz önünde bulundurularak takdir edilir.

(3) Kararda, adlî para cezasının belirlenmesinde esas alınan tam gün sayısı ile bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ayrı ayrı gösterilir.

(4) Hâkim, ekonomik ve şahsî hâllerini göz önünde bulundurarak, kişiye adlî para cezasını ödemesi için hükmün kesinleşme tarihinden itibaren bir yıldan fazla olmamak üzere mehil verebileceği gibi, bu cezanın belirli taksitler hâlinde ödenmesine de karar verebilir. Taksit süresi iki yılı geçemez ve taksit miktarı dörtten az olamaz. Kararda, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi hâlinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adlî para cezasının hapse çevrileceği belirtilir.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM:CEZANIN BELİRLENMESİ VE BİREYSELLEŞTİRİLMESİ

CEZANIN BELİRLENMESİ

Madde 61 – (1) Hâkim, somut olayda;

a) Suçun işleniş biçimini,

b) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları,

c) Suçun işlendiği zaman ve yeri,

d) Suçun konusunun önem ve değerini,

e) Meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını,

f) Failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını,

g) Failin güttüğü amaç ve saiki,

Göz önünde bulundurarak, işlenen suçun kanunî tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirler.

(2) Suçun olası kastla ya da bilinçli taksirle işlenmesi nedeniyle indirim veya artırım, birinci fıkra hükmüne göre belirlenen ceza üzerinden yapılır.

(3) Birinci fıkrada belirtilen hususların suçun unsurunu oluşturduğu hâllerde, bunlar temel cezanın belirlenmesinde ayrıca göz önünde bulundurulmaz.

(4) Bir suçun temel şekline nazaran daha ağır veya daha az cezayı gerektiren birden fazla nitelikli hâllerin gerçekleşmesi durumunda; temel cezada önce artırma sonra indirme yapılır.

(5) Yukarıdaki fıkralara göre belirlenen ceza üzerinden sırasıyla teşebbüs, iştirak, zincirleme suç, haksız tahrik, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı ve cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsî sebeplere ilişkin hükümler ile takdiri indirim nedenleri uygulanarak sonuç ceza belirlenir.

(6) Hapis cezasının süresi gün, ay ve yıl hesabıyla belirlenir. Bir gün, yirmidört saat; bir ay, otuz gündür. Yıl, resmî takvime göre hesap edilir. Hapis cezası için bir günün, adlî para cezası için bir Türk Lirasının artakalanı hesaba katılmaz ve bu cezalar infaz edilmez.

(7) (Ek fıkra: 29/06/2005-5377 S.K./7.mad) *1* Süreli hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı bu Madde hükümlerine göre belirlenen sonuç ceza, otuz yıldan fazla olamaz.

(8) (Ek fıkra: 29/06/2005-5377 S.K./7.mad) *1* Adlî para cezası hesaplanırken, bu Madde hükmüne göre cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine yönelik artırma ve indirimler, gün üzerinden yapılır. Adlî para cezası, belirlenen sonuç gün ile kişinin bir gün karşılığı ödeyebileceği miktarın çarpılması suretiyle bulunur.

(9) (Ek fıkra: 06/12/2006 – 5560 S.K. 1.md) Adlî para cezasının seçimlik ceza olarak öngörüldüğü suçlarda bu cezaya ilişkin gün biriminin alt sınırı, o suç tanımındaki hapis cezasının alt sınırından az; üst sınırı da, hapis cezasının üst sınırından fazla olamaz.

(10) Kanunda açıkça yazılmış olmadıkça cezalar ne artırılabilir, ne eksiltilebilir, ne de değiştirilebilir.

yukarıka kanun maddelerine göre aşağıdaki tespitler yapılabilir.

tck 5.md göre tck genel hükümleri olan ilk 75 .md si 1.1.2009 gününden itibaren ceza içeren tüm kanunlar için uygulanması zorunlu hale gelmiştir.

3167 sk gerek 16/1-2 ,13/1, ve ceza içeren tüm özel kanunlarda 1.1.2009 gününden itibaren tck 52.md aykırı olmayacak GÜN PARA CEZA SİSTEMİ OLAN ADLİ PARA CEZASI uygulamasına tck 5.md göre geçilmiştir.

tck 52.md göre adli para cezası hesaplanırken de alt ve üst sınırlarının takdirinde de tck 61 .md gözetilecek .özellikle de tck 61/8 -9,.md hükümleri gözetilecek.
tartışılması gereken asıl sorun ,3167 sk 16/1-2.md ve aynı kanunun 13/1.md cezaların artık 1.1.2009 gününden itibaren uygulanmayacağı ve hatta bu kanunlarda tck 52 .md aykırı olmayan gerekli yasal düzenleme yapılmadığından bu suçlara 1.1.2009 gününden itibaren uygulanabilecek ceza yaptırımı yoktur.çek bedeli kadar veya doğrudan adli para cezası sistemini tck 5,52.md amir hükümlerine göre bu ceza sistemi terkedildiği kesin olarak söylenebilir.

tck 2.md göre bu suçların düzenlendiği kendi özel yasaı olan 3167 sayılı kanunda da yasal düzenleme yapılmadığından burada tck 2.md cezada kanunilik kuralı gereğince bu suçlar için 1.1.2009 gününden itibaren yasal olarak uygulanabilecek adli para cezası da olmadığından cezasız kaldığı sonucu ortaya çıkmaktadır.

diyelim ki 3167 sayılı kanunda yeni bir yasal düzenleme yapılsa bile bu yasa değişikliği önceden işlenen suçlara uygulanamaz. zira önceki suçlar tck2.md anlamında cezasız kaldığından ancak değişiklikten sonra işlenecek suçlar hakkında uygulaması sözkonusu olacaktır. tck 2.md kanunda yazılı olmayan bir ceza verilemeyeceğini amirdir.

her nekadar 3167 sk. bu suçların cezası var olduğu söylenebilir ise de kanundaki bu cezalar 5252 sk.geçici 1.md göre artık 1.1.2009 gününden itibaren tck 5.md. de gözetilerek yasal zorunluluk nedeniyle uygulama kabiliyeti kalmadığından bunun sonucu bu suçlar tck 2.md anlamında artık cezasız kalmış demektir.

yani ÖZETLE FİİLİ DURUM SUÇ VAR ANCAK (1.1.2009 DAN SONRA)UYGULANABİLECEK KANUNİ BİR CEZASI YOK.

nasıl ki 1.1.2009 gününden sonra mahkemeler bu suçlara ceza veremeyeceklerine göre, önceden ceza verilmiş ancak 1.1.2009 dan sonra cezasız kalmış bir suç nedeniyle verilmiş bu cezalar da infaz edilemez.cezaların kararı veren mahkemesince ek kararla bütün sonuçları ile ortadan kaldırılması gerekir.cezası ceza evinde infaz edilenlerin de mağduriyetlerinin önlenmesi için de ya infazlarının öncelikle durdurulması veya cezanın ortadan kaldırılarak tahliye edilmeleri gerekir.

yapılacak yasa değişikliği beklense bile hiç olmazsa infazlar durdurulmalıdr.

tck 61/10.md de cezalar KANUNDA AÇIKÇA yazılı olmadıkça ne artırılablir ne eksiltilebilir ne de DEĞİŞTİRİLEBİLİR.

tck 45 md ve 61/10,ve tck 2md birlikte değerlendirildiğin de ÇEK SUÇU 1.1.2009 dan sonra CEZASIZ kalmıştır.cezasız kalan suç nedeniyle de önceden verilmiş cezayı da ortadan kaldırılması gerekir.infazlarınında durdurulması gerekir.
tck 45.md cezaların hapis ve adli para cezaları olduğunu söylüyor.bu madde de veya tck 52 .md.de ‘ÇEK BEDELİ KADAR ADLİ PARA CEZASI’ VEYA ‘ ARTIK UYGULAMA İMKANI KALMAYAN(5252 sk geçici 1.md göre) 5252.SK 5.md benzer şekilde 450 ytl adli para cezasını uygulamak yasal değildir.zira tck 45.md de böyle bir ceza vermeye yasal imkan da yoktur .

aksini kabul etmek demek ise tck 2/3.md göre ‘ Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz’ amir hükmüne aykırı KIYAS YASAĞINA GİRER.CEZA İÇEREN HÜKÜMLER KIYASA YOL AÇACAK BİÇİMDE GENİŞ YORUMLANMIŞ OLACAKTIR.

ceza hükümlerinin uygulanmasında KIYAS YASAĞI VAR. CEZA İÇEREN HÜKÜMLERİNİN DE YORUMLANIRKEN DE GENİŞ YORUM YAPILABİLİR ANCAK BU GENİŞ YORUMUN DA YASAL SINIRI KIYASA YOL AÇACAK BİÇİMDE OLMAYACAK

https://cekmagdurlari.wordpress.com/2009/08/30/cek-magdurlari…ya-buyuk-yanki/

Reklamlar
  1. Karşılıksız Çek
    11/09/2009, 13:50

    Ayşe Arman’ın kimliğini gizleyerek başörtüsü takıp otelde konaklaması ve gördüklerini Hürriyet’te tefrika etmesine en etkili tepki otel sahibinden geldi

  2. Karşılıksız Çek
    11/09/2009, 13:51

    Ayşe Arman, tesettüre bürünerek ve kimliğini gizleyerek konakladığı Asya Hotel’in sahibi Adem Avcı, ünlü gazeteciyi ‘etik davranmamak, kapkaç gazetecilik yapmak ve Anadolu kültürünü Türkiye gerçeğini bilmemekle’ eleştirdi.

    Cafesiyaset yazarı gazeteci Halit Tunç’un sorularını yanıtlayan Adem Avcı, bakın neler konuştu.

    ‘’Ayşe hanımın tesettüre bürünüp, kahraman gazeteci edasıyla, kimliğini gizleyerek, habere gizemlilik katarak otelimize girmesine gerek yoktu. Biz kendisini bir muhbir değil muhabir gibi ağırlar. İstediği yerde istediği şekilde çalışma yapmasını sağlardık. Müşteri kimliğiyle gelip, kap-kaç gazetecilik yapmaya hiç gerek yoktu.

    Ayşe hanımın bu yazı dizisini okuduğunuzda orada aslında Türkiye yoktur. Anadolu gerçeği yoktur. Herkes bilir ki.. Anadolu’da bir gelin, yada genç kız aile büyüklerinin yanında soyunmak şöyle dursun, koltuğa uzanmaz. Bu bir terbiyedir, kültür ve yaşam biçimidir. Siz o gelini, genç kızı onlarca erkeğin gözleri önünde rahat biçimde denize sokamıyorsunuz, ayrı bir bölümde kendini rahat ve güvende his eder.

    Bizim otellerimizdeki yaklaşım bu köklü gelenekten, inançtan geliyor. Hem kadınların sosyalleşmesini isteyeceksiniz hem de alternatif tatil tarzına karşı çıkacaksını, bu nasıl bir anlayış ve dayatma bilemiyorum.

    Dünya’nın hiçbir ülkesinde tek tip tatil yoktur. Bu toplumu ‘’tek tipleştirmektir’’ Bu ülkedeki bütün kadınların, Ayşe hanım gibi giyinmesini, onun gibi yaşamasını, onun gibi düşünmesini, onun gibi tatil yapmasını beklemek, bunu dayatmak ‘ toplumda ayrımcılık ve ötekileştirmektir’

    Tatil, bir insanın ruhen ve bedenen dinlenme, eğlenme ve kendini daha güvende his etme olayıdır. Sergi sanatı hiç değildir.

    İnsanımız gösterişten uzak yaşamayı seviyor. Kendi özelleri vardır.Kendi inançları vardır.Bizim gibi tatil beldeleri bu inanç biçimine göre dizayn edilmiştir. En üst düzeyde bürokratlarımız arasında da, bu tarz tatil biçimini tercih eden bundan mutlu olanlarımız vardır.

    Biraz politik konuşmuş olacağım ama, diyorum ki acaba, birileri yeni gündem yaratma çabası içindemi… Mesela bir dönem Türkiye falanca ülke oluyor kampanyası aynı yayın grubu tarafından başlatıldı. Namaz kılan liseli çocukların senaryo fotoğrafları manşetleri süsledi. Sonra senaryoların yazarları teşrife edildi.

    Bir tarafın yaşam biçimini değer yargılarını, inançlarını geleneklerini eleştirebilirsimiz, ancak kullanacağız dil o kesimi aşağılamamalı.. Haşeme giymek size doğal olarak itici gelebilir. Ama onu giyenleri itici hale getirmek farklı şeyler.’’

    Cafesiyaset özel

  3. Karşılıksız Çek
    11/09/2009, 14:33

    Ahmet Arsan’ı Ayşe Arman da kurtaramaz
    Nursel Tozkoparan, bu kez Ahmet Arsan’ın ipliğini pazara çıkaran, “Bizim Mahalle” yazarı Melek Kanatlı ile röportaj yaptı. Melek Kanatlı, “Ahmet Arsan’ı Ayşe Arman’ın bile…

  4. Karşılıksız Çek
    11/09/2009, 14:33

    Hıncal Uluç Ayşe Arman’ın kazığını mı yedi ? inanamazsınız ama aynen öyle… Meğer bir kelimeye takılmış Hıncal Uluç… Hıncal Uluç Ayşe Arman’ın kazığını mı yedi ?
    inanamazsınız ama aynen öyle…
    Meğer bir kelimeye takılmış Hıncal Uluç…
    O kelime de “bayağı” kalıvermiş..
    Derin yaralar açmış olmalı ki o kelime üzerine bugün köşesinde açıklama yapmış usta yazar…
    Hıncal usta için seks, bir ressamın tuvali kadar da hassastır…

    Hal böyle olunca estetiği olan bir kelimeyi sen sokak ağzıyla tanımlarsan Hıncal Uluç’un tehlikeli sularında dolaşırsın…
    Nasıl mı ?
    Buyrun okuyun…

    **************
    HINCAL ULUÇ – sabah.com.tr

    Açıklama..

    Ayşe Arman, fevkalade tehlikeli sularda dolaşan bir söyleşi yaptı benimle.. Saatlerce konuştuk. Nasıl özetleyeceğini çok merak ediyordum.. Harika toparlamış.. (Hürriyet Pazar Eki.)
    Bir tek sözcüğe itirazım var..
    Benim hiç ama hiç kullanmadığım, dilimde olmayan bir argo sözcüğü ağzıma yerleştirmiş.. Ben “Sevişmek” sözcüğünü kullanırım.. Konuşma içinde de öyle geçti. Ayşe “Sevişmek derken dü… meyi mi kast ediyorsun” diye sordu.. “Evet” dedim.. Bu konuşmayı aynen almamış yazıya.. Lafı doğrudan ben söylemişim gibi özetlemiş..
    İtirazımı ona da söyledim.. “Düzeltirim hiç merak etme” dedi..
    Sevişmek benim için kutsal bir ritüeldir. Argo sözcüklerle ifade etmem, edemem..

  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: