Başlangıç > çek mağdurları, genel > Çek Mağdurları ve 5252 Sayılı Kanuna Aykırı Çek Yasası

Çek Mağdurları ve 5252 Sayılı Kanuna Aykırı Çek Yasası

Çek mağdurları

Bilindiği üzere 5252 sayılı yasanın geçici 1. maddesinde “Diğer kanunların, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun Birinci Kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümlerinin, ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç 31 Aralık 2008 tarihine kadar uygulanacağı” belirtilmiş ve yasada öngörülen süre dolmasına rağmen yasa koyucu tarafından uzatılmamıştır. Bunun kanuni sonucu şudur; Diğer Kanunların 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun Birinci Kitabında yer alan “Genel Hükümlere” aykırılık içeren hükümleri 01.01.2009 tarihinden itibaren artık uygulanmayacaktır. Kanunun yürürlük tarihi de (Aykırılık içeren özel yasalar bakımından) 01.01.2009 tarihi olacaktır.

5237 sayılı TCK.nun “zaman bakımından uygulama” başlıklı 7/2 maddesinde “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanunun uygulanacağı ve İNFAZ OLUNACAĞI” belirtilmiş olmakla öncelikle Türk Ceza Kanunun Genel hükümlerine aykırılık içeren kesinleşmiş mahkeme ilamlarının da bu kapsamda yeniden gözden geçirilmesi gerekecektir.

Öncelikle bir tespitte bulunmak faydalı olacaktır; bir yasal düzenlemenin başka bir yasal düzenlemeden farklı hükümler içermesi ile, çelişen (aykırı) hükümler içermesi aynı şeyler değildir. Örneğin 5237 sayılı TCK.nun da infaz rejimi olarak uygulanması öngörülen “Genel Tekerrürden” farklı olarak bazı suçlar bakımından, bu suçların ihlal ettikleri hukuki değerler, ortaya çıkan tehlikenin ağırlığı gözetilerek yasa koyucu tarafından “Özel Tekerrür” nedeniyle farklı bir infaz rejimi veya farklı bir yaptırım öngörülebilecektir.
3167 sayılı yasaya göre, mükerrer olarak karşılıksız çek tanzim eden sanıklarla ilgili olarak yasa koyucu, aynı nitelikli suçu işleyen sanığın , ikinci ve sonraki kezler aynı suçu işlemesi halinde hapis cezası tayin edilmesini uygun görmüştür. 3167 sayılı yasanın 16/1 (son cümle) maddesinde yasa koyucu mükerrir sanık hakkında farklı bir infaz rejimi dahi öngörmeyerek doğrudan YAPTIRIM belirlemiştir. Yasa koyucunun doğrudan yaptırım öngördüğü bir durumda TCK.nun genel hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmasının söz konusu olamayacağını düşünüyorum.

Öte yandan yasa koyucu Çek Kanunundaki gibi “Özel Tekerrür” halinde “YAPTIRIM” yerine özel nitelikli “İNFAZ REJİMİ” dahi öngörebilir. Bu taktirde ise Türk Ceza Kanunun 5. maddesi delaletiyle 58. maddesine aykırılığı tartışmak yerine, düzenlemenin Anayasanın 10 maddesine aykırı olup olmayacağını tartışmak gerekecektir. Nitekim geçmiş dönemlerdeki süreçte hep bu eksen üzerinde tartışmalar yaşanmış ve farklı düzenlemelerin anayasa ile koruma altına alınan “eşitlik” ilkesini ihlal edip etmediği değişik yasal düzenlemelerle ilgili olarak tartışma konusu yapılmıştır.

5237 sayılı Türk Ceza Kanununun Genel Hükümleri, aykırılık içeren diğer özel yasalar bakımından 01.01.2009 tarihinden itibaren yürürlüğe girdiğine göre, hangi hükümlerin örtülü olarak yürürlükten kaktığını da bu kabul doğrultusunda tespit etmek gerekecektir. Sonradan yürürlüğe giren genel nitelikli bir kanunda, önceden yürürlükte olan özel nitelikli bir kanunun “aykırılık içeren hususlarda önceki kanunun uygulanacağına ilişkin” bir düzenlemeye yer verilmemiş ise şüphesiz ki, sonradan yürürlüğe giren genel nitelikli kanun, önceki özel nitelikli kanunun aykırı hükümlerini yürürlükten kaldıracaktır. Örneğin meslektaşlarımızın sıkça gündeme getirdikleri 3167 sayılı yasanın 16/2 maddesindeki tüzel kişiler hakkında adli para cezasına hükmedilmesine ilişkin düzenlemeye değinecek olursak, 01.01.2009 tarihinde (aykırılık içeren özel yasalar bakımından) yürürlüğe giren 5237 sayılı kanunun 20/2 maddesinde “Tüzel kişiler hakkında sadece güvenlik tedbirlerinin uygulanabileceği, ceza yaptırımının uygulanamayacağının” belirtilmiş olması karşısında, yasada öngörülen emredici nitelikteki bu yasaklayıcı düzenleme nedeniyle, 3167 sayılı yasanın Tüzel kişiler hakkında ceza tertibini içeren 16/2 maddesinin artık yürürlükten kalktığını kabul etmek gerekecektir. Zira 5237 sayılı TCK.nun 20. maddesi “emredici nitelikte” yasaklamaları içeren bir yasal düzenlemedir.

5275 sayılı kanunun geçici 1. maddesinde “….. diğer kanunlarda yer alan adlî para cezasının ödenmemesi hâlinde, hükümlülerin bir gün yüz Türk Lirası hesabı ile hapsedilecekleri” belirtilmiş olduğundan, gerek 3167 sayılı yasanın 16/1 maddesinde ve gerekse diğer yasalarda yazılı ve gün karşılığı olmayan adli para cezalarının da yürürlükte olduğunu ve infaz kabiliyetlerinin hala bulunduğunu kabul etmek gerekmektedir. Çünkü 5275 sayılı yasanın geçici 1. maddesi de halen yürürlüktedir.
Geçmiş dönemlerde, Örneğin 213 sayılı Vergi Usul Kanununa aykırılık, Kaçakçılık Kanununa aykırılık suçlarında, İcra suçlarında genel hükümlerden farklı düzenlemelere yer verildiği sıklıkla görülmüş ve muhtemeldir ki bundan sonra da görülecektir. Kişisel görüşüme göre; burada önemli olan, bu düzenlemelerin 5237 sayılı TCK.nun genel hükümlerinde yer alan “emredici ve yasaklayıcı” nitelikteki düzenlemelere aykırı olmamasıdır. Ayrıca aynı hukuki statüde bulunanlar bakımından farklı düzenlemeler öngörülmesi de, anayasaya aykırılık iddialarını gündeme getirebilecektir.

https://cekmagdurlari.wordpress.com/2009/08/28/ayse-nur-bahce…sesimiz-olun-2/

Reklamlar
  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: