Başlangıç > çek mağdurları, genel > Karşılıksız Çek Kanun Tasarısı Hazırlanma Gerekçeleri

Karşılıksız Çek Kanun Tasarısı Hazırlanma Gerekçeleri

Birinci Bölüm

KARŞILIKSIZ ÇEK GENEL GEREKÇE

A- Yeni Bir Karşılıksız Çek Kanununu Gerekli Kılan Sebepler
19/3/1985 tarihli ve 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanuna İlişkin Değişiklikler ve Sonuçlar
1)  Fransız Çek Kanunundan esinlenerek hazırlanan, amacı, çeki güvenilir bir Ödeme aracı
hâline getirmek olan 19/3/1985 tarihli ve 3167 sayılı “Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek
Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun” 1985 yılından beri yürürlüktedir. Bu Kanunun, amacı
bağlamında öne çıkan beş özelliği vardır:
a)   Çekle işleyen hesapların açılması sıkı kurallara bağlanmış, çek defterlerinin bankalar tarafından belirlenecek boyutlarda ve Kanunda öngörülen çek yaprağı düzeninde basılması zorunluluğu getirilmiştir.
b)   Çeki kısmen veya tamamen karşılıksız çıkan kişinin elindeki tüm çeklerinin iadesi zorunlu kılınmıştır.
c)   Çeki karşılıksız çıkan kişiye bir taraftan Kanuna aykırı durumunu düzeltme hakkı tanınmış, diğer taraftan da gereğinde çek kullanması yasaklanmıştır.

d)  Karşılıksız çek keşide etmek suçu Özel olarak, şikâyete bağh bir suç olarak düzenlenmiş ve beş yıla kadar hürriyeti bağlayıcı ceza ile cezalandırılmıştır.

e)   İleri düzenleme tarihli, yani uygulamadaki adı ile ‘Vadeli çek” kalın bir koruma zırhı ile güçlendirilmiştir. Şöyle ki, 3167 sayılı Kanun ile üzerindeki düzenleme tarihinden önce bankaya ibraz edilip de kısmen veya tamamen karşılıksız çıkan çekin hem hukukî takibe hem de cezaî kovuşturmaya konu olabilmesine imkân tanınmıştır. Başka bir deyişle, Kanun, normal çek ile “vadeli çek”i aynı hukukî ve cezaî rejime tâbi tutmuştur..
2)   Sekiz yıllık uygulama 3167 sayılı Kanunun değiştirilmesi gereğini ortaya çıkarmıştır. Çünkü, umut edilenin aksine, karşılıksız çek suçunun özel olarak düzenlenip suçun oldukça uzun bir hürriyeti bağlayıcı ceza ile cezalandırılması caydıncı olmamış, aksine piyasada karşılıksız çek miktarı artmış ve ceza davaları Önemli rakamlara ulaşmıştır. Kanundaki, bildirme, duyuru ve ihtarlarla ilgili maddeler işlem sayısmı artırmış, hükümler tam işleyememiş, bunlar ceza hükümlerinin gereği gibi uygulanmasını çoğu kez engellemiştir.
3)   Buna rağmen, 1993 yılında 14/1/1993 tarihli ve 3863 sayılı Kanunla 3167 sayılı Kanunun sadece karşılıksız çeke ilişkin 16 ncı maddesi değiştirilmiştir. Değişik hükümde, keşidecinin çek bedelinin karşılıksız kalan kısmı ile yüzde on tazminatım ve gecikme faizini, muhatap bankaya veya bir şubesine yatırması hâlinde, vazgeçme şartı aranmaksızın, kamu davası ile cezanın kaldırılacağı öngörülmüştür. Ayrıca, Kanuna bir de yine ceza île ilgili bir ek madde konulmuştur.
4)   Anayasa Mahkemesi 11/1/1994 tarihli ve 1993/29 Esas, 1994/1 Karar sayılı Kararında, geçici maddenin kamu davası ve cezanın kaldırılmasına zaman sınırlaması koyan ibarelerini iptal etmiştir. Yine Anayasa Mahkemesi, 26/9/1995 tarihli ve 1995/8 Esas, 1995/50 Karar sayılı Kararıyla 16 ncı maddenin Anayasanın 5, 10, 65 ve 167 nci maddelerine aykırı olmadığını karara bağlamıştır.
5)         Bu gelişmeleri 3167 sayılı Kanunu değiştiren 2/4/1998 tarihli ve 4358 sayılı Kanun izlemiştir. Anılan Kanunla 3167 sayılı Kanunda yapılan değişiklik, vergi kimlik numarası uygulamasının bir ürünü olup 3167 sayılı Kanunun 3 üncü maddesine yeni bir şekil vermiştir.
6)         2003 yılında 26/2/2003 tarihli ve 4814 sayılı Kanunla 3167 sayılı Kanunda köklü ve etkisi geniş düzenlemeler yapılmıştır. Bunlar reform olarak adlandınlamasa bile, sistem değiştirici niteliktedir. 3167 sayılı Kanunun onyedi maddesi yeniden kaleme alınmış, bankaların sorumluluğu, çek defterlerinin bastırılması, ibraz ve ödeme, hesaben tesvik düzeltme hakkı,.bankanın sorumlu olduğu tutar, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca ilân edilecek hususlar, tebligat adresi ve cezalara ilişkin hükümler eskisinden farklı bir şekilde düzene bağlanmıştır. En önemlisi, karşılıksız çekin cezasmda yapılan değişikliktir. Hapis cezası yerine, çek bedeli tutarında ağır para cezası Öngörülmüş, ancak mükerrirler hakkında hapis cezası korunmuştur.
7)   Bu çapta yeni bir düzenlemeye gidilmesinin sebebi 3167 sayılı Kanunun Anayasanın 38 inci maddesinin sekizinci fıkrası hükmüne aykırı olduğu inancı kadar 3167 sayılı Kanun dolayısıyla uygulamada karşılaşılan sorunlar ve güçlükler ile yerel mahkemeler ve Yargıtayda yığılan dosyalardır. Anayasa Mahkemesi 11/12/2002 tarihli ve 2002/965 Esas, 2002/195 Karar sayılı Kararıyla bu iddiayı reddetmiştir.
8)       Diğer yandan, ileri düzenleme tarihli çeke ilişkin olarak, düzenleme tarihinden önce ibraz edilip karşılıksız çıkan çekin hem hukukî hem de cezaî takibe konu olamayacağı görüşleri ileri sürülmüştür. Tasarının hazırlanması sürecinde, bu önerilerden sadece cezaî takibe konu olamama görüşü benimsenmiş ve hukukî takip yolu açık tutulmuştur.
9)   Bu arada Anayasa Mahkemesi 14/2/1989 tarihli ve .1988/15 Esas, 1989/9 Karar sayılı Kararında 3167 sayılı Kanunun bankalara uygulanacak cezalarının Anayasaya aykın olmadığını belirtmiştir.
3167 sayılı Kanuna Yöneltilen Eleştiriler ve Şikâyetler
10)  3167 sayılı Kanunun yirmi yıl İçinde karşılıksız çekin cezalandırılmasına ilişkin 16 ncı
maddesinin üç defa kanunla değiştirilmesi ve üç kez de Anayasa Mahkemesinin incelemesine konu
olması sisteme yönelik eleştirileri artırmış, şüpheleri güçlendirmiştir. 4814 sayılı Kanunla yapılan
köklü değişikliklere rağmen ilgili faırumîardan, Cumhuriyet savcılarmdan, mahkemelerden ve
Yargıtaydan gelen şikâyetler Adalet Bakanlığında yeni kanun hazırlanması düşüncesinin ağırlık
kazanmasına sebep olmuştur. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununu yürürlüğe
girince, 3167 sayılı Kanunun 5237 sayılı Kanuna teorik ve dogmatik yönden, tamamen ters bir
konuma düşmesi de bu düşünceyi eyleme dönüşfiirmüştür. 5237 sayılı Kanuna aykırılık dışında,
şikâyetler Özellikle şu noktalarda yoğunlaşmıştır.
a)   Bankaların çek hesabının açılması sırasında yaptıkları araştırmalar derinleştirilmeli; kimlik ve vergi numarası dışında, kişinin tacir olup olmadığı açıklığa kavuşturulmalı; bundan başka hesap açtırmak isteyen kişiden yazılı bir beyan alınmalı, bu beyanda kişi, sicil numarasını, engel hâli bulunup bulunmadığım, tüzel kişilerde çekin bedelini tahsile amade tutacak kişinin kimler olduğunu ve benzeri hususları belirtmelidir.
b)   Gereksiz bildirimler, ihtarlar, tebligatlar ve ilânlar kaldırılmalıdır.
c)   Çek defterlerinin ve yapraklarının geri verilmesi, yeniden düzenlenmeli; kullanılmış, hâlen dolaşımda olan çeklerin kimlere verildiği ve keşide tarihleri belirtilmelidir.
d)   Düzeltme hakkı 5237 sayılı Kanuna uygun olarak etkin pişmanlık şeklinde düzenlenmelidir.
e)  Hamiline çek kayıt dışı ekononrinin bir aracı olmaktan çıkarılmalıdır.
f)      Çekin bir ödeme aracı olduğunu belirleyici hükümlere yer verilmelidir.
g)    Tüzel kişinin işlerlerinin bir gerçek kişinin çek hesabı üzerinden yürütülmesi engellenmelidir.
h) Ceza hükümleri yoruma açık olmamalıdır.
TBMM

Reklamlar
  1. sumimasen1
    11/09/2009, 15:38

    Gerçek Dostluk

    Savaşın en kanlı günlerinden biri. Asker, en iyi arkadaşının az ileride kanlar içinde yere düştüğünü gördü.

    İnsanın başını bir saniye bile siperin üzerinde tutamayacağı ateş yağmuru
    altındaydılar. Asker teğmene koştu ve:
    – Teğmenim. Fırlayıp arkadaşımı alıp gelebilir miyim?..

    Delirdin mi? der gibi baktı teğmen…
    – Gitmeye değer mi?. Arkadaşın delik deşik olmuş. Büyük olasılıkla ölmüştür bile.. Kendi hayatini da tehlikeye atma sakın..

    Asker ısrar etti ve teğmen “Peki ” dedi.. “Git o zaman..”
    İnanılması güç bir mucize. Asker o korkunç ateş yağmuru altında arkadaşına ulaştı. Onu sırtına aldı ve koşa koşa döndü. Birlikte siperin içine yuvarlandılar. Teğmen, kanlar içindeki askeri muayene etti..

    Sonra onu sipere taşınan arkadaşına döndü:
    – Sana değmez, hayatini tehlikeye atmana değmez,demiştim. Bu zaten ölmüş..

    – Değdi teğmenim. dedi asker..
    – Nasıl değdi? dedi teğmen. Bu adam ölmüş görmüyor musun?..
    – Gene de değdi komutanım. Çünkü yanına ulaştığımda henüz sağdı..

    Onun son sözlerini duymak, dünyaya bedeldi benim için.. Ve arkadaşının son sözlerini hıçkırarak tekrarladı:

    – Geleceğini biliyordum!.. demişti arkadaşı…

    GELECEĞİNİ BİLİYORDUM…

    selam arkadaşlarım bu hikayeyi sizlerle paylaşmamın nedeni böyle bir olayı yaşamamızdır en son 11 ağustos meclis ziyaretimizde eğerki yeterli katılım olmazsa gitmemeyi düşünmüş lakin önceki eylemlerde oluşan dostluğumuzdan dolayı yinede gitmiştik ankara da buluştuk ve toplam 8 kişi kalmıştık aramızda konuştuk ve gelmeyenler adına çok üzüldük bu yüzden bu sefer arkadaşlar kimse kusura bakmasın yeterli sayı oluşmaz ise eyleme katılmıcaz eğer ki böylesi bir dostluk ve kardeşlik arayanlar varsa ekim ayında hepberaber buluşup dostluğumuzu ve kardeşliğimizi paylaşalım gelecek olan dostlarıma şimdiden teşekkürlerimi sunarım birde buradan burhan işcan a yine sesleniyorum burhan abi seni abi olarak büyüğüm olarak bu davanın sahibi ve babası olarak dostum olarak gördüm insanlar bir ümit bir umut arıyor eğer benim gördüğüm ve tanıdığım burhan işcan sen isen bu davaya kardeşçe dostça katılır en güzel şekilde gönüllerimizdeki yerini korursun buna eminim abi bu yüzden bizler senide aramızda görmek istiyoruz bir büyüğümüz olarak yada bizden istediğin birşey varsa yapmaya hazırız ama önce gönüllerimizde beraberlik yakalamamız lazım ben seni anlıyorum abi ama yalnış anlayanlar olabilir seni karalamak için uğraşanlar da olabilir ama senin bunlara izin vermemen gerekir eğer izin verirsen yaşanılan dostluklarda sevgilerde geride yaşanmış bir hatıra olarak kalacaktır..bizim dostluğumuz ölene kadar sa senin kalbini kıranlar ve kendi adıma özür dilerim elimizi uzatıyoruz tutup tutmamak sana kalmış abii ALLAH hakkımızda hayırlısını nasip etsin inşallah ama yok yinede elini uzatmayıp kendince kenarı çekilirsen abi vicdanında kendini lütfen sorgula olurmu ?

  2. sumimasen1
    11/09/2009, 15:38

    499+1:500
    selam kardeşlerim aklımdan geçen bir toplama işlemini sizlerle paylaşmak istedim buralarda yazışıyoruz birlik beraberlik kardeşlik arıyoruz kardeşlik oldumu içimize umut ve sevinç doğuyor lakin tartışma oldumu içimizde acılar daha da çoğalıyor bu sitelere bakmak bile geçmiyor içimizden bu yüzden yazacak olduğumuz yazılarda 499 kişilik bir sayıyı yakaladığımızı ve 1 kişi nin eksik olduğunu o bir kişide kalbini kırdığımız birisi olabilceğini düşünmemiz gereklidir.bu yüzden biz kimsenin kalbini kırmamaya özen gösterelim eğer sayımız 499 olursa kısmet değilmiş diyelim ama vicdanımızda rahat edelim bu yüzden bizim gönlümüz herkese açık hedefimiz belli amacımız belli yeterki biz kendimize davamıza sahip çıkalım takdir ALLAH ındır hakkımızda hayırlısı olur inşallah…

  3. sumimasen1
    11/09/2009, 15:39

    SEVGİ VE VEFA
    Selam kardeşlerim abilerim yazı başlığımdan da anlaşılacağını ümit ederek sizlerle duygularımı paylaşmak isterim..arkadaşlar burhan işcan başkanımızın bu mücadele de verdiği emeği ve gösterdiği azmi inkar etmek vefasızlık olur,onun bize verdiği tek şey sevgisidir,bizleri o kadar sevmiş ki bizler için her eylemde bulunmuş çok zor şartlar altında mücadele etmiştir..bir kalbi kırıp atmak çok kolaydır lakin kazanmak çok zordur hatasız kul olmaz hatalar kullara mahsustur…burda bizlerde de burhan işcan da da hatalar vardır lakin çözüm birbirimizi kırmak değil birbirimizin gönlünü kazanmaktır..bu gönül mücadelesine birlik ve beraberliğe katılmayan kişinin zaten kazanacağı yada kaybedeceği bir gönül yoktur…ben bu davaya gönül verdim inandım ekim ayında aslanlar gibi 200 kişi hedef koymuştuk emre kardeşim de 500 olsun dedi tamam dedim sevindim ve bu hedef tutmazsa gelmeyenler için üzüleceğim birlik ve beraberliğe yanaşmayanlar için üzüleceğim çünkü benim ağaçta da olsa bir balonum var diyebiliyorum sevgilerimle

  4. sumimasen1
    11/09/2009, 15:39

    Baloncu

    Küçük çocuk, baloncuyu büyülenmiş gibi takip ederken şaşkınlığını gizleyemiyordu. Onu hayrete düşüren şey, “bizim eve bile sığmaz” dediği o güzelim balonların, adamı nasıl havaya kaldırmadığıydı.

    Baloncu dinlenmek için durakladığında o da duruyor ve sonra yine takibe koyuluyordu. Bir ara adamın kendisine baktığını fark ederek ona doğru yaklaştı ve titrek bir sesle:
    – Baloncu amca!… dedi. Biliyor musun, benim hiç balonum olmadı.

    Adam, çocuğu şöyle bir süzdükten sonra:
    – Paran var mı? diye sordu. Sen onu söyle.

    – Bayramda vardı!. diye atıldı çocuk. Önümüzdeki bayramda yine olacak.

    – Öyleyse o zaman gel!. dedi adam. Acelem yok, beklerim.

    Küçük çocuk sessizce geri döndü. O âna kadar balonlardan ayıramadığı gözleri dolu dolu olmuş, yürümeye bile mecali kalmamıştı. Birkaç adım attıktan sonra onlara tekrar baktığında, gördüklerine inanamadı. Balonlar, her nasılsa adamın elinden kurtulmuş ve yol kenarındaki büyük bir akasya ağacının dallarına takılmıştı.

    Çocuk, olup bitenleri hayretle seyrederken, baloncu ona dönüp:
    – Küçüüük!. diye seslendi. Balonları ağaçtan kurtarırsan birini sana veririm.

    Yapılan teklif, yavrucağın aklını başından almıştı. Kalbi sanki yerinden çıkacaktı. Ağacın altına doğru yöneldi ve ayakkabılarını aceleyle fırlatıp tırmanmaya başladı. Hedefine yaklaşırken duyduğu sevinç, bacaklarını kanatan akasya dikenlerinin acısını hissettirmiyordu. Balonlara güç bela ulaştığında, bir müddet onları seyretti ve dallara dolanan ipi çözerek baloncuya sarkıttı.

    Ancak balonlardan biri gruptan kopmuş ve dalların arasına sıkışmıştı. Hemen yanında da dikenler vardı. Çocuk onu kurtarmaya çalışsa, bu dikenler onu patlatacaktı.

    Balona hiç dokunmayıp aşağı indi ve baloncuya dönerek:
    – Birini bana verecektiniz!.. dedi. Hangi balon o?..

    Adam, elinin tersiyle burnunu silip:
    – Seninki ağaçta kaldı ufaklık!.. dedi. Çıkıp alabilirsin.

    Çocuk, bu sefer ayakta bile duramadı. Ve kaldırım kenarına oturup baloncunun uzaklaşmasını bekledikten sonra, dallar arasında parıldayan balonuna bakarak:
    – Olsun!.. diye mırıldandı. Ağaç üstünde de olsa bir balonum var ya artık!

    selam arkadaşlarım dava kardeşlerim bu hikayeyi size kişisel duygularımı paylaşmak için aktardım eğer ki olurda yine gelmezseniz ve bu mücadeleyi sahipsiz bırakırsanız inanın sadece gelmeyenler için üzüleceğim çünkü bu sorun çözülmeyecek bir sorun değil yeter ki birlik olalım kendimiz için değil bizden daha zordaki insanlar için gidelim gitmekle ne kaybederiz ki eğer ki canı gönülden gitmek isteyenler olurda sayı yetersizliği yüzünden gidemezse hiç üzülmesin çünkü ağaçtada olsa bir balonları olacaktır sevgilerimle

    http://cek-magdurlari.blogspot.com/

  5. sumimasen1
    11/09/2009, 15:40

    TUTUKLAMAYA DÜŞEN HER KİŞİ BANA SALDIRDI.
    SON SALDIRIYI DA TARIK YAPTI.
    CÜNEYT İSE ONLARA ÇANAK AÇTI.
    SORARIM SİZLERE BUNLAR BANA HAKMI

    KİMSEDEN BEKLEMEDİM ASLA TAKDİR.
    NE YAPTIM DA GÖRÜLDÜM HAKİR,
    BEŞ AY DA BEKLEDİ BİRİLERİNİ BU FAKİR
    OFLUOĞLUYDU HAREKET İÇİN VEREN FİKİR

    BURHAN İŞCAN KARSİLİKSİZCEK WORDPRESS’TEN ALINTI
    …………………………………
    BU SATIRLAR DA İŞCANA AİT.. GÖRÜYORSUNUZ BENİ ÇOK YÜCELTİYOR.
    HAREKET İÇİN BENİM FİKİR VERDİĞİMİ SÖYLÜYOR.. EVET BU BLOGLARI TAKİP EDENLER BAŞINDANBERİ NEYİN NE OLDUĞUNU BİLİYORLAR..PEKİ GÜN ARA İLE BENİ YÜCELTİP SONRA DA İTHAM EDİP AŞAĞILAYAN BİR İŞCAN NE OLABİLİR? BELKİ HASTA..DAHA BİR KAÇ BİR HAFTA ÖNCE OFLUĞLU BENİ BAĞIŞLA DİYE ÖZÜR DİLEDİ.. HASTA MI BU ADAM SİZCE? HASTA İSE BU HAREKETE ZARAR VERMEMESİ MÜMKÜN MÜ? KOLAYINA KAÇMADAN BU YAZILARI BULUN OKUYUN LÜTFEN..HASTA İSE ONA GÖRE, KASITLI İSE ONA GÖRE AMA HER KOŞULDU BU ADAMI ANLAMADAN YOLA ÇIKMAK BİR FELAKETTİR..
    OFLUOĞLU

    http://cek-magdurlari.blogspot.com/

  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: