Arşiv

Archive for the ‘yargıtay’ Category

İçtihat; Kredi Kartı Aidat İadesi

28/02/2012 2 yorum

Yargıtay 13. Hukuk Dairesinden:
Esas No : 2011/4736
Karar No : 2011/11579
YARGITAY İLAMI
Mahkemesi : Ankara 2. Tüketici Mahkemesi
Tarihi : 12/10/2010
Numarası : 2010/291-2010/548
Davacı : ………….. T.A.Ş. vekili avukat Zeynep Eren Çengelci
Davalı : …………… Karacan vekili avukat Mehmet Behic Güleç

Taraflar arasındaki Tüketici Sorunları Hakem Heyeti Kararının iptali davasının yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca Kanun Yararına bozulması istenilmekle, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, davalı ile kredi kartı üyelik sözleşmesi imzaladıklarını, sözleşme gereği 2007 yılı içerisinde yıllık üyelik ücreti olarak davalı hesabından 40.00 TL kesinti yapıldığını, davalının Tüketici Sorunları Hakem Heyetine Başvurarak, yapılan kesintinin iadesini istediğini, Altındağ Tüketici Sorunları Hakem Heyetinin 10.3.2010 tarihli kararı ile bu kesintinin davalıya iadesine karar verdiğini, davalı talebinin yasal dayanaktan yoksun olduğu gibi sözleşmeye aykırı olduğunu davalının talep hakkının bir yıllık zaman aşımına uğradığını belirterek Tüketici Sorunları Hakem Heyeti kararının iptalini istemiştir. Daha fazlasını oku…

Karşılıksız Çek Yargıtay Temyiz Dilekçe Örneği

14/08/2011 3 yorum

Karşılıksız Çek Nedeniyle Mahkemece Mahkumiyet Verilmiş Çek Mağduru vatandaşlar için yargıtaya gönderilecek temyiz dilekçe örneğidir.
YARGITAY İLGİLİ CEZA DAİRESİNE
Gönderilmek üzere
………SULH CEZA MAHKEMESİNE
DOSYA NO :
TEMYİZ EDEN:
KONU : …Asliye Ceza Mahkemesinin ……../…. E ve ……/…. K numaralı …./…./….. tarihli kararının temyizen bozulması talebidir
TEMYİZ NEDENLERİ:
…./…./.20.. tarihinde yukarıda numarası belirtilen dosyaya konu “karşılıksız çek keşide etme” suçundan adli para cezasına mahkum edildim.
TEMYİZ NEDENLERİ:
Mahkum edildiğim dava konusu çek vadeli bir çektir çeki keşide ederken mali durumum çeki ödemeye uygunken çeşitli etkenler nedeniyle mali durumumuz bozulmuştur çeki ödememekte hiçbir kastım yoktur, çekin ödenmemesi tamemen ödeme gücümü yitirmemle ilgilidir, ve bu imkanım olmaması nedeniyle TCK objektif sorumluluğu kabul etmemektedir. Kusur çeşitleri ise, kast, taksir ve netice sebebiyle ağırlaşmış suçtur. Ceza hukukunda temel kusurluluk şekli kasttır. Diğer bir deyişle, kanunda aksi belirtilmediği sürece suçlar ancak kasten işlenebilmektedir. Bu durum TCK’nın 21 inci maddesinde de, “suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır” denmek suretiyle açıklanmıştır.
Mahkeme hesabta yeterli para bulunmaması nedenlerini araştırmamıştır. Oysa ki, TCK’nın kusurluluk ile ilgili hükümlerine göre hareket edersek, ortada karşılıksız çek keşide etme suçunun var olduğunu söyleyebilmek için, failin kastının hesapta yeterli para bulunmamasını da kapsadığının ispat edilmesi gereklidir.
Eğer kişinin meydana gelen neticeden en azından taksir derecesinde bir sorumluluğu yoksa, kişinin o suçtan dolayı sorumlu tutulamaması gerekir. Netice olarak, TCK’nın genel hükümlerine göre hareket edildiği takdirde, failin kastının hesapta para olmamasını da kapsar nitelikte olduğu hallerde ancak ceza verilebilmesi, aksi durumda, sübjektif sorumluluk gereğince yüklenen suç açısından failin kast veya taksirinin bulunmadığının kabulü gerekir. Bu ise, CMK’nın 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince hakkımda beraat kararı verilmesini gerektirmektedir.
SONUÇ VE İSTEM :
Yukarıda açıklanan nedenlerle yerel mahkemenin verdiği kararın TEMYİZEN BOZULMASINA karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederim. …/…/…
Temyiz Eden…….

İçtihat; Karşılıksız Çek Tebligat İmkansızlığı

27/07/2011 Yorum bırakın

cek kanunu cek yasasi cek mağduru karşılıksız çek yargıtay içtihat YARGITAY
10. CEZA DAİRESİ
Esas Numarası: 2010/25998
Karar Numarası: 2010/24752
Karar Tarihi: 29.11.2010
DAVA VE KARAR: Karşılıksız çek keşide etme suçundan sanık Ö. K.’nın mahkumiyetine ilişkin İstanbul 4. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 11.06.2004 gün ve 2003/1057 esas, 2004/743 karar sayılı hükmü ile bu hükmün infazı aşamasında;

hükümlü müdafiinin yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine ilişkin aynı Mahkeme’nin 03.08.2009 tarihli ve 2003/1057 esas ve 2004/743 karar sayılı kararına yönelik “itirazın reddine” ilişkin İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 17.09.2009 gün ve 2009/923 müteferrik sayılı kararına karşı Yüksek Adalet Bakanlığı’nın 24.04.2010 gün ve 4781/26454 sayılı kanun yararına bozma talebi üzerine

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığımın 10.05.2010 tarihli İhbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya ve ekleri incelendi.
Kanun yararına bozma talebi ve ihbar yazısında, İstanbul 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 11/06/2004 tarihli ve 2003/1057 esas, 2004/743 sayılı kararı ile ilgili olarak; Daha fazlasını oku…

Kamu Kurumu Alacaklarında Zamanaşımı (içtihat)

02/05/2011 Yorum bırakın

Daire:10, Tarih:2011, Esas No:2010/11282, Karar No:2011/5042
İlgili Maddeler:5510 sayılı Kanun 93
İlgili Kavramlar:Kamu Kurumu alacaklarında zamanaşımı
Dava, ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkeme, davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacının avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi Mustafa Arınmış tarafından düzenlenen raporla dosyadaki belgeler okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanunî gerektirici sebeplere ve özellikle; 506 sayılı Kanunun 80. maddesinde 3917 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik uyarınca, Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
Bu durumda zamanaşımı süresi bakımından, 3917 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 08.12.1993 tarihinden önceye ilişkin prim ve gecikme zamları yönünden Kurumun alacak hakkı, Borçlar Kanununun 125. maddesinde öngörülen on yıllık zamanaşımı süresine tabi olup, zamanaşımının başlangıç tarihi, anılan Kanunun 128. maddesi hükmü gereğince alacağın muaccel olduğu tarihtir ve zamanaşımının kesilmesi ile durmasına ilişkin 132. ve ardından gelen maddelerindeki düzenlemeler de burada uygulama alanı bulmaktadır. 08.12.1993 tarihi ve sonrasına ilişkin prim ve gecikme zammı borcu yönünden ise, 6183 sayılı Kanunun “Tahsil zamanaşımı başlığını taşıyan 102. ve ardından gelen maddeleri uygulanacaktır. Anılan madde hükmüne göre zamanaşımı süresi beş yıl olup, zamanaşımı süresinin başlangıcı da, alacağın vadesinin rastladığı takvim yılını izleyen yıl başı olarak belirlenmiştir. 06.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5198 sayılı Kanun ile bu konuda yeniden bir düzenleme yapılarak 506 sayılı Kanunun 80. maddesinin beşinci fıkrasında değişiklik yapılıp, Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanunun 51. maddesiyle birlikte 102. maddesinin de uygulanmayacağı hükme bağlanarak 3917 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki duruma dönülmüştür. Daha fazlasını oku…

içtihat; Tüzel Kişilerde çek sorumlusu

14/03/2011 Yorum bırakın

>T.C.
YARGITAY BAŞKANLIĞI
10. Ceza Dairesi
Adalet Bakanlığı Kanun Yararına Bozma Talebi (3768/21980)
Tebliğname No :K.Y.B. – 2010/90458
Esas No : 2010/20741
Karar No : 2010/23396
Küçükçekmece Cumhuriyet Savcılığı
Esas No: 2010/739
İddaname No:2010/437
Küçükçekmece 6. Asliye Ceza Mahkemesi
Değişik iş Karar: 2010/158
TÜRK MİLLETİ ADINA YARGITAY KARARI
              Karşılıksız çek keşide etme suçundan şüpheli Nihat Doğan hakkında yapılan soruşturma sonucunda Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 14.01.2010 gün ve 2009/42169 soruşturma, 2010/739 esas, 2010/437 iddianame sayılı iddianamesinin, 5271 sayılı CMK’nın 174. maddesi uyarınca iadesine ilişkin Küçükçekmece 4. Sulh Ceza Mahkemesinin 19.01.2010 gün ve 2010/106 iddianame değerlendirme sayılı kararına yönelik itirazın reddine dair Küçükçekmece 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.01.2010 gün ve 2010/158 değişik iş sayılı kararına karşı Yüksek Adalet Bakanlığı’nın 08.04.2010 gün ve 3768/21980 tarihli kanun yararına bozma talebi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 20.04.2010 tarihli tebliğnamesi ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya ve ekleri incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
              Kanun yararına bozma talebi ve tebliğnamede, Dosya kapsamına göre, mahkemece şüphelinin karşılıksız çıkan çek hesabında, çek bedelinin bankada bulundurma zorunluluğunun bulunup bulunmadığı hususunun araştırılmadığından bahisle iddianamenin iadesine karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 170/3. maddesinde, iddianamede nelerin gösterileceği, aynı Kanun’un 174/1. maddesinde ise iddianamenin hangi hâllerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, iddianamenin iadesi sebepleri arasında söz konusu hususun yer almadığı, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 12/12/2005 tarihli ve 2005/6961-9421 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 170/2. maddesinde öngörülen
             “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler. hükmü uyarınca dava açılmış bulunmasına binaen, mahkemece, iddianamede gösterilen olaylarla ilgili olarak ibraz edilen deliller ve yargılama sırasında ibraz edilebilecek deliller değerlendirilerek yargılama sonucuna göre bir karar verilebileceği dikkate alınmaksızın itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir” denilerek, Küçükçekmece 6. Asliye Ceza Mahkemesi’nin belirtilen kararının bozulması istenmiştir.
            Küçükçekmece 4. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 19.01.2010 tarihli kararında, iddianamede şüpheli olarak gösterilen kişi ile ilgili olarak, adına çek keşide edilen tüzel kişi temsilcisi ya da vekili olarak aynı zamanda tüzel kişi adına çek bedelini bankada bulundurmakla yükümlü olup olmadığı, tüzel kişi ortaklığı veya yönetiminde bulunup bulunmadığı araştırılmadan dava açıldığından bahisle iddianamenin iadesine karar verilmiş; bu karara yönelik itirazı inceleyen Küçükçekmece 6. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 28.01.2010 tarihli kararında, bankadan gelen yazı cevabının suç tarihinden önceki çek hesabını açan özel kişinin yetki durumunu gösterdiği, suç tarihi itibariyle göstermediği ve mahkemenin gerekçesinde bir isabetsizlik bulunmadığı belirtilerek, itirazın reddine karar verilmiştir.
              İddianameye konu çekler, Evstil Alışveriş Merkezleri Mobilya Sanayi İç ve Dış Ticaret Limited Şirketi’ne ait hesaptan 11.04.2009 ve 09.05.2009 tarihlerinde düzenlenmiş, tüm yasal unsurları içeren birer çek olup, sırasıyla 13.04.2009 ve 11.05.2009 tarihlerinde bankaya ibraz edilmiştir. Bu durumda, suç tarihleri olan 13.04.2009 ve 11.05.2009 tarihleri itibariyle yürürlükte olan 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun ile sonradan 20.12.2009 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5941 sayılı Çek Kanunu’ndan hangisinin lehe olduğunun belirlenmesi bakımından gerekli değerlendirmenin yapılması gerekmektedir.
              Küçükçekmece 4. Sulh Ceza Mahkemesi’nce 5941 sayılı Kanun hükümlerine dayanılarak iddianamenin iadesi kararı verilmiş olup; iade nedenini aynı Kanun kapsamında incelediğimizde;
5941 sayılı Kanun’un 5. maddesinin (1). fıkrasında, Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanunî ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında adli para cezasına hükmolunacağı ve 2. fıkrasında ise, Çek hesabı sahibinin tüzel kişi olması hâlinde, bu tüzel kişinin malî işlerini yürütmekle görevlendirilen yönetim organının üyesi, böyle bir belirleme yapılmamışsa yönetim organını oluşturan gerçek kişi ve kişiler, çek karşılığını ilgili banka hesabında bulundurmakla yükümlüdür.hükümlerine yer verilmiştir.
Bu durumda, hesap sahibinin tüzel kişi olması durumunda, 5941 sayılı Çek Kanunu’nun 5. maddesinin (1). fıkrası uyarınca sorumlu olan, çek karşılığını ilgili bankada bulundurmakla yükümlü kişinin saptanabilmesi için, Ticaret Sicili Müdürlüğünden ve hesap sahibi tüzel kişiden, çeklerin bankaya ibraz tarihleri olan suç tarihleri (13.04.2009 ve 11.05.2009) itibariyle, hesap sahibi tüzel kişiliğin yönetim organının kimlerden oluştuğunun ve varsa bu tüzel kişinin malî işlerini yürütmekle görevlendirilen yönetim organı üyesinin araştırılması ve dayanağı belgelerin de getirtilmesi gerekmektedir.
               5271 sayılı CMK’nın 174. maddesinin (1). fıkrasının (b) bendinde Suçun sübûtuna etki edeceği mutlak sayılan mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen iddianamenin iadesine karar verileceği öngörülmekte olup; söz konusu araştırma, gerçek failin kim olduğunu ortaya çıkarması bakımından, suçun sübutuna etki edeceği mutlak sayılan bir kanıt niteliğine olduğundan, Cumhuriyet savcılığınca iddianame düzenlenmeden yapılması gerekmektedir. Bu yönden iddianamenin iadesi kararı yerindedir. Ancak; iddianamenin iadesi kararında, şüpheli olarak gösterilen kişinin, tüzel kişiliğin ortağı olup olmadığının da araştırılması gerektiği de belirtilmiştir. Tüzel kişi ortaklıklarda, tek başına ortak olmanın, doğrudan yönetim organı üyesi olma sonucunu doğurmaması, ortaklığın idaresinin (yönetim organının) ilgili kanun hükümleri ve ortaklık sözleşmeleriyle düzenlenmesi nedeniyle, bu husususun araştırılmasına gerek bulunmadığından, böylelikle, iddianamenin iadesi kararı, bu yönden yerinde olmadığından, itirazın kısmen kabulüne karar vermek gerekirken tümüyle reddine karar verilmesi yasaya aykırıdır.
          Yukarıda belirtilen değişik gerekçeyle, kanun yararına bozma talebi yerinde görüldüğünden; Küçükçekmece 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.01.2010 gün ve 2010/158 değişik iş karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK’ın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince BOZULMASINA; aynı Kanun’un 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için, dosyanın adı geçen Mahkemeye iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine, 01.11.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

YARGITAY içtihatı; Tüzel kişi adına vekaletle çek imzalama

11/03/2011 Yorum bırakın

>Hükümlünün karşılıksız çek işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi olmadığının saptanması durumunda ise, çeki düzenleyen olması nedeniyle 5941 Sayılı Çek Kanunu 5. maddesinin (4). fıkrasında sadece çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı öngörüldüğünden, 3167 sayılı Çek Kanunu 16/1. maddesi uyarınca verilen hükmün kaldırılarak, lehine olan 5941 sayılı Çek Kanunu 5. maddesinin (4). fıkrası uyarınca hakkında tedbire hükmedilmesi gerekmektedir.
T.C.
YARGITAY
10. Ceza Dairesi
Esas No : 2010/20742
Karar No : 2010/18846
Tebliğname No : K.Y.B. 2010/90461

TÜRK MİLLETİ ADINA VERİLEN
YARGITAY KARARI

Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık Zafer Arabul’un 3167 sayılı Çek Kanunu 16/1. maddesi uyarınca 53.288.-YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.11.2005 gün ve 2003/829 esas, 2005/754 karar sayılı hükmünün infazı aşamasında, 5941 sayılı Çek Kanunu’nun yürürlüğe girmesi nedeniyle lehe olan kanunun belirlenmesi yönünden hükümlü müdafii tarafından yapılan başvuru üzerine, “tüzel kişilikler adına vekâleten çek keşide edilmesi ile ilgili 5941 sayılı Çek Kanunu’nda hüküm bulunmadığından talebin reddine” dair aynı Mahkemenin 31.12.2009 gün ve aynı sayılı ek kararına yönelik itiraz üzerine, itiraz mercii ANKARA 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 29.01.2010 tarihli ve 2010/500 değişik iş sayılı kararıyla “itirazın kabulü ile, itiraza konu kararın kaldırılmasına, 5941 sayılı Kanun hükümlerine göre hükümlünün hukuki durumunun duruşma açılmak suretiyle değerlendirilmesine, dosyanın Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesine iadesine” karar verildiği; itiraz merciinin kararına karşı Yüksek Adalet Bakanlığı’nın Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 08.04.2010 gün ve 3797/22018 sayılı kanun yararına bozma talebi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 20.04.2010 gün ve 2010/90461 sayılı tebliğnamesi ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya ve ekleri incelendi.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Kanun yararına bozma talebi ve tebliğnamede,  5941 sayılı Çek Kanunu‘nda, tüzel kişi adına çek keşide edenlerin, keşide ettikleri çekten dolayı hukukî ve cezaî sorumluluklarının kaldırıldığına ilişkin düzenleme bulunmaması karşısında, itirazın reddi yerine kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir. denilerek, Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nin anılan kararının bozulması istenmiştir.
İtiraz mercii, Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.01.2010 tarihli ve 2010/500 değişik iş sayılı kararında, 3167 sayılı Kanun’un 16/1. maddesinde çek bedeli kadar adli para cezasına hükmedileceğinin; 5941 sayılı Çek Kanunu’nun 5/1. maddesinde ise, hükmolunan adli para cezasının alt ve üst sınırlarının belirlenerek, çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından az olamayacağının öngörüldüğü; 5941 sayılı çek Kanunu 3. maddesi uyarınca suça konu çekin karşılıksız kalan miktarının hesaplanması gerektiği ve aynı Kanun’un 5/2. maddesi uyarınca hükümlünün hukuki durumunun değerlendirilerek, bu değerlendirmenin duruşma açılarak yapılması gerektiği gerekçesiyle itirazın kabulüne, itiraza konu kararın kaldırılarak, hükümlünün hukuki durumunun duruşma açılarak değerlendirilmesine ve dosyanın Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Somut olayda; öncelikle çözümlenmesi gereken sorun, 5941 sayılı Çek Kanunu’nun yürürlüğe girmesi nedeniyle lehe olan kanunun belirlenmesi yönünden yapılacak incelemenin duruşma açılarak yapılıp yapılmayacağı noktasında toplanmaktadır.
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 98. maddesinin (1). fıkrasında. “sonradan yürürlüğe giren kanunun hükümlünün lehine olması durumunda, duraksamanın giderilmesi ve yerine getirilecek cezanın belirlenmesi için hükmü veren mahkemeden karar isteneceği”; aynı Kanun’un 101. maddesinin (1). fıkrasında ise, “cezanın infazı sırasında, 98 ilâ 100 üncü maddeler gereğince mahkemeden alınması gereken kararların duruşma yapılmaksızın verileceği” öngörülmüş olduğundan, 5941 sayılı Kanun’un hükümlü lehine olup olmadığı yönünde yapılacak değerlendirmede, duruşma açılmasına gerek bulunmamaktadır. Bu durum, mahkemenin yeni yasal düzenleme yönünden gerekli araştırmaları yapmasına engel değildir. İtiraz merciinin kararı bu yönden yerinde değildir.
Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nce, 5941 sayılı Çek Kanunu’nda, tüzel kişiler adına vekâleten çek keşide edilmesi ile ilgili hüküm bulunmadığından, hükümlü müdafiinin isteminin reddine karar verilmiştir.
Hükümden sonra 20.12.2009 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5941 sayılı çek Kanunu 5. maddesinin (1). fıkrasında, çeke karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçu öngörülmüştür. Aynı maddenin (2). fıkrasında ise, Birinci fıkra hükmüne göre çek karşılığını ilgili banka hesabında bulundurmakla yükümlü olan kişi, çek hesabı sahibidir. Çek hesabı sahibinin tüzel kişi olması hâlinde, bu tüzel kişinin malî işlerini yürütmekle görevlendirilen yönetim organının üyesi, böyle bir belirleme yapılmamışsa yönetim organını oluşturan gerçek kişi veya kişiler, çek karşılığını ilgili banka hesabında bulundurmakla yükümlüdür.” hükmüne yer verilerek, kimlerin çek karşılığını hesapta bulundurmakla yükümlü olduğunu açıklamıştır.
Bu durumda, 3167 sayılı Kanun’un 16/1. maddesi uyarınca karşılıksız çek keşide etmek eyleminden sorumlu olan hükümlünün, 5941 sayılı Çek Kanunu’nun lehine olup olmadığı konusunda yapılacak incelemede sırasıyla;
1) Aynı zamanda, çeke karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi olup olmadığının araştırılması,
2) Çeke karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi olduğunun saptanması durumunda, 5941 sayılı Kanun’un 5/1. maddesi hükmüne uygun olarak, hakkında suça konu her bir çekle ilgili olarak, binbeşyüz güne kadar adli para cezası belirlenmesi ve para cezası çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından az ise bu miktara yükseltilerek hükmolunması, mahkemenin takdirine göre somut olarak bulunan adli para cezası ve aynı yasada öngörülen tedbirlerle birlikte, infaza konu 3167 sayılı Kanun’un 16. maddesi uyarınca verilen ceza ve tedbirin karşılaştırılıp değerlendirilmesinden sonra, lehe olan kanunun belirlenmesi,
3) Hükümlünün çeke karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi olmadığının saptanması durumunda ise, çeki düzenleyen olması nedeniyle 5941 sayılı Kanun’un 5. maddesinin (4). fıkrasında sadece çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı öngörüldüğünden, 3167 sayılı Kanun’un 16/1. maddesi uyarınca verilen hükmün kaldırılarak, lehine olan 5941 sayılı Kanun’un 5. maddesinin (4). fıkrası uyarınca hakkında tedbire hükmedilmesi gerekmektedir.
Suça konu çek hesabı, tüzel kişi Barmek İnşaat ve Tesisat Anonim Şirketi’ne aittir. Bu durumda, hesap sahibinin tüzel kişi olması nedeniyle, 5941 sayılı Çek Kanunu’nun 5. maddesinin (1). fıkrası uyarınca çek karşılığını ilgili bankada bulundurmakla yükümlü kişinin saptanabilmesi için, Ticaret Sicili Müdürlüğünden ve hesap sahibi tüzel kişiden, çekin bankaya ibraz tarihi olan suç tarihi (01.05.2003) itibariyle, hesap sahibi tüzel kişiliğin yönetim organının kimlerden oluştuğunun ve varsa bu tüzel kişinin malî işlerini yürütmekle görevlendirilen yönetim organı üyesinin araştırılması ve dayanağı belgelerin de getirtilmesi; getirtilen belgelerden, hükümlünün, suç tarihinde, hesap sahibi şirketin yönetim organının mali işleri yürütmekle görevlendirilen üyesi, böyle bir belirleme yapılmamış ise hükümlünün yönetim organını oluşturan gerçek kişilerden olup olmadığının saptanmasından sonra, yukarıda (2) ve (3). bentlerde belirtilen şekilde işlem yapılması gerektiğinden, itiraz merciinin itirazın kabulü kararı belirtilen yönlerden yerindedir. Ancak, yukarıda açıklandığı üzere, hükmü veren mahkemece uyarlama yargılaması yapılırken duruşma açılması gerektiği yönündeki gerekçenin doğru olmaması nedeniyle, kanun yararına bozma talebi belirtilen değişik gerekçeyle yerinde görüldüğünden; Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 29.01.2010 tarihli ve 2010/500 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince BOZULMASINA; aynı Kanun’un 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için, dosyanın adı geçen Mahkemeye iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine, 20.09.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan         Üye                   Üye                  Üye                         Üye
Mahmut        Ali                     Emel                 Hüsnü                      M.İsmet
GÜL             KINACI              ÖZGAN             UĞURLU                  YÖRÜK

Karşılaştırıldı
Yazı İşleri Müd.S.E

Alıntı: Çek mağdurları http://www.cekmagdurlari.com/2011/03/yargitay-ictihat-tuzel-kisi-adna.html

Çek Cezalarında Son Durum

07/02/2011 697 yorum

>Geçtiğimiz Haftalarda TBMM ziyaretinde bulunuldu, Adalet Bakanı Sadullah Ergin ile kısa bir görüşme yapıldı, Anayasa Mahkemesinden randevu talep edildi ve arkadaşlarımız Anayasa Mahkemesine gittiler, Abdi İpekçi Parkında Anayasa Mahkemesine hitaben imzaya açtığımız dilekçeleri teslim ettiler ve Çek Kanunu’na bakan rapörtörde dahil olmak üzere tetkik hakimleriyle görüşme yaptılar.

Son günlerde çek yasası ile ilgili konuya vakıf ve etkili kişiler ilede görüşmeler yapıldı.

Çek cezalarında son durum ve yapmamız gerekenler aşağı yukarı bellidir.
1-Çek cezalarında iyileştirme yapılması için Ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Ali Babacan ve bağlı kuruluşlarınca bir çalışma yapılmaktadır, düzenleme biter bitmez TBMM’ne gelecek, Arkadaşlarımız Sadullah Ergin ile yaptıkları görüşmede, bakan kendilerine “önümüzdeki günlerde meclise gelecek bir yasal düzenlemeden” bahsetmiştir, ve yine bir diğer bakan Çek yasasıyla ilgili bir düzenleme yapılması talimatının Başbakan tarafından, Ali Babacan’a verildiğini söylemiştir.

2-Anayasa Mahkemesinde yapılan görüşmede ise 5941 sayılı çek kanunu’na ilişkin kararın hazır olduğunu ve şekillendiğini sadece yüksek mahkemenin toplantı yapmasının beklendiği ifade edilmiştir. kararın ne yönde olduğu konusunda bilgi vermemekle birlikte iyi olduğu konusunu ima ile hissettirmişlerdir.

3-Önümüzdeki günlerde ise bizzat Ak Parti milletvekilleri tarafından çek cezaları ve yaşanan sıkıntılar nedeniyle bazı önergeler verilebilir bu konuda bazı etkin Ak Partili milletvekillerin çalışmaları var.

4-İşbirliği amacıyla komite kurulması konusunda fikir birliğimiz var bu yönde arkadaşlarımız çalışıyor toplantı yapıyorlar.

5-Bu arada taahhüt süresi dolmuş ve dolacak arkadaşlarımız mutlaka uyarlama yargılamalarını vermeliler, dilekçe örnekleri sitede var, uyarlama dilekçeleri red edilirse bu karara mutlaka itiraz etmeliler ve itirazlarda mutlaka yeni yasada uyarlama yargılamalarının itirazının ne şekilde olduğu belirtilmediğinden CMK hükümlerine göre mahkeme kararlarının temyize tabi olması gerektiği belirtilmelidir.

6-Yargıtaya ilişkin mektup ve fax işlemlerini yapmalıyız, fakat en son içtihattanda anlaşılacağı üzere yeni çek yasasındaki uygulamalar ve çelişkileri Yargıtay yerel mahkemelerinin üzerine atmakta ve yerel mahkemelerdeki genel temayyül ve uygulamalar ışığında bir içtihat vereceğidir, Yargıtay topu yerel mahkemelere atmaktadır ve uzun bir süre açıklayıcı bir içtihat çıkarması zor gibi, en son vadesinden önce yazılmış çekle ilgili içtihatı gördük, değerlendirmeyi yerel mahkemeye bırakmış, yargıtay konusundaki tespitler benim şahsi görüşümdür, Sonuç itibariyle Yargıtayı’da boş bırakmamak gerekir.

Bu aşamada Ali Babacan boş bırakmayacağımız isim haline geldi yoğun bir şekilde arayıp randevu talep etmeliyiz.
Sadullah Ergin yoğun bir şekilde aranmalı.
Anayasa mahkemesi’ne yapılacak bir telkin (seçim sonrası karar alınması) kararın açıklanmasını geciktirebilir, yoğun bir şekilde aramalıyız
Yargıtaya mektupları göndermeye devam ediyoruz.

Ali Babacan Makam: 0(312)2047400

Burada Başka bir birime yönlendirme oluyor, fakat biz makamı aramalıyız rahatsız olsunlar.

Sadullah ERGİN Makam : 0(312)4194670 – (312)4194669

Anayasa Mahkemesi Makam: 0(312) 4637313

 ALİ BABACAN, SADULLAH ERGİN, ANAYASA MAHKEMESİ, YARGITAY

Sadece Yargıtaya yoğunlaşmak ve oradan bir karar beklemek hatadır,  benim düşüncem bu, sadece Yargıtay diye bir hedef gösterip vebal taşıyamayız, bu yazımada bir önceki yazımızda olduğu gibi tepki koyan eleştiri yapan mutlaka olacak, fakat sitede hakaretlere varan yazılar yazıp kendilerini kanıtlamaya çalışmaları yerine telefonum herkeste var arayıp ne söyleyeceklerse bana söylesinler ne şekilde ararlarsa o şekildede cevap alacaklarından emin olsunlar, ve siteyi tartışmaya sokup hedeften şaşırtmasınlar.

Saygılar