Arşiv

Posts Tagged ‘icra iflas kanunu’

HGK: ipoteğin Paraya Çevrilmesi

08/04/2012 2 yorum

T.C.
YARGITAY
Hukuk Genel Kurulu
E:2008/12-72
K:2008/36
T:30.01.2008
İpotek, Paraya Çevrilmesi Yoluyla Takip
Kayıtsız Şartsız Borç İkrarı İtiraz İcra Geri Bırakılması

Özet
Alacaklı kooperatif takibini ipotek akit belgesine dayandırarak, İİK’nın 149/b madde koşullarında başlatmış; borçluya icra emri değil, yine İİK’nın 149/b maddesine göre ödeme emri tebliğ ettirmiştir. Borçlu, İİK’nın 150. maddesine dayanarak borca kısmi itirazda bulunmuş, takip itiraz edilen miktar yönünden durmuştur. Alacaklı, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan icra takibinde ödeme emrine itirazın incelenmesine ilişkin İİK’nın 150/a maddesine dayanarak borçlunun bu kısmi itirazının kaldırılmasını istemiştir. O halde, mahkeme, İİK’nın 150/a maddesi göndermesi ile İİK’nın 68. maddesindeki esaslara göre inceleme yapmak durumundadır. 2004 s. Yasa m. 149, 150/a, 33, 68,68/b

Taraflar arasındaki “itirazın kaldırılması” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; (Üsküdar Birinci İcra Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 08.03.2007 gün ve 2007/24-247 sayılı kararın incelenmesi davacı/alacaklı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay Onikinci Hukuk Dairesi’nin 21.06.2007 gün ve 2007/10220-12759 sayılı ilamı ile; (…Alacaklının takip dayanağı ipotek akit belgesine dayanarak başlattığı takipte borçlu borcun bir kısmına itirazla takibin o miktar için durmasını sağlamıştır. Alacaklı takibini İİK’nın 149/b madde koşullarında başlatmış, borçluya icra emri değil, ödeme emri tebliğ edilmiştir. Mahkemece anlaşmazlığın İİK’nın 150/a madde koşullarında çözümlenmesi gerekirken somut olayda İİK’nın 150/ı maddesinin uygulama yeri bulunmadığı gözardı edilerek yazılı şekilde sonuca gidilmesi doğru görülmemiştir…) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Daha fazlasını oku…

Reklamlar
Kategoriler:ipotek Etiketler:, , ,

Ticareti Terk Suçu Yargıtay içtihat

14/03/2010 2 yorum

>Ticaret şirketini temsile yetkili ortağın veya bu konuda yetki verilen şirket müdürünün İcra İflas Kanununun 44. ve 337/a maddelerinin uygulanması açısından tacir sayılıp sayılamayacağı.

Ticaret şirketleri açısından, bunların müdürleri veya yetkililerinin İcra İflas Kanununun 44. maddesi ile getirilen mal beyanında bulunma yükümlülüğü.

TTK’nun 136.maddesinde sayılan kolektif, komandit, anonim, limitet ve kooperatif şirketlerinin müdür ve yetkilileri yönünden İcra İflas Kanununun 337/a maddesinde yaptırıma bağlanan ticareti terk suçunu işlenmesi.

İcra İflas Kanunu Madde 44-(Değişik: 18/2/1965-538/22 madde)
Ticareti terk eden bir tacir 15 gün içinde keyfiyeti kayıtlı bulunduğu ticaret siciline bildirmeye ve bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini gösteren bir mal beyanında bulunmaya mecburdur.

İcra İflas Kanunu Madde 337/a- (Ek: 18/2/1965 – 538/133 md.)
44 üncü maddeye göre mal beyanında bulunmıyan veya beyanında mevcudunu eksik gösteren veya aktifinde yer almış malı veya yerine kaim olan değerini ha ciz veya iflas sırasında gösteremiyen veya beyanından sonra bu malları üzerinde tasarruf eden borçlu hakkında, bundan zarar gören alacaklının şikayeti üzerine, tetkik mercii tarafından 3 aydan 1 seneye kadar hafif hapis cezasına hükmolunur.

Türk Ticaret Kanunu Madde 136 –
Ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerinden ibarettir.

Daire:16
Tarih:2009
Esas No:2009/5504
Karar No:2009/9066
Kaynak:İlgili Mahkeme
İlgili Maddeler:İİK 337/a, İİK 44
İlgili Kavramlar:TİCARETİ TERK HÜKÜMLERİNE MUHALEFET
İcra İflas Kanunu 44. maddesindeki mükellefiyet münhasıran tacirler için öngörüldüğüne göre, uyuşmazlık,kimlerin tacir sayılacakları,bir başka anlatımla Ticaret şirketini temsile yetkili ortağın veya bu konuda yetki verilen şirket müdürünün İcra İflas Kanununun 44. ve 337/a maddelerinin uygulanması açısından tacir sayılıp sayılamayacağına ilişkindir.
Kimlerin tacir olduğu 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 14. maddesinde; Bir işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir. Bir işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo v.s ilan vasıtalarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline kaydettirerek keyfiyeti ilan etmiş olan kimse fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına,ister adi bir şirket veya her ne surette olursa olsun hukuken var sayılmayan,diğer bir şirket adına(ortak sıfatıyla) muamelelerde bulunan kimse hüsniniyet sahibi üçüncü şahıslara karşı tacir gibi mesul olur. Biçiminde düzenlenmiş olup,bunun yanında ayrıca Yasanın 18.maddesinde-ki,’Ticaret şirketleriyle,gayesine varmak için ticari bir işletme işleten dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince hususi hukuk hükümleri dairesinde idare edilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere devlet, vilayet,beledi-ye gibi amme hükmi şahısları tarafından kurulan teşekkül ve müesseseler dahi tacir sayılırlar.’ Hükmü ile de diğer tacir sayılanlar gösterilmiştir. Diğer taraftan anılan Kanun’un 136.maddesinde de ticaret şirketlerinin nev’ilerinin;kollektif,komandit, anonim,limitet ve kooperatif şirketlerinden ibaret olduğu belirtilmiştir. Yukarıda sayılan ticaret şirketleri yönünden Türk Ticaret Kanunundaki düzenleme incelendiğinde, bunlar için ticareti terk hususu değil, bunun yerine infisah ve tasfiyeleri öngörüldüğü anlaşılmaktadır. Eş anlatımla Türk Ticaret Kanunu 136. maddesinde sayılan şirketlerde ticareti terk değil, ortaklık ilişkisi sona erdirilmektedir.Anılan şirketlerin herbiri için infisah ve tasfiye yolu ayrı ayrı gösterilmiştir.
Tasfiye sırasında ticaret şirketinin alacak ve borçları belirlenir ve borçlar ödendikten sonra kalan mevcudu,esas mukavelede aksine hüküm olmadıkça, pay sahipleri arasında ödedikleri sermayeler ve paylara bağlı olan imtiyaz hakları nispetinde dağıtılır, tasfiyenin sona ermesi üzerine şirkete ait ticaret ünvanının sicilden terkini tasfiye memurları tarafından sicil memurluğundan talep olunur.
İş bu talep üzerine terkin keyfiyeti tescil ve ilan olunmakla ticaret şirketinin tüzel kişiliği sona ermiş olur. Tasfiye süreci ile tüzel kişilik sona erdirildiğinden terkin işlemi sırasında ticaret sicil memurluğuna İcra İflas Kanununun 44. maddesine göre bir mal beyanında bulunulması sözkonusu değildir. Terkin işleminden sonra ticaret şirketinden alacağı bulunduğunu iddia eden bir alacaklı bu alacağını ancak terkin edilen şirketin yasaya göre ihyasını sağlamak suretiyle tahsil edebilecektir.
Açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde,ticaret şirketleri açısından, bunların müdürleri veya yetkililerinin, İcra İflas Kanununun 44. maddesi ile getirilen mal beyanında bulunma yükümlülüğü bulunduğunu söylemek kanunu zorlama olacaktır. Hal böyle olunca, Türk Ticaret Kanununun 136.maddesinde sayılan kolektif, komandit, anonim, limitet ve kooperatif şirketlerinin müdür ve yetkilileri yönünden İcra İflas Kanununun 337/a maddesinde yaptırıma bağlanan ticareti terk suçunu işlemesi mümkün olmadığı gözetilmeden sanıkların beraatleri yerine cezalandırılmalarına karar verilmesi isabetsiz olduğundan temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmekle hükmün isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 28.12.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.