Archive

Posts Tagged ‘kanun’

İçtihat; Kredi Kartı Aidat İadesi

28/02/2012 2 yorum

Yargıtay 13. Hukuk Dairesinden:
Esas No : 2011/4736
Karar No : 2011/11579
YARGITAY İLAMI
Mahkemesi : Ankara 2. Tüketici Mahkemesi
Tarihi : 12/10/2010
Numarası : 2010/291-2010/548
Davacı : ………….. T.A.Ş. vekili avukat Zeynep Eren Çengelci
Davalı : …………… Karacan vekili avukat Mehmet Behic Güleç

Taraflar arasındaki Tüketici Sorunları Hakem Heyeti Kararının iptali davasının yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca Kanun Yararına bozulması istenilmekle, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, davalı ile kredi kartı üyelik sözleşmesi imzaladıklarını, sözleşme gereği 2007 yılı içerisinde yıllık üyelik ücreti olarak davalı hesabından 40.00 TL kesinti yapıldığını, davalının Tüketici Sorunları Hakem Heyetine Başvurarak, yapılan kesintinin iadesini istediğini, Altındağ Tüketici Sorunları Hakem Heyetinin 10.3.2010 tarihli kararı ile bu kesintinin davalıya iadesine karar verdiğini, davalı talebinin yasal dayanaktan yoksun olduğu gibi sözleşmeye aykırı olduğunu davalının talep hakkının bir yıllık zaman aşımına uğradığını belirterek Tüketici Sorunları Hakem Heyeti kararının iptalini istemiştir. Daha fazlasını oku…

Çek kanunu Değişiyor

13/01/2012 Yorum bırakın

Adalet Bakanı Sadullah Ergin, karşılıksız çek kesmekten dolayı cezaevinde bin 457 kişinin bulunduğunu belirterek, “Bununla ilgili Yargıtay’daki dosya sayısı 217 bin 165, savcılıklar ile derece mahkemelerinde ise 400 bin” dedi.

TBMM Adalet Komisyonunda kabul edilen tasarının görüşmelerinde konuşan Ergin, ilgili yasada, “karşılıksız çek keşide etme suçu için adli para cezası öngörülmüş olmasına rağmen, bu para cezasının ödenememesi durumunda infazın, para cezasının hapis cezasına dönüştürülmesi suretiyle yerine getirildiğini” bildirdi.

Borcunu ödeyemeyen kişi hakkında hapis cezası uygulanmasının, bu kişinin ticari hayatının sona ermesine neden olduğunu ve aynı zamanda da borçlarını ödeme ihtimalini ortadan kaldırdığını belirten Ergin, Anayasa’da “Hiç kimse sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz” denildiğini kaydetti.

“Çek Yasasından kaynaklanan olumsuzlukları gidermek amacıyla, akla gelen ilk çözüm karşılıksız çek keşide etmenin suç olmaktan çıkartılarak, bu eylem için herhangi bir yaptırım uygulanmamasıdır” diyen Ergin, şöyle konuştu:

“Ancak çekin ekonomik hayatta ifa ettiği görevde bir zafiyet yaşanmaması için, karşılıksız çek keşide etme eyleminin tamamen yaptırımsız bırakılması uygun bir çözüm olarak görülmemektedir. Bu nedenle karşılıksız çek keşide etme eylemi için idari nitelikte bir yaptırım uygulanması durumunda, hem karşılıksız çek keşide etme fiili yaptırımsız kalmayacak, hem de sözkonusu sakıncalar giderilmiş olacaktır. Tasarıda karşılıksız çek keşide etme eylemi için idari nitelikte bir tedbir olarak, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı uygulanması öngörülmektedir.” Daha fazlasını oku…

>Karşılıksız çek Yargıtay içtihat

10/03/2010 Yorum bırakın

>Daire:10 Tarih:2010-02-01 Esas No:2009/21320 Karar No:2010/1785 Antalya 7.Asliye Ceza Mahkemesi
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Sanık Ahmet Muhsin K. hakkında karşılıksız çek keşide etme hükmüyle ilgili olarak;
20/12/2009 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5941 sayılı Çek Kanunu ile 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun yürürlükten kaldırılmış, dava konusu karşılıksız çek keşide etme suç unsurları ve yaptırımları farklı biçimde yeniden düzenlenmiş olduğundan; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7.maddeleri de gözetilerek, sanığın hukuksal durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesi gereği,
B- Sanık Kulaçlar Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi hakkındaki hükümle ilgili olarak;
20/12/2009 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5941 sayılı Çek Kanunu ile 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanunun yürürlükten kaldırılmış ve adına karşılıksız çek düzenlenen tüzel kişiler hakkında sadece güvenlik tedbiri olarak çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı öngörülmüş ise de; 20/12/2009 tarihinden önce işlenen karşılıksız çek keşide etme fiilinden dolayı TCK 5 ve 20/2.maddeleri ile 5560 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Kanunun geçici 1.maddesi uyarınca tüzel kişiler hakkında yaptırım uygulanmasına olanak kalmaması nedeniyle, sanık şirketin beraatine karar verilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin BOZULMASINA, 01/02/2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye Üye
Daire:10 Tarih:2010-02-01 Esas No:2009/21320 Karar No:2010/1785 Antalya 7.Asliye Ceza Mahkemesi

>Yeni Çek Kanunu Yargıtay içtihat

09/02/2010 497 yorum

>

yargitay

YARGITAY
Daire Adı: 10. Ceza Dairesi
Esas No: 2008/2928
Geliş Tarihi: 20/02/2008
Mahkemesi: Denizli 7. Asliye Ceza Mahkemesi
Mahkeme Esas No: 2006/69
Mahkeme Karar No: 2006/260
Mahkeme Karar Tarihi: 31/05/2006
Dava Türü: 3167 Sayılı Kanuna Muhalefet
Karar No: 2010/999
Karar: BOZMA
20.12.2009 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5941 sayılı “Çek Kanunu” ile 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun yürürlükten kaldırılmış, dava konusu suçun unsurları ve yaptırımları farklı biçimde yeniden düzenlenmiş olduğundan; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, sanığın hukuksal durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir. (10. C.D.Karar Tarihi 25.01.2010. Esas No: 2008/2928. Karar No: 2010/999)

YARGITAY
10. Ceza Dairesi
Esas No:2009/15031
Geliş Tarihi:28/09/2009
Mahkemesi:Kadıköy 6. Asliye Ceza Mahkemesi
Mahkeme Esas No:2007/439
Mahkeme Karar No:2007/918
Mahkeme Karar Tarihi:28/11/2007
Dava Türü:Karşılıksız Çek Keşide Etme
Karar No:2009/19857
TÜRK MİLLETİ ADINA VERİLEN
YARGITAY KARARI
Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık Tuncer YILDIRIM hakkında KADIKÖY 6. Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, 28.11.2007 tarihinde, 2007 / 439 esas, 2007 / 918 karar sayı ile mahkumiyet kararı verildiği; hükmün sanık tarafından süresi içinde temyiz edildiği; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca bozma isteğiyle dava dosyasının tebliğname ekinde 28.09.2009 tarihinde Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
1 – Sanığın sorgusu için gönderilen çağrı kağıdında, 5271 sayılı CMK’nın 195. maddesinde öngörülen, duruşmaya gelmediği takdirde yokluğunda yargılamaya devam edileceği yönündeki yasal uyarının yer almadığı gibi; soruşturma aşamasında Cumhuriyet Savcılığına bildirdiği bilinen en son adresi yerine, muhatap banka şubesinden gönderilen resmi belgelerdeki eski iş adresine Tebligat Kanunu’nun 35. maddesindeki yöntemle tebliğ edildiğinin anlaşılması nedeniyle; sanığın usulüne uygun olarak yeniden duruşmaya çağrısının sağlanması gerektiği gözetilmeksizin, yokluğunda yargılama yapılarak hüküm kurulması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
2 – 20.12.2009 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5941 sayılı “ Çek Kanunu “ ile 3167 sayılı “ Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun” yürürlükten kaldırılmış, dava konusu suçun yaptırımları farklı biçimde yeniden düzenlenmiş olduğundan; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, sanığın hukuksal durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde ve ayrıca, “( 1 ) numaralı bozma nedeni de göz önünde bulundurularak”, 5941 sayılı Kanun’da, 3167 sayılı Kanun’un aksine, 5271 sayılı CMK’nın 195. maddesinde yazılı açıklamanın yer aldığı davetiyenin tebliğ edilerek sanığın yokluğunda hüküm kurulmasının öngörülmemiş olması nedeniyle, sanığın sorgusunun yapılmasından sonra bir karar verilmesinde zorunluluk bulunması,
3 – Kabule göre; adli para cezasının, 5083 sayılı Kanun’un 1. maddesi ile hükümden sonra 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu’nun 04.04.2007 tarih ve 2007 / 11963 sayılı kararın 1. maddesi uyarınca Türk Lirası ( TL ) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün istem gibi BOZULMASINA, İNFAZIN DURDURULMASINA sanığın başka bir suçtan hükümlü ya da tutuklu değil ise serbest bırakılması için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazılmasına, 28.12.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

(KADIKÖY 6. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ 28.11.2007 gün ve 2007/439 esas 2007/918 – YARGITAY 10. C.D.’nin 2009/15031 esas 2009/19857 karar sayılı ilamı)

KARŞILIKSIZ ÇEK SUÇLARINDA DOSYADA BULUNMASI GEREKEN BELGELER
DOSYA İNCELEME – HÜKÜM
5941
Sayılı Çek Kanunu ile Yasada düzenlenen karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet vermek suçlarında;
UYARLAMA YARGILAMASI VE HÜKÜM VERME
Yargılama dosyasında;
A –) İbraz sırasında banka tarafından alınan çek fotokopisi veya aslının onaylı sureti (fotokopisi)
B-) Hesap sahibi gerçek kişinin imza sirküleri (varsa; vekilin imza sirküleri, vekaletnamesi veya temsilcisinin imza sirküleri, temsile ilişkin belgeler)
C-) 1 – Hesap sahibi tüzelkişi adına çek düzenlemekle yetkili temsilcileri veya vekillerinin imza sirküleri
2 – Tüzelkişinin mali işlerini yürütmekle görevlendirilen yönetim organı üyesinin kim olduğuna ilişkin bilgi ya da tüzelkişinin mali işlerini yürütmekle görevlendirilen yönetim organı üyesi belirlenmemişse; tüzelkişinin yönetim organını oluşturan gerçek kişilerin tamamına ilişkin bilgiler, Bulunmalıdır.
1 – ŞİKAYET HAKKI:
Karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet vermek suçu şikayete bağlı suçlardan olduğu için şikayetçinin şikayete hakkı olup olmadığı araştırılmalıdır.
Karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet vermek suçunda şikayet hakkı HAMİL’e tanınmıştır. Hamil; çeki elinde bulunduran kişidir.
Çeki elinde bulundurması (hamil olması) koşuluyla; emrine çek keşide edilen, çeki bankaya ibraz eden veya ciro silsilesine uygun olarak çekin arkasında cirosu bulunan kişinin şikayet hakkı vardır.
(5941 Sayılı Çek Kanunu madde 5/1.)
2 – ŞİKAYET SÜRESİ:
Şikayetin süresinde yapılıp yapılmadığı araştırılmalıdır.
Şikayet süresi T.C.K. nın genel hükümlerinde düzenlenmiştir.
Şikayet süresi altı aydır.
(5237 Sayılı T.C.K. nun 73 / 1. maddesinde : (1) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikâyette bulunmadığı takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. )
3 – ŞİKAYETİN BAŞLANGIÇ TARİHİ:
5941
Sayılı Çek Kanunu‘nda şikayet süresinin başlangıç tarihi, çekin kanuni ibraz süresi içerinde bankaya ibraz edildiği ve karşılıksızdır işleminin yapıldığı tarihtir.
4- ÇEKİN UNSURLARI:
Çekin unsurlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
Çekin unsurları T.T.K. nun 692. maddesinde sayılmıştır.
T.T.K. nun 692. maddesindeki unsurlara ilave olarak, 5941 Sayılı Çek Kanunu 2. maddesinde sayılan bazı bilgilerin de çekin üzerine yazılması gerekmektedir. Ancak; 2. maddede sayılan bilgilerin çekin üzerine yazılmamış olması, T.T.K. nun 692. maddesindeki unsurları taşıması kaydıyla çekin geçerliliğini etkilemez. (Madde 2/9)
4814 sayılı yasayla değişik 3167 sayılı Çek Yasası 3. maddesine göre 31.07.2003 tarihi ile 5941 Sayılı Çek Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 20.12.2009 tarihi arasında düzenlenen çeklerde vergi kimlik numarası T.T.K. nun 692. maddesinde sayılan unsurlara ilave unsur olarak aranacak ve bu tarihler arasında düzenlenen çeklerde vergi kimlik numarasının bulunmaması; çekin geçerliliğini etkileyecek, çek adi belge niteliğinde kabul edilecektir.
T.T.K. nun 692. maddesinde sayılan çekin unsurlarından herhangi birisinin veya 31.07.2003-20.12.2009 tarihleri arasında düzenlenen çeklerde vergi kimlik numarasının bulunmaması (eksik olması) halinde; 3167 Sayılı Çek Yasası 16. veya 5941 Sayılı Çek Kanunu 5/1. maddesinde düzenlenen suç oluşmaz, ancak bu durumda dolandırıcılık suçunun oluşup oluşmadığı kararda tartışılmalıdır.
4 – İBRAZ TARİHİ:
Çekin süresinde ibraz edilip edilmediği araştırılmalıdır.
5941 Sayılı Çek Kanunu göre çekin muhataba ibraz edildiği tarih, karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet vermek suçunun oluşumunu etkilemektedir.
5. maddenin 1. fıkrasına göre; çekin, üzerinde yazan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içerisinde ibrazı halinde karşılıksızdır işlemi yapılırsa suç oluşmaktadır. Önceden ibraz halinde bu maddede düzenlenen suç oluşmamaktadır.
İbraz süresinin nasıl hesaplanacağı T.T.K. 708. maddesinde gösterilmiştir.
(T.T.K. Madde 708 – Bir çek keşide edildiği yerde ödenecekse on gün; keşide edildiği yerden başka bir yerde ödenecekse bir ay içinde muhataba ibraz edilmelidir.
Ödeneceği memleketten başka bir memlekette keşide edilen çek keşide yeri ile ödeme yeri aynı kıtada ise bir ay ve ayrı ayrı kıtalarda ise üç ay içinde muhataba ibraz edilmelidir.
Bu bakımdan, bir Avrupa memleketinde çekilip ve Akdeniz’de sahili bulunan bir memlekette ödenecek olan ve bilmukabele Akdeniz’de sahili olan bir memlekette çekilip bir Avrupa memleketinde ödenmesi lazım gelen çekler aynı kıtada keşide edilmiş ve ödenmesi şart kılınmış sayılır.
Yukarda yazılı müddetler, çekte keşide günü olarak gösterilen tarihten itibaren işler.)
a- 3167 Sayılı Çek Yasası‘na göre çekin üzerinde yazan keşide tarihinden önce çekin muhataba ibrazı, suçun oluşumunu engellememekte iken 28.02.2009 tarihinde 3167 Sayılı Çek Yasasına eklenen geçici 2. maddeye göre; çekin önceden ibrazı halinde karşılıksız çek keşide etmek suçu oluşmamakta, ancak karşılıksız çıkan çek nedeniyle hukuki takip yapılması mümkün olmaktaydı.
b- 5941 Sayılı Çek Kanunu‘na göre ise; çekin üzerinde yazan keşide tarihinden önce ibraz edilmesi halinde hem karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet vermek suçu oluşmamakta hem de bu çekle ilgili hukuki takip yapılması engellenmektedir. (Madde 3/8 – GEÇİCİ Madde 1/8)
5 – KEŞİDECİNİN YETKİSİ;
Çeki keşide edenin çek keşide etmeye yetkili olup olmadığı araştırılmalıdır. Keşideci, çek keşide etmeye yetkili olmadığı halde hesap sahibinin bilgi ve isteği dışında çek keşide etmiş ise; 5941 Sayılı Çek Kanununda düzenlenen suç oluşmaz, ancak unsurları bulunması halinde T.C.K. düzenlenen dolandırıcılık suçu oluşur.
6 – Çek hakkında ihtiyati tedbir kararı ya da mahkeme tarafından verilmiş ödemeden men kararı bulunması halinde ihtiyati tebbir veya ödemeden men kararının kaldırılıp kaldırılmadığı araştırılmalıdır.
7- ŞÜPHELİNİN SAVUNMASININ ALINMASI;
C.M.K. hükümlerini uygulanmak suretiyle şüphelinin savunması alınmalıdır.
8- YABANCI PARA CİNSİNDEN KEŞİDE EDİLEN ÇEKLER;
Yabancı para ile çek keşide etmek mümkündür.
Ancak; hükümde tayin edilen adli para cezası Türk Lirası olmalıdır. Herhangi bir yabancı para cinsinden (dolar, euro, vs.) ceza tayin edilerek hüküm kurulamaz.
Yabancı paranın Türk Lirası karşılığı belirlenmelidir.
Çekte belirtilen yabancı paranın, çekin muhataba ibraz edildiği tarihte Merkez Bankasının efektif satış kuruna göre Türk Lirası karşılığı bulunmalıdır.
9- ADLİ PARA CEZASI MİKTARININ BELİRLENMESİ:
5941 Sayılı Çek Kanunu 3. maddesine göre muhatap banka karşılıksızdır işlemi yaparken, ibraz edilen çekin arkasına;
Banka tarafından ibraz eden hamile kısmi ödeme yapılmış ise bu miktar çek bedelinden düşüldükten sonra ya da banka ibraz eden hamile hiç ödeme yapmamış ise bu durum belirtilmek suretiyle çekin karşılıksız kalan miktarını açıkça yazmak zorundadır.
Mahkemece tayin edilen adli para cezası; muhatap bankanın çekin arkasında açıkça gösterdiği çek bedelinin karşılıksız kalan kısmından az olmamalıdır.
Ancak; resmi belgelerle kanıtlanmak suretiyle ya da şikayetçinin kabul etmesi halinde hüküm tarihine kadar söz konusu çek karşılığı hamile ödenen bedel cezadan düşülmelidir.
10- HÜKÜM KURMA
a-
Çeki keşide etsin veya etmesin “hesap sahibi gerçek kişi” hakkında; 5941 Sayılı Çek Kanunu 5/1. maddesine göre çekin karşılıksız kalan miktarından az olmamak üzere adli para cezası ve çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı,
b- Hesap sahibi gerçek kişi adına açılmış çek hesabından, “Yetkili yada yetkisiz temsilci” veya “yetkisiz vekil” hakkında sadece çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı, (Madde 5/4.)
c- İbraz tarihinde tüzelkişi adına “çek hazırbulundurmakla yetkili tüzelkişi temsilcisi” veya mali sorumlu belirlenmemiş ise “yönetim organının” tamamı hakkında; 5941 Sayılı Çek Kanunu 5/1. maddesine göre çekin karşılıksız kalan miktarından az olmamak üzere adli para cezası ve çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı,
d- İbraz tarihinde tüzelkişi adına çek karşılığını bankada hazır bulundurmakla yükümlü olmadığı halde çek keşide eden tüzelkişi temsilcisi veya vekili hakkında, sadece çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı, (Madde 5/4.)
e- Hesap sahibi tüzelkişi hakkında, sadece çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı, (Madde 5/4.) Kararı verilmelidir.
Hüküm kurulabilmesi için Cumhuriyet savcılığınca, cezalandırılmaları talebiyle iddianame düzenlenmiş olmalıdır.(Tebligname No:10/2010-41)

————————————————————

BU KARARLAR KARŞISINDA:(Tebligat ve Savunma)

Usul kurallarındaki değişikliğin geçmişe etkili olmaması ve yürürlükten sonra uygulanması ilkesinin Yargıtayca dikkate alınmadığını (zira mahkeme kararı 3167 sayılı yasa yürürlükteyken verilmiş) ve bunun sonucu olarak da 20.12.2009 tarihinden önce de sanığa CMK 195 meşruhatlı çağrı kağıdı çıkartılarak sonuçlandırılan tüm yargılamalarda verilen kararların sırf bu nedenle bile bozulmaya mahkum olduğu, hatta bu tarihten önce yapılan tebligatlarla sürdürülen davalarda da sanık savunmasının mutlaka alınması gerektiğini… anlamamız gerekiyor..

>Çek Kanunu örnek taahhütnameler

23/12/2009 144 yorum

>

Cezavinde bulunan Arkadaşlarımızın vereceği taahhütname örneği..

…….. E TİPİ KAPALI CEZAEVİ MÜDÜRLÜĞÜ
Gönderilmek Üzere
……………… ASLİYE CEZA MAHKEMESİNE
İLAMAT NO :
MAHKEME ESAS NUMARASI :

MAHKEME KARAR NUMARASI :
TALEPTE BULUNAN :
TALEP KONUSU : Taahhütname
TAAHHÜTNAME TARİHİ :
TALEP : Cezanın infazının durdurulması ve tahliye
Mahkemenizin yukarıda esas ve karar sayılı ilamı ile ………..TL adli para cezasının infazı nedeni ile halen …….. E tipi Cezaevinde bulunmaktayım.

20/12/2009 gün ve 27438 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5941 Sayılı Çek kanunu 6 ncı maddesi hükmünde belirtildiği üzere karşılıksız kalan çek bedelinin üzerinde yazılı düzenleme tarihine göre işleyecek 3095 sayılı Kanuna göre ticari işlerde temerrüt faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte 2 yıl içerisinde tamamen aşağıda belirttiğim şekilde ödemeyi kabul ve taahhüt ediyorum.

Mahkemenizce verilen cezamın, 5941 sayılı Çek Kanununun geçici 2/1-b maddesine göre infazının durdurulmasına ve tahliyeme karar verilmesini arz ederim.
Adı soyadı :
Tarih :
İmza :
TEBLİGAT ADRESİM :

ÖDEME TAAHHÜT KURALI :
1.) 5941 S.Kanunun 6 ncı maddesinde belirtilen toplam miktarının en az 1/3 ünü taahhüt tarihinden itibaren 1 yıl içerisinde ( taksitler halinde veya – tamamını )
2.) 5941 S. Kanunun 6 ncı maddesinde belirtilen geri kalan miktarı ise taahhüt tarihinden itibaren 1. yıl sonundan başlayıp 2. yılın sonuna kadar ödemeyi ( taksitler halinde veya tamamını) taahhüt ediyorum.
ÖDEME PLANI:
ÇEK BEDELİ : ………………………. TL
1. YIL ÖDEME PLANI

2. YIL ÖDEME PLANI
S, NO TARİH ÖDENECEK MİKTAR S, NO TARİH ÖDENECEK MİKTAR
1 …/…./… ………TL + FAİZ 1. …/… ….TL+FAİZ
2 …/…./… ………TL + FAİZ 2. …/… ….TL+FAİZ
3 …/…./… ………TL + FAİZ 3. …/… ….TL+FAİZ
4 …/…./… ………TL + FAİZ 4. …/… ….TL+FAİZ
5 …/…./… ………TL + FAİZ 5. …/… ….TL+FAİZ
6 …/…./… ………TL + FAİZ 6. …/… ….TL+FAİZ
7 …/…./… ………TL + FAİZ 7. …/… ….TL+FAİZ
8 …/…./… ………TL + FAİZ 8. …/… ….TL+FAİZ
9 …/…./… ………TL + FAİZ 9. …/… ….TL+FAİZ
10 …/…./… ………TL + FAİZ 10. …/… ….TL+FAİZ
11 …/…./… ………TL + FAİZ 11. …/… ….TL+FAİZ
12 …/…./… ………TL + FAİZ 12. …/… ….TL+FAİZ

—————————————————————————————–

Halen Kaçak durumda veya davası olan Arkadaşlarımız için taahhütname örneği..

…………. ASLİYE CEZA MAHKEMESİNE
İnfaz Dosyasına Gönderilmek Üzere
CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA
..…. Mahkemesinden İnfazın durdurulması kararı
C.Savcısı
…/…/….
İLAMAT NO :
MAHKEME ESAS NUMARASI :
MAHKEME KARAR NUMARASI :
TALEPTE BULUNAN :
TALEP KONUSU :
Taahhütname
TAAHHÜTNAME TARİHİ :
TALEP : Cezanın infazının durdurulması
Mahkemenizin yukarıda esas ve karar sayılı ilamı ile …….. TL adli para cezasının infazı nedeni ile aranmaktayım.
20/12/2009 gün ve 27438 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5941 Sayılı Çek kanunu 6 ncı maddesi hükmünde belirtildiği üzere karşılıksız kalan çek bedelinin üzerinde yazılı düzenleme tarihine göre işleyecek 3095 sayılı Kanuna göre ticari işlerde temerrüt faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte 2 yıl içerisinde tamamen aşağıda belirttiğim şekilde ödemeyi kabul ve taahhüt ediyorum.

Mahkemenizce verilen cezamın, 5941 sayılı Çek Kanununun geçici 2/1-b maddesine göre infazının durdurulmasına karar verilmesini arz ederim.

Adı soyadı :
Tarih :
İmza :
TEBLİGAT ADRESİM :

ÖDEME TAAHHÜT KURALI :
1.) 5941 S.Kanunun 6 ncı maddesinde belirtilen toplam miktarının en az 1/3 ünü taahhüt tarihinden itibaren 1 yıl içerisinde ( taksitler halinde veya – tamamını )
2.) 5941 S. Kanunun 6 ncı maddesinde belirtilen geri kalan miktarı ise taahhüt tarihinden itibaren 1. yıl sonundan başlayıp 2. yılın sonuna kadar ödemeyi ( taksitler halinde veya tamamını) taahhüt ediyorum.

ÖDEME PLANI:
ÇEK BEDELİ : ………………………. TL
1. YIL ÖDEME PLANI

2. YIL ÖDEME PLANI
S, NO TARİH ÖDENECEK MİKTAR S, NO TARİH ÖDENECEK MİKTAR
1 …/…./… ………TL + FAİZ 1. …/… ….TL+FAİZ
2 …/…./… ………TL + FAİZ 2. …/… ….TL+FAİZ
3 …/…./… ………TL + FAİZ 3. …/… ….TL+FAİZ
4 …/…./… ………TL + FAİZ 4. …/… ….TL+FAİZ
5 …/…./… ………TL + FAİZ 5. …/… ….TL+FAİZ
6 …/…./… ………TL + FAİZ 6. …/… ….TL+FAİZ
7 …/…./… ………TL + FAİZ 7. …/… ….TL+FAİZ
8 …/…./… ………TL + FAİZ 8. …/… ….TL+FAİZ
9 …/…./… ………TL + FAİZ 9. …/… ….TL+FAİZ
10 …/…./… ………TL + FAİZ 10. …/… ….TL+FAİZ
11 …/…./… ………TL + FAİZ 11. …/… ….TL+FAİZ
12 …/…./… ………TL + FAİZ 12. …/… ….TL+FAİZ

———————————————————————————————-

>Çek yasa taslağında kast unsuru aranıyor

09/10/2009 32 yorum

>

Tcmb TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI

Konu :3167 sayılı Kanun hak. 01 EKİM 2009
Takas işl. md:/3451/ 58164
İlgi : T.C. Devlet Bakanlığı ve Başbakan Yardımcılığı’na
muhatap :14.08.2009 tarihli dilekçeniz.

Sayın: ……
İlgide kayıtlı dilekçeniz konusu: 3167 sayılı kanun.

Çekle ödemelerin düzenlenmesi ve çek hamillerinin korunması hakkında kanunun ceza hükümlerinin uygulanmasına ilişkin yapılan başvurunuz incelenmiştir.

Bilindiği gibi, 3167 sayılı çekle ödemelerin düzenlenmesi ve çek hamillerinin korunması hakkında kanunu yürürlükten kaldıran ve Adalet bakanlığının koordinasyonunda çeşitli kurumların katkısıyla hazırlanıp 8.5.2009 tarihinde TBMM Başkanlığına sevk edilen 1/710 Esas numaralı Çek Kanunu Tasarısı, Adalet Komisyonunda görüşülmüş ve ayrıntılı biçimde incelenmesi amacıyla Alt Komisyona sevk edilmiştir. Tasarıya ilişkin olarak 8-9 Haziran 2009 tarihlerinde yapılan toplantıda oluşturulan Alt Komisyon Kurumumuzdan görüş istemiş ve ilgi görüş kurumumuzca Alt komisyona iletilmiştir, Alt Komisyon raporu hazırlanarak Adalet Komisyonu Başkanlığına sevk edilmiş ve çalışmalar bu aşamada kalmıştır.

Buna göre yeni Çek Kanunu Tasarısı ile çekin üzerinde yazılı bulunan düzenlenme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına “kasten” sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikayeti üzerine, sulh mahkemesince adli para cezasına hükmedileceği düzenlenmiştir. Böylece Tasarı mevcut yasanın aksine, suçu “objektif sorumluluğu” gerektirmeyen “kasta” dayalı kusurluluğu gerektiren bir suç olarak nitelendirmiş ve adli para cezası sistemi getirmiştir.

Bilgi edinilmesini rica ederiz.

TÜRKİYE CUMHURİYETİ MERKEZ BANKASI
İdare Merkezi

Dr. Çiğdem Koğar Aydın Altınok




Doç. Dr.Mehmet Yörükoğlu
Başkan Yardımcısı

Arkadaşlarım,
Karşılıksız çeklerle ilgili yaşanan sorunlar PTT yoluyla Ali Babacan’a hitaben, Hazine Müşteşarlığı adresine yazılmıştır, Merkez bankasının vermiş olduğu cevap PTT yoluyla adrese gelmiştir, Bu dilekçenin Merkez Bankası Tarafından niçin cevaplandırıldığı konusunda bir fikrimiz yok, sanıyorum Ekonomiden sorumlu Bakanlık karşılıksız çeklerle ilgili Merkez Bankasını yetkilendirmiş, nede olsa Karşılıksız çeklerle ilgili istatistiki bilgilerde Merkez Bankası tarafından açıklanıyor, Karşılıksız çıkan çek sayısı,poretostolu senet vs..
Olayı bu mantıkla değerlendirmek lazım,Ekonomi Bakanlığının Karşılıksız çeklerle ilgilenen endeksleri tutan gerekli açıklamaları yapan ilgili birimi hangisidir?

ilgili yazılar: http://www.cekmagdurlari.com/2009/10/cek-yasasi-zihniyet-degismeyecek.html

Kategoriler:Genel Etiketler:,

>Karşılıksız çek adli para cezası temyiz yolu

07/10/2009 8 yorum

>

İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Seferihisar Sulh Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: Sanığın bir banka şubesinden almış olduğu çek defterlerini yasal ihtara rağmen süresi içerisinde ilgili bankaya iade etmemesi üzerine açılan kamu davasında, itiraz konusu kuralların Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptalleri için başvurmuştur.

İTİRAZIN GEREKÇESİ
Sanığın eyleminin sabit olması halinde itiraza konu olan kuralın sanık hakkında uygulanması mutlaktır. Çünkü 23.03.2005 tarih ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 8. maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin 26.09.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemeleri Kuruluş Görev ve Yetkileri Hakkındaki Kanunun geçici 2. maddesi uyarınca Resmi Gazetede ilan edilecek göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş kanunlar hakkında kesinleşinceye kadar Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 322. maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkraları hariç olmak üzere 305 ila 326. maddeleri uygulanır hükmü yer almıştır. Bu durumda 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 305/1 maddesinde yer alan (2000 YTL) iki milyar liraya kadar para cezalarına dair olan hükümler temyiz olunamaz hükmü halen yürürlükte olup sanık hakkında suç tarihi itibarı ile 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Karşılıksız Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanuna göre 350 TL adli para cezası verileceği ve bu cezanın temyiz edilemeyeceği yukarıda belirtilen yasa maddesi ile açıkça sabittir 2709 sayılı T.C. Anayasasının-başlangıç hükümleri ve 2., 5. maddelerinde Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Hukuk Devleti olup kimsenin Hukuk Devleti dışına çıkamayacağı, Devletin amaç ve görevlerinin kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak ve insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartlara hazırlamaya çalışmak olduğu Anayasanın 10. maddesinde herkes din, ırk, renk, siyasi, düşünce, felsefi inanç, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşit olduğunu hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamayacağını, 11. maddeye göre Anayasa hükümlerinin yasama, yürütme, yargı organları ile tüm idari makamları bağlayan temel hukuk kuralları olduğunu ve Kanunun Anayasaya aykırı olamayacağını, 12. maddesi herkesin kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahip olduğunu, temel hak ve hürriyetlerin kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarının ihtiva ettiğini, 13. maddesinin temel hak ve hürriyetlerinin özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği ve bu sınırlamanın Anayasanın sözüne, ruhuna demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağını, 36. maddesinde ise hak arama hürriyetinden bahsettiği herkesin meşhur vasıta ve yollardan faydalanmak sureti ile yargı merciler önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir.
Özet olarak belirtilen amir kurallar gereğince temel hak ve hürriyetlerin kısıtlanması ancak kanunla tayin edileceği ve bu sınırlamanın demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olamayacağı, adil yargılama hakkının temelde “insan hakkı olduğu açıkça Anayasamızda belirtilmiştir. Adil yargılanma hakkı hak arama özgürlüğünün pratiği olup kişilerin doğru ve güvenli yargılanma hakları vardır, doğru ve güvenli yargılanma hakkının işlerlik kazandığının en önemli göstergesi yargıya duyulan güvene inanç olarak ortaya çıkmasıdır. İnsanların haksız olarak yargılandıkları zaman adalet yerine gelmez. Masum kişilerin mahkum edildiği veya davalar adil olarak görünüyorsa adalet saygınlığını yitirir adil yargılanma temel bir insan hakkıdır. Suçlunun haklarının ihlali duruşma öncesi, duruşma sırasında ve duruşma sonrasında verilen hükmün infazına kadar devam eder. Bir kişinin adil olarak yargılanıp yargılanmadığının göstergesi ise hakkında verilen kararın bir üst mahkemeye başvurma hakkı tanımasına bağlıdır. Adli bir suçtan dolayı hüküm giymiş kişilerin mahkumiyet kararı bir üst mahkeme tarafından yeniden gözden geçirilmesi Anayasanın 38. maddesinde yer alan adil yargılanma hakkı ile korunmuştur. Ancak 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanununu 305/1 yer alan iki milyar lira (2000 TL) kadar yer alan para cezalarına dair olan hükümler temyiz olunamaz hükmü ile 5271 sayılı Ceza Mahkemesi Kanununun 272/3-a maddesinde yer alan “sonuç olarak belirlenen 2000 TL. ye dair adli para cezasına mahkumiyet hükümlerine karşı istinaf yoluna başvurulamaz” hükümleri yukarıda belirtilen Anayasa maddelerine aykırıdır. Sanıkların işlediği suçların ayırımına göre ve alacakları ceza türlerine göre temyiz veya istinaf yoluna başvuramaz veya bu yolun kimi sanıklar için açık kimi sanıklar için kapalı olmasının Anayasanın 10. maddesinde yer alan eşitlik ilkesine de aykırıdır. Aynı zamanda kişinin bir üst mahkemeye başvurma hakkı da adil yargılanıp yargılanmadığının denetlenmesinin istenmesi temel bir insan hakkı olup, aynı hukuki durumda bulunanlardan “bir kısmına aynı hakkın tanınması bir kısmına ise tanınmaması Anayasaca koruma altına alınmamıştır. Hak arama hürriyetine ilişkin hükümler ile eşitlik ilkesine de aykırı ve Hukuk Devleti ilkesi ile de bağdaşmamaktadır.

ESASIN İNCELENMESİ
Hak arama özgürlüğü Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenmiş ve anılan maddede hak arama hürriyeti için herhangi bir sınırlama nedeni öngörülmemiş ise de mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usullerinin kanunla düzenleneceğini öngören Anayasa’nın 142. ve davaların mümkün olan süratle sonuçlandırılmasını ifade eden Anayasa’nın 141. maddelerinin, hak arama hürriyetinin kapsamının belirlenmesinde gözetilmesi gerektiği açıktır. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuk güvenliğini sağlayan, bütün etkinliklerinde hukuka ve Anayasa’ya uyan, işlem ve eylemleri bağımsız yargı denetimine bağlı olan devlettir. Yasaların kamu yararının sağlanması amacına yönelik olması, genel, objektif, adil kurallar içermesi ve hakkaniyet ölçütlerini gözetmesi hukuk devleti olmanın gereğidir. Bu nedenle yasa koyucunun hukuki düzenlemelerde kendisine tanınan takdir yetkisini anayasal sınırlar içinde adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütlerini göz önünde tutarak kullanması gerekir.
İtiraz konusu kuralda, ceza mahkemelerince sonuç olarak hükmedilen iki milyar liraya kadar adli para cezalarına ilişkin hükümlerin temyiz edilemeyeceği belirtilmektedir. Söz konusu kuralla, verilen cezanın doğrudan ya da kısa süreli hapis cezasından çevrilen adli para cezası olup olmadığı dikkate alınmaksızın, yalnızca sonuç olarak hükmedilen ceza miktarını esas alınmıştır. Yasa koyucunun ceza mahkemelerinden verilen kararların bir kısmına temyiz yolunu kapatmadaki amacının tüm kararların Yargıtay incelemesine tabi tutulması durumunda Yargıtay’ın iş yükünün artacağı ve sonuçta yargılamanın yavaşlayacağı düşüncesi olduğu açıktır. Bir başka ifade ile yasa koyucu, önemsiz sayılabilecek bazı suçlardan ötürü verilen kararlara karşı temyiz yoluna başvurulmasına yasa ile sınır getirmiştir. Ceza adalet sisteminde “önemsiz sayılabilecek suçlar” kategorisi içerisinde mütalaa edilebilmeleri mümkün bulunan doğrudan para cezası verilmesini gerektiren suçlar için öngörülen temyiz edilebilme sınırının, paranın bugünkü satın alma gücü karşısında adalet duygusunu rencide edecek veya hukuk devleti kavramıyla bağdaşmayacak sonuçlara yol açacak boyutta bulunmaması nedeniyle, itiraz konusu kuralın doğrudan hükmedilen adli para cezaları yönünden Anayasa’nın 2., 36., 141. ve 142. maddelerine aykırı bir yönü bulunmamaktadır.
Buna karşılık, hapis cezasını gerektiren suçları ve dolayısıyla da bu suçlardan ötürü verilen adli para cezalarını “önemsiz” olarak kabul ekmek mümkün değildir. Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin Ek 7 numaralı protokolünün 2. maddesinde iki dereceli yargılanma hakkının istisnası olarak gösterilen “az önemli suçlar” ya da “hafif suçlar” tabirinin, aynı Sözleşme’nin maddeye ilişkin açıklamasında suçun cezasının hapis cezasını gerektirip gerektirmeyeceğine bakılarak saptanması gerektiğinin ifade edilmesi karşısında, itiraz konusu kuralla getirilen düzenlemenin hapis cezasından çevrili adli para cezaları bakımından adil yargılanma hakkıyla bağdaşmadığı açıktır.
Diğer taraftan, hapisten çevrilen adli para cezalarına ilişkin mahkumiyet kararlarının mevzuatımızda hükümlü bakımından dolaylı olarak hak yoksunluğu sonucunu doğurabilecek suçlara ilişkin olması durumunda, sanıkların bu kararları temyiz edememesi hakkaniyete aykırı bir takım sonuçlara da yol açabilecektir. Örneğin hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik veya güveni kötüye kullanma suçlarında, malın değerinin azlığı, etkin pişmanlık veya diğer cezai indirim nedenlerinin uygulanması sonucunda, sonuç olarak hükmedilecek hapisten çevrili adli para cezalarının temyiz edilebilirlik sınırının altında kalma olasılığı mevcuttur. Bu durumda, temyiz sınırının altında kalan hapisten çevrili bir adli para cezasına mahkum olan kişi devlet memuru olamayacak, milletvekili seçilemeyecek veya bir siyasi partiye üye olamayacaktır. Kişi hakkında böylesi ağır sonuçlar doğurabilecek bir suçtan dolayı verilecek mahkumiyet kararını önemsiz veya hafif saymaya olanak bulunmadığı gibi, korunan hukuki yarar ve yasa koyucuya tanınan takdir yetkisi birlikte değerlendirildiğinde, söz konusu düzenlemenin adalet ve hakkaniyet ilkeleriyle de bağdaşmadığı açıktır.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kuralla yalnızca sonuç olarak hükmedilen adli para cezası esas alınarak, hapisten çevrili adli para cezalarının nitelikleri ve kişi bakımından sonuçları göz ardı edilerek, bunları da kapsayacak biçimde temyiz yoluna getirilen parasal sınır, Anayasa’nın 2. ve 36. maddelerine aykırıdır. Kuralın iptali gerekir.

SONUÇ
4.4.1929 günlü, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun, 21.1.1983 günlü, 2789 sayılı Yasa’nın 1. maddesiyle değiştirilen 305. maddesinin ikinci fıkrasının 18.11.1992 günlü, 3842 sayılı Yasa’nın 28. maddesiyle değiştirilen (1) numaralı bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, B- İptal edilen bendin doğuracağı hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edici nitelikte görüldüğünden, Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 53. maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları gereğince iptal hükmünün, KARARIN RESMİ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK BİR YIL SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE,
23.7.2009 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

İlgili yazılar: Ahmet İyimaya Çek Mağdurları sana güvenmiyor

Kategoriler:anayasa Etiketler:, ,