Başlangıç > çek mağdurları > >Ekonomik Güç ve Adalet Kavramı

>Ekonomik Güç ve Adalet Kavramı

>

Türkiye’de şu son dört beş yılda Anayasa’dan Ticaret Hukuku’na kadar pek çok yasada önemli değişiklikler yapıldı karakollardan mahkeme ve cezaevlerine, soruşturmadan yargılama ve infaz safhasına kadar bu ülkedeki adalet mekanizmasının tamamının köklü bir reformdan geçmediği ve hiçbir ciddi adımın atılmadığı da ortada.
Türkiye toplumunda yaygın hak-hukuk-yasa anlayışına, toplumumuzda egemen adalet kültürüne de bakmak gerekiyor.

Dikenli noktalardaki bu kültürün oluşmasında şüphesiz, en hafif deyimiyle pederşahi devletimizin ezici zorlamalarının payı büyüktür.

Ama bu zorlamalara direnmek yerine içselleştirmeyi, karşı durmak ve alternatifine yönelmek yerine etrafından dolanmayı seçen genel toplumsal tutumun da payını unutmamak kaydıyla.

İçinde yaşadığımız sınıflı toplumlarda düzenin, toplumsal hiyerarşinin güce göre şekillendiği genel kural olmakla birlikte, her toplum biçiminde gücün, asli gücün içeriğinin farklı olduğu da bir gerçektir. ve yine genelleyerek ifade edecek olursak, Batıdan başlayan modern burjuva kapitalist devrimin öncesinde tüm toplumlarda sınıflar, zümreler, tabakalar, kastlar askeri idari güç ile temsilcileri ve simgeleri aracılığıyla işlev gören ilahi güce sahip olma dereceleri ile düzen içinde yerlerini almaktaydılar.

Modern toplumlarda kestirme ifadeyle ekonomik gücün başat, asli güç konumuna gelişi aynı zamanda gücün kullanım tarzı, işlevini gerçekleştirme biçimi açısından da devrim denilebilecek bir farklılığa işaret eder.
Türkiye’deki adalet-hukuk kültürü açısından bu noktanın iyice anlaşılmasının kritik önemi vardır.
Ekonomik güç, elde edildiği faaliyetlerin üretim, ticaret niteliği gereği ölçülebilen, dolayısıyla sınırları bilinebilen, en az iki taraflı bir ilişkiyi gerektirdiği gibi, tarafların belli anlaşma hükümlerine, kural ve yasalara uymalarıyla temin edilebilen bir güç türüdür.

Oysa ilahi-kutsal güç niteliği gereği sınırsız ve ölçülemez, idari-askerî güç ise, doğal-organik kökeni nedeniyle sadece kendisiyle, kendi türüyle sınırlanabilen, dolayısıyla keyfî bir güç biçimidir. Ekonomik güç sahibinin kendini gerçekleştirmesi ve çoğaltması için ilişkinin öbür tarafının da belli bir ekonomik güçte olması zorunlu koşuldur. Oysa hem ilahi hem de fizik-askerî gücün, bu güç niteliğiyle ilişkide olduğu ötekisini kendine ait güç özelliğinden yalıtması, onu kendi karşısında, tamamen güçsüz hale getirmesi, mantığının bu yöne doğru çalışması doğası gereğidir.
Bu kavram analizi ile sözü getirmek istediğimiz nokta, pre modern toplumlarla modern toplumlarda gücün, güç algısının yasa ve kurallara hangi gözle baktığını göstermektir. Pre modern toplumda, toplumun genel çerçevesini belirleyen herkese şamil yasalar olmakla birlikte, bunların dışında, en güçlü den itibaren konulan yasa ve kurallar yasa kural koyucuları değil, onun altındaki güçsüzleri bağlar.

O toplumda bir güçsüz hangi güçlü tarafından konulmuş kuralı ihlal edebilmişse o güçlü ile eşit veya üst güçlülük konumuna gelmiş sayılabilir.

Özetle pre modern kapitalist toplumda kişi ve zümrelerin güçlülük derecesi kural-yasa ihlal edebilme, çiğneyebilme kapasiteleri performans larıyla orantılıdır.

Konumuz açısından işin bu yönüyle ilgilenmiyoruz.

Ayrıca yine ekonomik güç sahiplerinin, kural ve yasaların yorum gerektirdiği durumlarda ekonomik güçlerini bu yorumun lehlerine olabilmesi yönünde kullandıklarını belirtmek de gereksiz.

Burada ayırt edici nokta, bunun, o yorumu yapacak mahkeme gibi organları doğrudan ekonomik güç aktarımı para, rüşvet veya zor, tehdit yoluyla yaptırılmasının titizlikle gözetilen bir sistem düzen yasağı olmasıdır.

Bu özetle yapılan açıklamaların ışığında başlıca modern kapitalist toplumlarda, başta mahkemeler olmak üzere tüm kural-yasa uygulayıcı kamu kurumlarında rüşvetin son derece ender ve ağır müeyyideye tabi bir anormallik ve suç olmasının, torpil müessesesinin gayet zor işletilebilmesinin, vergi kaçakçılığı gibi bir fiilin asla marifet sayılmayıp bu işin faillerinin geniş çoğunluk tarafından da aşağılanma nedeni sayılmasının, o toplumların yaradılış özelliklerine, ahlaki vasıflarının doğal yüksekliğine veya disiplin-düzen kurma konusundaki yeteneklerine değil, modern -güç- zihniyetini içselleştirme performanslarına bağlamak gerekir öncelikle.

Bunu mümkün kılan tarihsel, kültürel, dinsel… bağlamı irdelemek konumuz değil, ama, bu gibi ülkelerin, adalet mekanizmaları en az sorunlu ve en az skandal üreten ülkeler olduğu da ortadadır.
Adalet mekanizmasındaki kronik bozuklukların giderek ağırlaşmasının yanı sıra, her yıl birkaç adli hukuki skandalla karşılaşmaya adeta alıştı.

Birkaç yıl önce bizzat bir Yargıtay Başkanı, hakimler cüzdanları ve vicdanları arasında sıkışmıştır dediğinde, modern bir toplumda tüyleri diken diken edecek bu söz birkaç gün sonra unutulup gitti.

Bir mafya şefi ile şaibeli ilişkilerine dair güçlü karineler olan son eski Yargıtay Başkanı istifa etmeyi düşünmedi bile. Dosyası kapatıldı, “şerefiyle” emekli edildi. Rüşvetin yaygınlık ve etkililik derecesi, iyi avukattan öncelikle neyin anlaşıldığı gibi normalleşmiş gerçeklerimize şu son yıllarda “mahkemeyi ayarlamak” gibi deyimler de eklendi.

Türkiye’de adaletin bu, devlet aygıtı üzerinden görünen manzarası kağıt üzerinde model aldığı modern hukuk devleti normları ile bakan birine dudak uçuklatacak kadar çarpık, çarpıtılmış görünecektir. Ama aynı olgulara Türkiye’nin kendine özgü hukuk adalet kültürü içinden bakan birine o kadar da anormal, bozulmuş ve çarpılmış gelmeyecektir.

Ekonomik güçlerini kaybetmiş çek mağdurlarının, Ekonomik güç – Adalet – Yargı üçgeninden medet umması ne kadar doğrudur..

Technorati Etiketleri:

Reklamlar
Kategoriler:çek mağdurları Etiketler:,
  1. 05/09/2009, 15:26

    >ARKADAŞLARSAYIN LEVENT KIRCA, OLACAK O KADAR PROGRAMINDA YAYINLAMAK ÜZERE SKEÇ HAZIRLAYACAK VE KONUMUZA DRAMLARIMIZI MEDYAYA TAŞIYACAKSKEÇPOLİSTEN KAÇAN CEZAEVİNDE OLAN ESNAF ÇEK MAĞDURLARININ DRAMLARINI HAYAT HİKAYELERİNİ.KISACA BİZİM İÇİNE DÜŞTÜĞÜMÜZ DURUM.OLACAK O KADAR VE LEVENT KIRCA TÜM MİLLETVEKİLLERİ POLİTİKACILARA TARAFINDAN İZLENEN BİR PROGRAMGÜL ABLAMIZ BU KONUDA LEVENT KIRCA İLE KONUŞTULEVENT BEY BU KONUYU İŞLEYECEKBUNUN BİRAN ÖNCE OLMASI İÇİN ASİSTANLARA BASKI YAPMALIYIZASİSTANLAR:BÜLENT DEMİR : 0537 376 46 95SELİM KAYI :0212 269 05 150 212 219 10 14 0 212 233 64 55 İMKANI OLAN ARKADAŞLAR ARASIN RİCA EDİYORUZ..

  2. 05/09/2009, 15:35

    >SELAM,Levent Kırcanın asistanlarını arayanlar lütfen görüşme notlarını aktarsın..

  3. 15/10/2009, 14:34

    >Bizler artık sayıları milyonları bulan , ekonomik kriz sebebiyle çeklerini ödeyememiş esnaflarız.Yalnızca Türkiye Cumhuriyeti devletine haiz olan ‘’Çeklerin düzenlenmesi ve çek hamillerinin korunması hakkında kanun’’ hükümleri çerçevesinde adına para cezası denilen ve Anayasamıza, uydurulmuş bir kılıf maddesiyle HAPİS cezası almış tüccarlarız.Sesimizi duyuramıyoruz ,çünkü hepimiz kaçak durumda ve aranmaktayız.Çeklerini ekonomik kriz sebebiyle ödeyememiş esnafımıza,bu çeklerini HAPİS korkusu ile ödettiren\ödettirmeye zorlayan,meclisimizi dolaylı olarak etkilemeye çalışan , Banka ve Factoringcilerin T.B.M.M ‘nin üzerinde bir yaptırımı olmasını kınıyoruz.Nitekim Başbakanımız ‘’T.B.M.M ‘nin üzerine hiçbir güç yoktur’’ demiştir.2009 yılı itibariyle ekonomik krizinde etkisiyle bu zamana kadar katlanarak büyüyen ödenemeyen çek sayısı 3.5 milyonu aşmıştır.Esnafımızı , HAPİS ile korkutarak çekini ödemeye zorlamak, bu rakamlarla da görülmüştür ki imkansız bir hal almıştır.Ödenemeyen bir çekin yasal sonucu olarak hapis cezası almış tüccarımız ,sadece alacaklı tarafın egosu için bu cezalarla karşılaşmaktadır.Cezasını tamamlayıp cezaevinden çıkanların bir çoğu, kendileri hakkında ceza davası açan alacaklının, borcunu ödemeye de yanaşmamaktır.Bu sebebledir ki artık çeklerde hapis cezalarının caydırıcılık boyutu kalmamıştır.Bu insanlık dışı kanunda alacaklı tarafa verilen bir kağıt parçasının yaptırımı hapis olmamalıdır.ÖZGÜRLÜK ve HÜRRİYET teminat olarak verilemez.Şuan itibariyle de yüzbinlerce kişi, haklarında hükmü kesinleşmiş ve kaçak bir vaziyette borçlarını kıt imkanlar dahilinde ödemeye çalışmaktadır.Cezaevindeki esnaflarımız hükümetimizden bu konuya acil bir çare beklemektedir.Sayıları milyonları bulan çek cezalısı esnafımızın oy potansiyeli düşünüldüğünde,bir siyasi partiyi meclise gönderecek sayılarla karşılaşılmaktadır.Her fırsatta duyduğumuz, iyi niyetli-kötü niyetli ayrımı için TCK’ nın ilgili dolandırıcılık maddeleri ile bu sorun çözüme kavuşturulabilir.Bizler artık babalarımızı istiyoruz.bizler artık eşlerimizi istiyoruz.çocuklarımız aç. Kaçak durumda olan esnafımızın evinden dışarı çıkmaya özgürlüğü yok bu sebepledir ki evlerine süt götüremeyen insanlar var.Bizlere bu özgürlüğümüzü veriniz.borçlarımızı ödemenin her şeyden önce kul hakkı olduğunu iyi biliyoruz.Sizler,Bankaların, Factoring firmalarının, tefecilerin, eli çantalı lobi faaliyetlerinin değil , biz esnafın vekili olduğunuzu gösteriniz.Bu zamana kadar yapılmış olan çek kanunlarında bir ilki gerçekleştiriniz.T.B.M.M.’ nin her kurumun ve kuruluşun üstünde olduğunu ispatlayınız.Likiditenin ve çeklerin ekonomide dönen payının hesabından çok,insan onuruna verilen değer ile hukukun üstünlüğünü ön plana alınız.Çek kanunu’nun şuandaki haliyle, Anayasa’ya , Hukuka, Avrupa insan hakları sözleşmesine aykırı olduğu artık tüm kesimler ve kurumlarca bilinmektedir.Yeni kanunda bu hükümlerin kaldırılması hangi etken ve kurumlar tarafından engellenmektedir bilmek istiyoruz.Alacaklı tarafa hiçbir şey kazandırmayan , sadece egonun tatmini için kullanılan , adliyeleri ve mahkemeleri icra dairesine çeviren , iş yükünü artık altından kalkılmaz hale getiren , tüm otoritelerce insanlık dışı kabul edilen , sorgusuz ve savunmasızca hükmü verilen , cezası süre bakımından 5 yıl olan, ailelerin perişan olup dağılmasına yol açan , sosyal patlamaları yavaş yavaş tetikleyen BU YASANIN BİR AN EVVEL SONUÇLANMASI VE AVRUPA BİRLİĞİ NORMLARINA GÖRE UYARLANMASINI İSTİYORUZ. BİZ ESNAF OLARAK HALEN T.B.M.M. ‘ NİN ÜZERİNDE HİÇBİR GÜCÜN OLMADIĞINA İNANIYORUZ..

  4. 17/10/2009, 17:00

    >Karşılıksız Çek Vermekten Gözaltına Alınan Yönetmen Ezel Akay Tutuklandı Karşılıksız Çek Verdiği Gerekçesiyle Antalya'da Gözaltına Alınan Yönetmen Ezel Akay, Tutuklanarak Cezaevine Gönderildi.Karşılıksız çek verdiği gerekçesiyle Antalya'da gözaltına alınan yönetmen Ezel Akay, tutuklanarak cezaevine gönderildi. Altın Portakal Film Festivali için geldiği Antalya'da bu sabah kaldığı Dedeman Otel'de polis tarafından gözaltına alınan Ezel Akay karşılıksız çek verme suçunu konu alan 3167 Sayılı Kanun'a muhalefetten Asayis Şube Müdürlüğü'ne götürüldü. Daha sonra Antalya Adliyesi'ne getirilen yönetmen Ezel Akay'ın borcunu ödemediği anlaşıldı. Adliye nezaretinde sabah saatlerinden beri bekletilen Ezel Akay hakkında Fatih Adliyesi tarafından çıkarılan tutuklama müzekkeresi bulunduğu belirtildi. Akay daha sonra tutuklanarak Antalya E Tipi Cezaevi'ne gönderildi.

  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: